10. Hukuk Dairesi 2024/2821 E. , 2024/4451 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/636 E., 2023/688 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonuc…
**10. Hukuk Dairesi 2024/2821 E. , 2024/4451 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/636 E., 2023/688 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.05.1998 tarihinden 14.03.2006 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, müvekkilinin sigortalı olduğu günlerin devamlı eksik gösterildiğini, müvekkilinin belirtilen süreler içerisinde davalıya ait işyerinde çalıştığını, eksik gösterilen sürelerin tespitine karar verilmesini isteme zaruretinin ortaya çıktığını belirterek, müvekkilinin 08.05.1998 tarihi ile 14.03.2006 tarihleri arası eksik gösterilen günleri için sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasının asılsız olduğunu, davacının iddialarını bu tarihler arasında müvekkili şirkette yada komşu işyerlerinde çalışan bordro tanıklarıyla ispatlanması gerektiğini, davacının 07.05.2003-02.12.2005 tarihleri arasındaki müvekkili şirkette mobilya montaj elemanı olarak çalıştığını, işbu döneme ilişkin çalışmasının SSK'ya bildirildiği gibi, sigorta primlerinin de şirket tarafından düzenli olarak yatırıldığını belirterek, davasının reddini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı işyerinin SGK Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi'nde 2.4618.07,07,1191793.034,41-16 sicil numaralı dosya işvereni olduğunu, 01.01.2009 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığını, halen işyerinin faal olduğunu, dosyanın 01.01.2009 tarihi itibariyle Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezi'nden nakil geldiğini, eski sicil numarasının 02.1038074.034 olduğunu, davacı tarafından tespiti istenilen sürelerin gün, ay ve yıl olarak belirtilmesi gerektiğini, Kurum kayıtlarının esas olduğunu, aksinin ispatının inandırıcı deliller olması gerektiğini, davacının işe giriş bildirgesinin bulunmadığını, davacının 2003 yılının 2 ve 3 aylarıyla 2004 yılının 1. ayında başka bir işyerinde çalışmalarının olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, Kurumun resmi kayıtlan incelenerek sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesini, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2010/978 E., 2018/377 K. sayılı kararı ile "... Somut davada SGK kayıtları, bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının 2003 yılından sonra 2005 yılına kadar davalı şirket nezdinde sigortalı gözüktüğü ve bu dönemde de bundan evvelki dönemde olduğu gibi yurt dışına giriş ve çıkışlarımın aynı şekilde devam ettiği dikkate alındığında davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin yurt dışına geçici görevle gönderilen işçinin durumu olarak kabul edilmesi gerektiği, Bu hususun 506 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Buna göre davacının Türk işçisi olarak yurt dışındaki projeye geçici görevle gönderilen kişi olarak kabulü ile sigortasının Türkiye de devam edeceği kanaatine varılmıştır. Davacının çalışmasının talep ettiği süreleri kapsar şekilde gerçek ve fiili olup olmadığı noktasında yapılan mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacının 08.05.1998 tarihinden itibaren sigortalı olduğu dönemde olduğu gibi yurt dışına giriş ve çıkışlarının bulunduğu ve bunun da davacının dosyaya ibraz edilen ve yurt dışında kurulu olan şirketin almış olduğu işlerin takibi amacıyla gittiği kanaati oluşturduğu, dinlenen bir kısım tanık beyanlarının da bunu doğruladığı, Mahkememizce davacının bu tür bir ilişki çerçevesinde gerçekten davalı işveren nezdinde çalıştığı, bu nedenle ilk yurt dışına çıkış tarihi olan 08.05.1998 tarihinden itibaren kesintisiz çalışma olgusunun kabulü gerektiği, buna göre davacının 08.05.1998-07.05.2003 ve 02.12.2005-14.03.2006 tarihleri arası süre için de bir tespit yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının ücreti konusunda yazılı bir belge ve delil başlangıcı bulunmamakta olup Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 10. Hukuk Dairesinin ilke kararları doğrultusunda ücreti ispatlayan bir belge, kanıt ve tanık beyanı bulunmaması sebebiyle bu tespitte kurum taban ücretleri esas alınmak gerektiği" gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile davacının; 8.5.1998-30.6.1998 tarihleri arasında 52 gün, günlük 1,66TL. 1.7.1998-30.9.1998 tarihleri arasında 90gün, günlük 2,10TL. 1.10.1998-31.12.1998 tarihleri arasında 90gün, günlük 2,33TL. 1.1.1999-30.6.1999 tarihleri arasında 180gün, günlük 3,11TL. 1.7.1999-31.12.1999 tarihleri arasında 180gün, günlük 3,79TL. 1.1.2000-31.3.2000 tarihleri arasında 90gün, günlük 4,00TL. 1.4.2000-31.7.2000 tarihleri arasında 120gün, günlük 5,00TL. 1.8.2000-31.3.2001 tarihleri arasında 240gün, günlük 5,00TL. 1.4.