Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9449 E. , 2024/5803 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9449 Karar No : 2024/5803 DAVACILAR : 1-...2-...3-...4- ... ... 12... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Genel Müdürlüğü (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ..., Av. ... DAVANIN KONUSU : 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli ilinde bulunan ve eki listede isimleri belirtilen yerlerde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştir…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9449 E. , 2024/5803 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9449 Karar No : 2024/5803 DAVACILAR : 1-...2-...3-...4- ... ... 12... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Genel Müdürlüğü (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ..., Av. ... DAVANIN KONUSU : 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli ilinde bulunan ve eki listede isimleri belirtilen yerlerde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına ilişkin 12/05/2022 tarih ve 5564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Arazilerinin toplulaştırılma işlemine dahil edilmesinin kamu yararı taşımadığı, kamu yararı taşıdığı takdir edilse dahi, arazilerin toplulaştırılmasıyla elde edilmesi amaçlanan ekonomik, ekolojik ve daha işlevsel yeni parsellerden sağlanacak faydanın mülkiyet haklarına müdahalenin boyutu ile ölçülü olmadığı, toplulaştırılan arazilerin verimli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanıldığı ve tarım amacıyla işlendiği, arazilerinin kamunun yararı gereği toplulaştırılmayı gerektirecek olumsuz, verimsiz, ekolojik olmayan bir kullanımının bulunmadığı, Cumhurbaşkanı Kararında, toplulaştırma işleminin hangi rapor, inceleme ve talebe dayandığına ilişkin bir veri sunulmadığı, hiçbir gerekçe içermeyen bu Kararın hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ve idari işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğunu ortadan kaldırdığı, bu durum göz önüne alındığında davacıların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin sağlanmak istenen meşru amaçla ölçülü olmadığı, aksine, söz konusu müdahalenin arazilerini işleten davacıların bu kullanımdan sağladıkları faydayı önemli ölçüde azaltacağı, mal varlıklarından barışçıl yararlanmalarına yapılan müdahalenin mülkiyet hakkının sağladığı anayasal ve sözleşmesel güvencelere aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Toplulaştırma projelerinin, farklı sebeplerle tarımsal faaliyetlerin sürdürülemediği, parçalanmış, dağılmış ve şekil bozukluğu nedeniyle makinalı tarıma uygun olmayan tarım arazilerinin yeniden düzenlenerek tarımsal verimin artırılması ve kırsalda çiftçilikle uğraşan insanlar arasında kadimden gelen arazi ve miras sorunlarını gidererek sosyal huzurun sağlanması amacıyla yapıldığı, bu amaçla 7139 sayılı Kanun ile 6200 sayılı Kanun'a eklenen Ek-9. madde kapsamında ülke genelinde arazi toplulaştırma çalışmalarının devam etttiği, mezkur Kanun gereğince Cumhurbaşkanı'nın dava konusu kararının kamu yararı kararı niteliğini haiz olduğu, anılan Kanun'a istinaden Kırklareli ili, Pınarhisar ilçesine bağlı 2 mahalle ve 7 köy ile bir beldeye bağlı 3 mahalle olmak üzere toplam 12 yerleşim biriminde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri projesi yürütülebilmesi maksadıyla ön etüt çalışması yapıldığı, bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan veriler değerlendirildiğinde, 12 yerleşim birimindeki tarım alanlarında, "görünmeyen parçalılık" denilen, hisselilik durumunun mevcut olduğu, işletme bazında incelediğinde, Dere, Işıklar ve Yenicamii Mahalleleri ile Erenler Köyü dışındaki 8 yerleşimde de tarım arazilerinde ciddi bir parçalılık olduğu, yerleşim yerlerine ilişkin kadastral yapı incelendiğinde, proje sahasındaki parsellerin %85-90’ının tescilli yolu olmadığı, arazi maliklerinin parsellere ulaşım için komşu parsel arazilerini kullandığı ve ciddi anlamda atıl araziler ortaya çıktığı, geçit hakkı sorunlarından dolayı arazi malikleri arasında husumetler yaşanacağı, arazi toplulaştırması ile proje sahasında kalan tüm parsellerin yola kavuşacağı ve bu sorunun da ortadan kalkacağı, proje sonucunda parsellerin alanlarının büyüyeceği, alan ve şekil olarak mekanizasyona uygun hale geleceği, toplulaştırma oranına bağlı olarak parsel sayısının azalacağı, köy merkezi ile parseller arası yol mesafesinin kısalacağı, parsel sınırları azalacağı için yeni alanların tarıma kazandırılacağı, tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında drenaj, taş toplama (nakli), çalı temizliği ve kanal doldurma hizmetleri ile arazi ıslahı sağlanacağı, proje sahasında kadastro yenilemesinin yapılmış olacağı, toplulaştırma çalışması sonucunda aşırı hisselilik ya da parsele ulaşım sebepli sosyal huzursuzlukların ortadan kalkacağı, alanda