1. Hukuk Dairesi 2024/4366 E. , 2025/2657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/178 E., 2020/58 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine tems
**1. Hukuk Dairesi 2024/4366 E. , 2025/2657 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/178 E., 2020/58 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine temsilcisi asıl davada; Artvin ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, dava konusu ... ada 1 sayılı parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 1.034,09 m2’lik kısmının Karadeniz sahil yolu çalışmaları sırasında tespit edilen kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile 1.034,09 m2’lik kısmın tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiş, talebini 03.03.2015 tarihli duruşmada 1.124,15 m2 olarak ıslah etmiş, birleştirilen davada; asıl davada da dava konusu olan taşınmazın 1.124,15 m2'lik kısmının aynı nedenle tapu iptal-terkinini istemiştir. II. CEVAP Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemece; davanın kabulü ile ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın (krokide) (A/2), (A/3) ve (B/2) harfleriyle gösterilen ve sırasıyla 965, 41; 56, 41; 102,33 m2 olmak üzere toplam 1.124,15 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle tescil harici bırakılmasına dair verilen ilk kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; davalı gösterilen bir kısım paydaşların dava tarihinden önce öldüğü, yine tapu kaydındaki bir kısım paydaşların davalı olarak gösterilmedikleri, taraf teşkilinin sağlanmadığına değinilerek, davalı olarak yer alıp dava tarihten önce ölen kişilerin mirasçılarına ve davalı gösterilmeyen kişilere karşı açılacak ayrı bir davanın bu davayla birleştirilmesi suretiyle davanın görülmesi gerektiği, ayrıca istek dışına çıkılmak suretiyle karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak ölü kayıt maliklerinin mirasçıları ve ilk davada husumet yöneltilmeyen kayıt malikleri aleyhine açılan dava eldeki dava ile birleştirilmiş, toplam 1.124,15 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığından tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.02.2016 tarihli ve 2015/20857 Esas, 2016/1714 Karar sayılı kararı ile; davanın açıldığı tarihten önce ölen paydaşlar yönünden bir ayrıma gidilmeden asıl dava ve birleştirilen davanın tamamen kabulüne karar verilmesinin, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı değerlendirilen kısım yönünden iptal kararı verilmeksizin doğrudan tescil harici bırakılmasına dair hüküm tesisinin doğru olmadığı, üç jeoloji mühendisi tarafından keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı- kenar çizgisinin çakışmadığı, bu çelişkinin nedeninin açıklığa kavuşturulması için bilirkişilerden ek rapor alınması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, aynı heyetten ek rapor alınmasının mümkün olmaması nedeniyle mahallinde keşif yapılmak suretiyle bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda (B2) ile gösterilen 102,33 m², (C2) ile gösterilen 18,99 m² ve (A2) ile gösterilen 965,41 m² olmak üzere toplam 1.086,73 m² yüz ölçümündeki bölümün kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı gerekçesiyle asıl davada (diğer davalılar) ve birleştirilen davada anılan kısımlara ilişkin tapu iptal-terkine; asıl davada dava açıldığı tarihte ölü olan davalılar yönünden taraf ehliyeti yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; talep miktarı 1.124,15 m2 olduğu halde söz konusu taşınmazın toplam 1.086,73 m2'lik kısmın tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin istemine istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı nedeniyle ve kadastro tespit tutanağında taşınmazın yüz ölçümünün tapu kaydında küçük gösterilmesi nedeniyle açılan dava sonucunda Arhavi Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/31 Esas, 1982/44 Karar sayılı kararı ile yüz ölçümün tashihine karar verildiğinden bahsedilerek söz konusu Mahkeme kararı da tutanağa eklenmek suretiyle, 5.361,00 metrekare yüz ölçümlü olarak .... ve diğer paydaşlar adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş (tarafları bağlayıcı hale gelmiş) kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir. İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılıp açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken varsa idarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan keşif sonucu bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor ve ek raporlar esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 3 kişilik jeoloji mühendisinden oluşan 28.12.2009 tarihli heyet raporunda idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinden farklı bir kıyı-kenar çizgisi tespit edilmiş, söz konusu rapora dayanarak Mahkemece verilen karar, idarece ve heyetçe belirlenen kıyı-kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedeninin açıklığa kavuşturulması için bilirkişilerden ek rapor alınması gerektiğine işaret edilerek bozulmuş, bozma