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 270gün, günlük 7,00TL. 1.1.2002-31.3.2002 tarihleri arasında 90gün, günlük 7,40TL. 1.4.2002-30.6.2002 tarihleri arasında 90gün, günlük 9,26TL. 1.7.2002-31.3.2003 tarihleri arasında 270gün, günlük 10,91TL. 1.4.2003-7.5.2003 tarihleri arasında 37 gün, günlük 13,10TL. 2.12.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 28 gün, günlük 16,29TL. 1.1.2006-14.3.2006 tarihleri arasında 74 gün, günlük 17,70 TL. ücretle davalı işveren Altaca İnş. ve Dış Tic. A.Ş.’ye ait işyerinde hizmet akdiyle çalıştığının tespitine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; bordro tanıklarının davacının iddia ettiği dönem çalışmadığını beyan ettiğini, karara esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun tahmine dayalı olduğunu, sunulan pasaport - vize belgelerinden anlaşılacağı üzere, iddia edilen dönem Rus şirketlerinde çalıştığının görüleceğini, 2003 yılı 2-3. aylarda başka işyerlerinde sigortalı olduğu belirtilerek, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili ise; davanın ispatlanamadığını, davacının hizmet cetvelinde 2003 yılına dek görülen13883-70754 sicilli işyerlerinin hangi işyerleri olduğu, davalı işyeriyle ilgisi olup olmadığı araştırılmamış, karara esas olarak yurt dışı giriş çıkış kaydı dikkate alınmış ise de, yurt dışında bulunulan süreler dikkate alındığında kimin nam ve hesabına yurtdışında kaldığı, kısa vadeli sigortasının yurt dışında olup olmadığının araştırılmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2020 gün, 2018/2763 E. - 2020/580 K. sayılı kararı ile "... İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 31.03.2022 gün, 2021/12285 E., 2022/4728 K. kararında; "... Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 07.05.2003-02.12.2005 ayları arasında davalı şirkete ait işyerinden sigorta bildirimlerinin bulunduğu, davacının yurtdışı giriş çıkış kayıtları incelendiğinde 08.05.1998 yurtdışına çıkış ve en son 14.03.2006 tarihinde yurda giriş olmak üzere yurtdışı giriş çıkışları olduğu, davacı tarafından Türkçe tercümeleri sunulan Rusya Federasyonu giriş vizeleri incelendiğinde, davacının ilk olarak 06.05.1998 tarihinde verilen ve 30.04.1999 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... Ltd olduğu, yine 14.05.1999 tarihinde verilen ve 26.04.2000 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 10.05.2000 tarihinde verilen ve Moskova'da 16.11.2000 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 07.05.2002 tarihinde verilen ve 07.06.2002 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 27.04.2001 tarihinde verilen ve 20.04.2002 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin yine ... olduğu, 14.06.2002 tarihinde verilen ve 08.05.2003 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 18.06.2003 tarihinde verilen ve 18.06.2004 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin Spetsontehnika MKS olduğu, 19.05.2005 tarihinde verilen ve 14.03.2006 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... şirketi olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada; Mahkemece, davacının Türkiye'de maaşlarının kim tarafından ödendiği, davalı işveren ile yukarıda belirtilen vize kayıtlarında adı geçen şirketlerin davalı işveren ile aralarındaki ilişkinin ortaya konulmalı, ayrıca davacının anılan mevzuat hükümlerine göre 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup olamayacağı, davalı şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği ile görevdeki geçiciliğe ilişkin koşullar yukarıda anlatılan çerçevede yöntemince araştırılmalı, 506 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusu, değinilen ilkeler kapsamında irdelenmeli ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Bilirkişi raporunda bozma sonrası gelen muhtelif Kurum cevabi