toprak etütleri yapılacağından, toprakların tanımlanıp kayıt altına alınacağı, bireysel çiftçi yatırımları için veri envanteri oluşacağı, iştirak halinde mülkiyetlerin paylı mülkiyete dönüştürüleceği ve devamında birlikte mülkiyet durumunun ortadan kaldırılacağı, çiftçilerin kendi başlarına çözmekte sıkıntı yaşadıkları sorunların bertaraf edileceği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava;13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli ili, Pınarhisar ilçesinde bulunan ve ekli listede isimleri belirtilen yerlerde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına ilişkin 12/05/2022 tarih ve 5564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır. Davacı tarafından, arazilerinin toplulaştırılma işlemine dahil edilmesinin kamu yararı taşımadığı, kamu yararı taşıdığı takdir edilse dahi, arazilerin toplulaştırılmasıyla elde edilmesi amaçlanan ekonomik, ekolojik ve daha işlevsel yeni parsellerden sağlanacak faydanın mülkiyet haklarına müdahalenin boyutu ile ölçülü olmadığı, toplulaştırılan arazilerin verimli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanıldığı ve tarım amacıyla işlendiği, arazilerinin kamunun yararı gereği toplulaştırılmayı gerektirecek olumsuz, verimsiz, ekolojik olmayan bir kullanımının bulunmadığı, Cumhurbaşkanı Kararında, toplulaştırma işleminin hangi rapor, inceleme ve talebe dayandığına ilişkin bir veri sunulmadığı, hiçbir gerekçe içermeyen bu Kararın hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ve idari işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğunu ortadan kaldırdığı, bu durum göz önüne alındığında davacıların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin sağlanmak istenen meşru amaçla ölçülü olmadığı, aksine, söz konusu müdahalenin arazilerini işleten davacıların bu kullanımdan sağladıkları faydayı önemli ölçüde azaltacağı, mal varlıklarından barışçıl yararlanmalarına yapılan müdahalenin mülkiyet hakkının sağladığı anayasal ve sözleşmesel güvencelere aykırı olduğu ileri sürülerek işlemin iptaline karar verilmesi istenilmekte; davalı idareler tarafından ise, toplulaştırma projelerinin, farklı sebeplerle tarımsal faaliyetlerin sürdürülemediği, parçalanmış, dağılmış ve şekil bozukluğu nedeniyle makinalı tarıma uygun olmayan tarım arazilerinin yeniden düzenlenerek tarımsal verimin artırılması ve kırsalda çiftçilikle uğraşan insanlar arasında kadimden gelen arazi ve miras sorunlarını gidererek sosyal huzurun sağlanması amacıyla yapıldığı, bu amaçla 7139 sayılı Kanun ile 6200 sayılı Kanun'a eklenen Ek-9. madde kapsamında ülke genelinde arazi toplulaştırma çalışmalarının devam etttiği, mezkur Kanun gereğince Cumhurbaşkanı'nın dava konusu kararının kamu yararı kararı niteliğini haiz olduğu, anılan Kanun'a istinaden Kırklareli ili, Pınarhisar ilçesine bağlı 2 mahalle ve 7 köy ile bir beldeye bağlı 3 mahalle olmak üzere toplam 12 yerleşim biriminde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri projesi yürütülebilmesi maksadıyla ön etüt çalışması yapıldığı, bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan veriler değerlendirildiğinde, 12 yerleşim birimindeki tarım alanlarında, "görünmeyen parçalılık" denilen, hisselilik durumunun mevcut olduğu, işletme bazında incelediğinde, Dere, Işıklar ve Yenicamii Mahalleleri ile Erenler Köyü dışındaki 8 yerleşimde de tarım arazilerinde ciddi bir parçalılık olduğu, yerleşim yerlerine ilişkin kadastral yapı incelendiğinde, proje sahasındaki parsellerin %85-90’ının tescilli yolu olmadığı, arazi maliklerinin parsellere ulaşım için komşu parsel arazilerini kullandığı ve ciddi anlamda atıl araziler ortaya çıktığı, geçit hakkı sorunlarından dolayı arazi malikleri arasında husumetler yaşanacağı, arazi toplulaştırması ile proje sahasında kalan tüm parsellerin yola kavuşacağı ve bu sorunun da ortadan kalkacağı, proje sonucunda parsellerin alanlarının büyüyeceği, alan ve şekil olarak mekanizasyona uygun hale geleceği, toplulaştırma oranına bağlı olarak parsel sayısının azalacağı, köy merkezi ile parseller arası yol mesafesinin kısalacağı, parsel sınırları azalacağı için yeni alanların tarıma kazandırılacağı, tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında drenaj, taş toplama (nakli), çalı temizliği ve kanal doldurma hizmetleri ile arazi ıslahı sağlanacağı, proje sahasında kadastro yenilemesinin yapılmış olacağı, toplulaştırma çalışması sonucunda aşırı hisselilik ya da parsele ulaşım sebepli sosyal huzursuzlukların ortadan kalkacağı, alanda toprak etütleri yapılacağından, toprakların tanımlanıp kayıt altına alınacağı, bireysel çiftçi yatırımları için veri envanteri oluşacağı, iştirak halinde mülkiyetlerin paylı mülkiyete dönüştürüleceği ve devamında birlikte mülkiyet durumunun ortadan kaldırılacağı, çiftçilerin kendi başlarına çözmekte sıkıntı yaşadıkları sorunların bertaraf