12. Ceza Dairesi 2026/695 E. , 2026/2441 K. "" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2024/4959 Değişik İş SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karara Karşı Yapılan İtirazın Reddi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının İstemi Üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yap…
12. Ceza Dairesi 2026/695 E. , 2026/2441 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2024/4959 Değişik İş SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karara Karşı Yapılan İtirazın Reddi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının İstemi Üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ereğli(...) Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24.09.2024 tarihli ve 2024/9869 soruşturma, 2024/5991 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ereğili(...) Sulh Ceza Hâkimliğinin 01.10.2024 tarihli ve 2024/4959 değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.12.2025 gün ve 94660652-105-42-39647-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve 2026/695 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü. I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve 2026/695 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01/10/2019 tarihli ve 2019/12752 esas, 2019/9695 karar sayılı ilâmında yer alan "Şüphelinin idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahalde tek yönlü iki şeritli yolda sol şeritte seyir halindeyken seyrine göre sağından karşıya geçmek üzere kaplamaya giren yayaya aracının sağ ön kesimi ile çarpması şeklinde gerçekleşen olayda; kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporuna göre sanığın kusuru olmadığına ilişkin tespitlerin dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğu, şüpheliye yüklenilecek bir kusur bulunmadığı, şüpheli hakkında düzenlenen 2019/1658 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itirazın reddine...kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin...REDDİNE" şeklindeki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporunun dosyada mevcut olması ve her ikisinin birbiri ile tutarlı olması halinde Adli Tıp Kurumu'ndan bir rapor alınmasına gerek kalmadığından bahisle kanun yararına bozma talebinin reddedildiği anlaşılmış ise de; Dosya kapsamında şüphelinin sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken, yolun karşısına geçmek isteyen müşteki ...'a çarpması sonucu meydana gelen yaralanmalı trafik kazası olayı ile ilgili trafik kazası tespit tutanağında şüphelinin kazada kusurunun bulunmadığına dair tespit dikkate alınarak şüphelinin üzerine atılı taksirle yaralama suçunun yasal unsurunun oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; dosya kapsamında şüphelinin kusur durumunun tespiti hususunda, kaza tespit tutanağı haricinde bir rapor bulunmadığının anlaşılması karşısında, keşif yapılarak olay yerinin özellikleri tespit edildikten sonra, öncelikle tarafların kusur oranlarının açık bir şekilde belirlenmesini sağlamak amacıyla bilirkişi raporu veya dosyanın Adlî Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden tarafların durumuna ilişkin rapor aldırılıp tüm deliller değerlendirildikten sonra şüphelinin hukukî durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği hususlarına yer verilmiştir. Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. 2. Somut soruşturma dosyasındaki görüntü inceleme tutanakları ile trafik kazası tespit tutanağının incelenmesinden, olay anında alkollü olmadığı tespit edilen şüphelinin kazada kusurunun bulunmadığına dair tespit ile kusurun yaya olan mağdurda olduğu yönündeki tespit bir bütün olarak değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı taksirle yaralama suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03/10/2017 tarihli ve 2016/1913 esas, 2017/7003 karar sayılı ilamında “Sanığın idaresindeki otomobil ile olay günü saat 08:10 sıralarında, meskun mahal, tek yönlü ve üç şeritli yolun sol şeridinde seyir halinde iken, sağ taraftan kaplamaya giren yayaya sol şeritte, 9.2 metre fren izi ile çarptığı ve yayayı 4 metre ileriye orta şeride attığı, aracın 10 metre ileride sol şeritte durduğu ve yayanın bitkisel hayata girecek şekilde yaralandığı olayda; mahkemece her ne kadar kaza tespit tutanağı ve keşfe binaen alınan bilirkişi raporuna dayanılarak sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığın aşamalardaki ifadelerinde sağda kaldırım üzerinde bekleyen yayaları gördüğü, korna ve sellektör ile uyardığı ve yaralanan yayanın birden önüne çıktığı ifadeleri de değerlendirilerek, sanığın olayda kusurlu olup olmadığının belirlenmesi bakımından dosyanın Adlî Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek tarafların kusur oranına ilişkin rapor aldırılıp tüm deliller değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayini ve tespiti gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” şeklinde belirtildiği, Dosya içeriğine göre; 19.08.2024 günü gündüz vakti, saat 11:40 sıralarında şüpheli ...’ın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal içi, 50 km/saat hız sınırının bulunduğu, iki şeritli, bölünmüş, düz ve eğimsiz yolda seyir halindeyken, ...kavşağına geldiği sırada ...caddesinden gelerek yolun karşısına geçmeye çalışan yaya ...'a aracının sağ yan kısımlarıyla çarpması şeklinde meydana gelen ve ...'ın ... ...Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 03.09.2024 tarihli raporuna göre, basit tıbbi müdahaleyle giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (4.) derece olduğunun belirtildiği, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında şikayetçi ...’ın KTK'nın 68/1-b maddesini (100 metre kadar mesafede kavşak bulunduğu halde yayaların bu kavşakları kullanmaları zorunludur) maddesini ihlal ettiği, şüpheli ...'ın ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiği olayda; dosya kapsamında şüphelinin kusur durumunun tespiti hususunda, kaza tespit tutanağı haricinde bir rapor bulunmadığının anlaşılması karşısında, etkin bir soruşturma yapılacak herhangi bir hak ihlaline sebebiyet vermemek, maddi olayın ve kusur durumunun şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi için keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması ve gerekiyorsa Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındıktan sonra şüphelinin hukukî durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ...(...) Sulh Ceza Hâkimliğinin 01.10.2024 tarihli ve 2024/4959 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde karar verildi.