yazıları ve Sosyal Güvenlik anlaşması bulunmayan ülkelere geçici olarak gönderilen işçilerin durumuna göre irdeleme yapılmış buna göre davalı şirket merkezin Türkiye'de olduğu, Türkiye de bulunan iş yerinde davacının bir süre çalışmış olduğu, iş sözleşmesinin Türkiye de yapılmış olması şartlarının mevcut olduğu tespitlenmiştir. Mahkememizce tanık ...'in beyanlarına göre davalı şirketin yurt dışında geçici olarak aldığı işlerde mobilya montajı yapmaya gittiği, keza vizelerde değişik firmaların davet eden olarak görüldüğü, davacının da davalı nezdinde ve geçici görevlerde yurt dışında çalıştığı bu durumda çalışmalarının 506 sayılı Kanun 7 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 10 uncu maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Öte yandan davacı vekili müvekkilinin maaşlarının elden ödenmesi nedeniyle banka bilgilerini sunamadıklarını belirtmiş olmakla bu beyana itibar edilmiştir. Böylece bozma ilamı içeriği toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda" karar verildiği gerekçesiyle; "Davacının davasının kabulü ile 8.5.1998-30.6.1998 arası 52 gün, günlük 1.66TL. 1.7.1998-30.9.1998 arası 90 gün, günlük 2.10TL. 1.10.1998-31.12.1998 arası 90gün, günlük 2.33TL. 1.1.1999-30.6.1999 arası 180gün, günlük 3.11TL. 1.7.1999-31.12.1999 arası 180 gün, günlük 3.79TL. 1.1.2000-31.3.2000 arası 90 gün, günlük 4.00TL. 1.4.2000-31.7.2000 arası 120 gün, günlük 5.00TL. 1.8.2000-31.3.2001 arası 240 gün, günlük 5.00TL. 1.4.2001-31.12.2001 arası 270 gün, günlük 7.00TL. 1.1.2002-31.3.2002 arası 90 gün, günlük 7.40TL. 1.4.2002-30.6.2002 arası 90 gün, günlük 9,26TL. 1.7.2002-31.3.2003 arası 270 gün, günlük 10.91TL. 1.4.2003-7.5.2003 arası 37 gün, günlük 13,10 TL 2.12.2005-31.12.2005 arası 28 gün günlük 16.29TL 1.1.2006-14.3.2006 arası 74 gün, günlük 17.70TL ücretle davalı Altaca İnşaat ve Dış Ticaret A.Ş.'ye ait iş yerinde hizmet akdiyle çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddi ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2. Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 3. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. 4.Kural olarak sigortalılar, Türkiye’de yaşadıkları ve hizmet akdine göre çalıştıkları takdirde sosyal sigorta haklarından yararlanırlar. Bu kural, Kanunların mülkiliği ilkesinin doğal sonucudur. Türkiye ile yabancı bir ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmişse istisnaen mülkilik ilkesine değer verilmeyebilir. Ayrıca, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 3 üncü maddelerine göre sigortalı olmayanlar kapsamında olmak üzere, Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan bir ülkede hizmet akdiyle çalışan Türk vatandaşları da anılan Kanunun 86. maddesi gereği işverenleriyle yapılacak “İş kazalarıyla meslek hastalıkları”, “Hastalık”, “Analık”, “Malullük, yaşlılık ve Ölüm” sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları mümkündür. Başka bir anlatımla 506 sayılı Kanun'un ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi Sosyal Güvenlik Kurumuna yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir. 506 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesine göre, Kurum 2 nci ve 3 üncü maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onanacak genel şartlarla (İş kazalariyle meslek hastalıkları), (Hastalık), (Analık), (Malullük, yaşlılık ve Ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için, işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabilir. (Ek fıkra: 29/07/2003 - 4958 S.K./40. md.) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, bu Kanunun 78 inci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği miktarın %30'udur.Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80 inci madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır.(Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40’ıncı md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri halinde 85’inci madde hükümleri uygulanır. 506 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi; ‘ İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu Kanun'da yazılı hak ve yükümleri bu görevi yaptıkları sürece de devam eder.’ şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda, 50 nci maddenin 2 nci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, anılan bende 01.03.2011 günü yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle “Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır.” cümlesi eklenmiş, 10 uncu maddesinde de 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Kanunun, “506 sayılı Kanun'a ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici madde 6/sonda ise “Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce çalıştırılmak üzere bu ülkelere götürülen Türk işçilerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi topluluk sigortasına devam edenler ile isteğe bağlı sigortalı olarak söz konusu ülkelere götürülmüş olan sigortalıların, bu Kanunun 5 inci maddesinin (g) bendi kapsamında sigortalılıkları bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde işverenlerince sağlanır ve buna ilişkin yükümlülükler yerine getirilir” denilmiştir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5510 sayılı Kanun'un 10 uncu maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için, Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, Türk işverenin iş merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte işyerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin işbu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir. Maddede “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri gözetilecektir. Ancak, işverenin baştan beri yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve orada çalışılması, Türkiye’de tescilli işyerinde faaliyet yürütmekte olan işverenin yurt dışında ayrı işyeri açması ve sigortalının Türkiye’deki işyerinde herhangi bir çalışması, bu işyerinden görevlendirmesi söz konusu olmaksızın, doğrudan yurt dışındaki işyerinde çalışması, geçici görevle yurt dışına gönderilme niteliğinde değerlendirilemez. Diğer bir deyişle, geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de işyeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle işe alınan Türk işçilerin o ülke mevzuatına tabi olacakları, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılamayacakları anlaşılmaktadır. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Önceki bozma ilamında, davacının 08.05.1998-14.03.2006 tarihleri arasında yurda giriş çıkış yaptığı, Rusya Federasyonu giriş vizelerine göre davacının ilk olarak 06.05.1998 tarihinde verilen ve 30.04.1999 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... Ltd olduğu, yine 14.05.1999 tarihinde verilen ve 26.04.2000 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 10.05.2000 tarihinde verilen ve Moskova'da 16.11.2000 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 07.05.2002 tarihinde verilen ve 07.06.2002 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 27.04.2001 tarihinde verilen ve 20.04.2002 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin yine ... olduğu, 14.06.2002 tarihinde verilen ve 08.05.2003 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... olduğu, 18.06.2003 tarihinde verilen ve 18.06.2004 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin Spetsontehnika MKS olduğu, 19.05.2005 tarihinde verilen ve 14.03.2006 tarihine kadar ikamet izni olduğu belirtilen belgede davet eden şirketin ... şirketi olduğu belirtilerek Mahkemece, davacının Türkiye'de ücretlerinin kim tarafından ödendiği, davalı işveren ile yukarıda belirtilen vize kayıtlarında adı geçen şirketlerin davalı işveren ile aralarındaki ilişkinin ortaya konulması ve 506 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme hususunun irdelenmesi gereğine işaret edilmiş ise de Mahkemece, davalı şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliğinin ve vize kayıtlarında adı geçen şirketlerle aralarındaki ilişkinin ortaya konulmadığı, geçici görevle gönderilme olgusunun irdelenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle davacıdan davasını somutlaştırması kapsamında yukarıda belirtilen ve davacıyı Rusya'ya davet eden şirketlerle arasındaki ilişkinin ne olduğu, 506 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusunun bulunup bulunmadığı, davacının davalı işverenden ücret alıp almadığı, ücreti ondan almıyorsa kimden aldığı, dava dışı işverenler yanında çalışırken davalı şirketten ücret ve talimat alıp almadığı sorulmalı, hangi dönemde hangi şirketin işçisi olduğu belirlenmeli ve 506 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.