edileceği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir. Bu itibarla, dava konusu uyuşmazlığın çözümü yerinde inceleme ve teknik bilgi gerektirdiğinden, tarafların iddiaları da göz önünde bulundurularak dava konusu alanda arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına karar verilmesine ilişkin işlemin mevzuata, toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun yapılıp yapılmadığının üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek bir bilirkişi heyetinin katılımıyla yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu açıklığa kavuşturulmak suretiyle düzenlenecek rapor değerlendirilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 21/10/2024 tarihinde, davacılar vekili Av. ... ile davalı idareler vekili Hukuk Müşaviri ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 13/05/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırklareli ilinde bulunan ve eki listede isimleri belirtilen yerlerde, 12/05/2022 tarih ve 5564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanunun Ek-9. maddesi gereğince arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına karar verilmiş, anılan kararın eki listesinde, Kırklareli ili, Pınarhisar ilçesinde bulunan 7 köy ve 5 mahalle olmak üzere toplam 12 yerleşim yerinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğü tarafından zorunlu arazi toplulaştırması uygulanacağı belirtilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. Davacı ... bakımından yapılan incelemede; Dava konusu işlemin davacı ...'nın menfaatini hangi yönlerden ihlal ettiğine ilişkin belgelerin dava dilekçesine eklenmediği, UYAP üzerinden yapılan sorgulamada da dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'na ekli listede isimleri belirtilen yerleşim yerlerinde herhangi bir taşınmazının bulunmadığından, Dairemizin 18/01/2023 tarihli ara kararıyla, adı geçenden dava konusu işlemin menfaatini ne suretle ihlal ettiğine dair bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verilmiş, ancak ara kararına cevap verilmemiştir. Bu durumda, davacı ...'nın hukuken korunmaya değer kesin ve meşru bir menfaati olduğuna ilişkin herhangi bir iddia, somut bilgi-belge bulunmadığından, bakılan davayı açmakta subjektif ehliyetinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer davacılar bakımından yapılan incelemede; UYAP üzerinden yapılan sorgulamada, bu davacıların dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'na ekli listede isimleri belirtilen yerleşim yerlerinde taşınmaz malikli oldukları, dava konusu işlemin de mülkiyetlerini etkilediği, dolayısıyla hukuken korunabilir kesin ve meşru menfaatlerinin bulunduğu anlaşılmış olup, dava açma ehliyetlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Anayasa'nın 44. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz." hükmü; 45. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır." hükmü yer almaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 754. maddesinde, "Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için kısıtlanması, özellikle yapı, yangın, doğal afetler ve sağlıkla ilgili kolluk hizmetlerine; orman ve yollara, deniz ve göl kıyılarındaki ana ve tali yollara sınır işaretleri ve nirengi noktaları konulmasına; toprağın iyileştirilmesine veya bölünmesine, tarım topraklarının veya yapıya özgü arsaların birleştirilmesine; eski eserler, doğal güzellikler, manzaralar, seyirlik noktaları ve ender doğa anıtları ile içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına ilişkin mülkiyet kısıtlamaları, özel kanun hükümlerine tâbidir." hükmü bulunmaktadır. 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'a 19/04/2018 tarih ve 7139 sayılı Kanunla eklenen Ek-9. maddesinde, "Arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılır. Arazi toplulaştırması projesinin uygulanacağı sınırlar içinde kalan alan arazi toplulaştırması proje sahası olarak belirlenir. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkilidir. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ’nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkilidir. DSİ tarafından Cumhurbaşkanı kararı ile isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir veya yaptırılabilir. Cumhurbaşkanı kararı, arazi toplulaştırması ve diğer işlemler yönünden kamu yararı kararı sayılır. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi değildir. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkilidir. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri için ihtiyaç duyulan toprak etüt ve analizleri arazi toplulaştırmasını yürüten DSİ veya özel arazi toplulaştırmasını gerçekleştiren proje idaresi tarafından yapılır veya yaptırılır. (...) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar DSİ’nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun maddesine istinaden hazırlanarak yürürlüğe konulan Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinin "Arazi etütleri ve toplulaştırma alanlarının belirlenmesi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Arazi toplulaştırma projesinin uygulanacağı alanın sınırları ve bu sınırlar içerisinde kalan alan; yapılacak ön etüt çalışmaları ile arazi toplulaştırma proje sahası olarak belirlenir. Arazi toplulaştırma proje sahası olarak belirlenen alan; yeri, ulaşım durumu, mülkiyet ve kadastro durumu, topoğrafya ve toprak durumu, arazi kullanım durumu, sulama, drenaj ve diğer tarla içi geliştirme hizmetleri gereksinimi yönünden incelenerek proje kapsamında yer alacak işler ve gerekçeleri ile birlikte ön etüt raporunda belirtilir. (2) Arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkilidir. DSİ, sadece kendi yürüttüğü arazi toplulaştırma çalışmaları kapsamında yapılan iş ve işlemlerden hukuki olarak sorumludur. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ’nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkilidir. (3) Uygulayıcı kuruluş olarak DSİ tarafından, alınan Cumhurbaşkanı Kararı ile DSİ veya proje idaresi tarafından isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir veya yaptırılabilir. (...)" kuralları yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek Devletin görevi olup; arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri de, arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerin birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması amacıyla yapılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğü Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nın görevlendiridiği üç uzman personel tarafından, 21 - 25/06/2021 tarihleri arasında Kırklareli iline bağlı, Lüleburgaz ilçesi sınırları içerisinde bulunan 12 köy ve 1 ek alan ile Pınarhisar Merkeze bağlı 2 mahalle ve 7 köy ile bir belde kapsamında 3 mahalle olmak üzere toplam 24 yerleşim ile 1 adet ayrı birimde, parçalılığın ve hisseliliğin fazla oluşu ve tarla içi yol ihtiyacı nedeniyle arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri ön etüt çalışması yapıldığı, yapılan çalışmalar kapsamında, bahsi geçen yerleşim yerleri, sosyo-ekonomik ve ekolojik yapı, topoğrafya ve toprak yapısı, su kaynakları, tarımsal yapı ve üretim, tapulama ve mülkiyet durumu gibi yönlerden incelendiği, yerleşim yerlerindeki mevcut problem ve çözüm önerileri ile elde edilecek kazanımlar tespit edilerek arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yapılmasının uygun olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. Adı geçen raporda, belirtilen yerleşim yerlerinde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılması durumunda, yerleşim yerlerinde; - Parsellerin alanlarının büyüyeceği, alan ve şekil olarak mekanizasyona uygun hale geleceği, - Toplulaştırma oranına bağlı olarak parsel sayısı azalarak, her parselin yola kavuşacağı ve köy merkezi ile parseller arası yol mesafesinin kısalacağı, - Toplulaştırma sonrası parsel sınırları azalacağından ortadan kalkan anlardan dolayı yeni alanların tarıma kazandırılacağı, - Tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında drenaj, taş toplama (nakli), çalı temizliği ve kanal doldurma hizmetleri ile arazi ıslahının sağlanacağı, - Kadastro yenilemesi yapılmış olacağı, - Aşırı hisselilik ya da parsele ulaşım sebepli sosyal huzursuzlukların ortadan kalkacağı, - Toprak etütleri yapıldığından, topraklar tanımlanıp, kayıt altına alınmış olacak ve bireysel çiftçi yatırımları için alt veri envanterinin oluşacağı belirtilmiştir. Bu durumda, anılan etüt raporuyla, söz konusu yerleşim yerlerinde tespit edilen mevcut problem ve çözüm önerileri ile elde edilecek kazanımlar dikkate alınarak, belirtilen yerleşim yerlerinde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla, 6200 sayılı Kanun'un Ek-9. maddesine istinaden, hukuka ve kamu yararına uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, davacılar tarafından, mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin sağlanmak istenen meşru amaçla ölçülü olmadığı, aksine, söz konusu müdahalenin arazilerini işleten davacıların bu kullanımdan sağladıkları faydayı önemli ölçüde azaltacağı iddia edilmiş ise de, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın toplulaştırma sahasının belirlenmesine ilişkin olduğu, bu aşamada taşınmazlara doğrudan bir müdahalenin söz konusu olmadığı, arazi toplulaştırma uygulamasının yapılması soncunda sözü edilen durumların oluşması halinde, her bir davacının toplulaştırma kapsamında olan taşınmazları için dava açabilecekleri ve söz konusu iddiaların ancak bu davalarda incelenebileceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davacı ... bakımından davanın ehliyet yönünden REDDİNE, 2. Diğer davacılar bakımından işin esası yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 21/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.