8. Ceza Dairesi 2023/1330 E. , 2023/8085 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/559 E., 2023/53 K. SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2023 tarihli kararı ile Dairemizin, 06.09.2022 tarihli bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördün…
**8. Ceza Dairesi 2023/1330 E. , 2023/8085 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/559 E., 2023/53 K. SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2023 tarihli kararı ile Dairemizin, 06.09.2022 tarihli bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2014 tarihli iddianamesi ile, sanığın hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan cezalandırılması talep olunmuştur. 2. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan 5 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 3. İlgili kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 07.04.2021 tarihli kararı ile, sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli kararıyla, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. 5. İlgili kararın Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 06.09.2022 tarihli kararı ile, atılı suçun sabit olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 6. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2023 tarihli kararı ile direnme kararı verilerek sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan beraat hükmü kurulmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, suçun sabit olduğuna ilişkindir. III. OLAYLAR VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, Kütahya 1. İcra Ceza Mahkemesince borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan tazyik hapsi cezası verilen sanığın, tazyik hapsinin niteliğine aykırı olarak Açık Ceza İnfaz Kurumundan özel izin ile ayrıldıktan sonra, izin süresinin bitmesine rağmen kuruma dönüş yapmayarak hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. Sanığa ait infaz dosya sureti dosya içerisinde ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) kayıtlı olup, sanığın, borçlunun ödeme şartını ihlali nedeniyle 3 ay tazyik hapsini infaz etmekte olduğu görülmüştür. 3. 22.11.2013, 23.12.2013 ve 24.12.2013 tarihli tutanaklardan sanığın, 15.11.2013 günü saat 15:00'da 7 günlük özel izne gittiği, 22.12.2013 tarihinde saat 15:00'da izinden dönmesi gerekirken dönmediği yazılıdır. 4. Sanık savunmasında, kastının bulunmadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler ve tüm dosya kapsamına göre, hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun oluşabilmesi için, hakkında tutuklama veya kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan kişinin, tutukevinden, ceza infaz kurumundan ya da gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması gerektiği; somut olayda, Kütahya 1. İcra Ceza Mahkemesince borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan tazyik hapsi cezası verilen sanığın, tazyik hapsinin niteliğine aykırı olarak Açık Ceza İnfaz Kurumundan özel izin ile ayrıldıktan sonra, izin süresinin bitmesine rağmen kuruma dönüş yapmayarak kaçtığı anlaşıldığından, atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken Mahkemece direnme kararı verilerek beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2023 tarihli direnme kararı yerinde görülmediğinden, Dairemizin, 06.09.2022 tarihli bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, 26.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinde firar suçunun oluşabilmesi için sanığın tutuklu veya hükümlü statüsünde olması gerektiği belirtilmiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda (5275 sayılı Kanun) tazyik hapsi ya da disiplin hapsi olanlar, hükümlü kapsamında değerlendirilmiş ise de, bu durum bu kişilerin infazının ne şekilde yapılacağına dair bir düzenlemedir. Kaldı ki bu Kanunda ve diğer kanunlarda hükümlünün tanımı yapılmamıştır. Tazyik hapsi ya da disiplin hapsi olanlar diğer hükümlülerin işleyebileceği 5275 sayılı Kanun'un 97 ve 105/A-8 maddelerinde tanımlanan fiilleri işlemek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 292. maddesine göre cezalandırılmaları mümkün değildir. 5275 sayılı Kanun'un hükümlülere tanıdığı bir çok haktan (izin, koşullu salıverme, açık cezaevine ayırma gibi.) yararlanmaları da mümkün değildir. Ancak gerek doktrinde gerek uygulamada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinden hareketle bir ceza mahkemesince suç olarak düzenlenen bir eylem nedeniyle mahkum olan ve mahkumiyet kararı hükmü kesinleşen kişi hükümlü olarak tanımlana gelmiştir. Ceza hukukunun temel prensiplerinden birisi kıyas yasağı ve genişletici yorum yasağıdır. 5237 sayılı Kanun'un 292. maddesinde belirtilen hükümlü kavramına bir suçtan hükümlü olanlar dışında cezaevinde kalması gerekenlerin de dahil edilmesi bu prensiplere aykırılık teşkil edecektir. Kanun koyucu, gözaltına alınanların, özel ceza infaz kurallarına uymayanların ve hatta tutuklanmak üzere haklarında yakalama kararı verilenlerin görevlerinin elinden kaçmasını dahi suç kapsamına almamıştır. Amaçsal yorum yapacak olursak bu kişilerin de evleviyetle bu madde kapsamına alınması düşünülebilir ki, bu kanun koyucunun yerine geçmek ve genişletici yorum yapmak sonucunu doğurur. Kanun koyucu isterse bu hususu maddeye bir cümle ekleyerek düzenlemeye dahil edebilir. Nitekim 5275 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra bu suçun temyiz incelemesinde görevli 4, 9. ve 16. Ceza Daireleri de benzer şekilde bir suç nedeniyle mahkum olanlar dışındakileri bu madde kapsamında değerlendirmemiştir. Sonuç olarak, sanığın hukuki durumu yani statüsü 5237 sayılı Kanun'un 292. maddesinde özgü suç olarak tanımlanan suçun faili kapsamında kalmamaktadır. Bu nedenle de bu sanığın eylemi suç kapsamına alınmadığından, mahkemece verilen direnme kararının isabetli olduğu kanaatiyle, sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 26.10.2023