üzerine aynı heyet tarafından hazırlanan 26.04.2018 tarihli ek raporda ilave çalışmalar yapılması gerektiği, çözünürlüğü iyi olan hava fotoğraflarından faydalanılması ya da en az 5 noktada sondaj çalışması yapılarak çakışmama nedeninin açıklanabileceği bildirilmiştir. Bundan sonra Mahkemece farklı bilirkişiler ile yeniden keşif yapılmış, 15.03.2019 tarihli jeolog bilirkişilerden oluşan heyet raporunda ise önceki heyet tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisinin belirlenecek kıyı- kenar çizgisi ile uyumluluk gösterdiği, İdarenin belirlediği kıyı-kenar çizgisinin alçak-basık kıyı özelliği gösteren kıyılara uygun olmadığına değinilmekle yetinilmiş olup söz konusu raporlarda gözlem çukurları açılmadığı gibi, alınan raporların ve ek raporların bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu, denetime açık ve hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan; dava konusu .... ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kamulaştırma davası sonucu Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/116 Esas, 2012/179 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın 3.966,20 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verildiği, fen bilirkişi raporunda da bu hususa yer verilerek ... ada 1 parsel sayılı (5361,00 metrekare) taşınmazın ifrazı ile ... ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 9 parselin yol olarak terkin edildiği, 8 parselin ise 1.394,80 metrekare olarak tescil edildiği bildirilmiş olup 9 parsel ve 3.966,20 metrekare olarak ifraz edilen taşınmazın yol olarak terkin edildiği sonucuna varılmaktadır. Ancak kamulaştırmaya ilişkin harita ve evrakların dosya arasına getirtilmediği, zemine uygulanarak kamulaştırma sınırının tespit edilmediği anlaşılmakla, dava konusu ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın yol olarak terkin edilen kısımları gözetilmeksizin hüküm kurulması da isabetsizdir. Ayrıca TKGM Parsel Sorgulama üzerinden yapılan sorgulama sonucu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereği 19.01.2023 tarihli yenileme işlemi ile ... ada 8 parsel sayılı taşınmazın 1.420,65 metrekare yüz ölçümlü olarak tescil edildiği görülmüştür. Diğer taraftan; dava konusu taşınmazın tüm tedavülleri ile birlikte kayıtları dosya içerisine getirtilmemiş olup kadastro tespitine dayanak Arhavi Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/31 Esas, 1982/44 Karar sayılı kararının, söz konusu yargılama sırasında kıyı-kenar çizgisine ilişkin bir araştırma ve tespit yapılmış olması halinde, eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu hususa ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi de doğru olmamıştır. Hal böyle olunca; dava konusu ifraz öncesi .... ada 1 parsel taşınmazın kadastro tespit tutanağının, tespite dayanak belgelerin ve uygulanan kayıtların ilk tesislerinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının, tapu kütük sayfalarının (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde), Arhavi Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/31 Esas, 1982/44 Karar sayılı dava dosyasının aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınması; kamulaştırma ve ifraz işlemlerine ilişkin tüm harita, bilgi ve belgelerin (kamulaştırma kararı, kamulaştırma haritası, mahkeme kararı vs.) temin edilerek evraka eklenilmesi; Arhavi Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/31 Esas, 1982/44 Karar sayılı kararının (ve karara esas krokinin) eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediğinin belirlenmesi; dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak kamulaştırma haritasının yöntemince zemine uygulanması, kamulaştırma kapsamında kalan ve bu nedenle yol olarak terkin edilen kısım hakkında yeniden terkin kararı verilmesine gerek olmadığı gözetilerek söz konusu kısma ilişkin karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi; yol olarak terkin edilen kısım dışında kalan bölüm (ifraz sonrası 8 parsel) yönünden ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereği yapılan yenileme işlemi de gözetilmek suretiyle 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup yapılacak keşifte taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak varsa bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. Kabule göre de; önceki bozma kararında birleştirilen davadaki talep miktarı ile ilk davada bozmadan sonra yapılan ıslah miktarının aynı olduğuna değinildiği halde Mahkemece asıl ve birleştirilen davadaki talep miktarının farklı olduğu değerlendirilmek suretiyle hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu gibi; asıl davada dava açıldığı tarihte ölü olan davalılar "...." ve "...." hakkında taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde, karar başlığında ve hükmün 1-a bendinde "...." şeklinde tek bir davalı gibi hüküm kurulması da doğru değildir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin değinilen yönlerden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.