DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/322 E. , 2024/992 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/322 Karar No : 2024/992 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (...Vergi Dairesi Müdürlüğü) İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adın
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/322 E. , 2024/992 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/322 Karar No : 2024/992 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (...Vergi Dairesi Müdürlüğü) İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, İflas Halinde ... Mimari Ürünler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ...tarih ve ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Dava konusu ödeme emirleri, ilk olarak davacının ikametgah adresi olan "... Mah. ... Sk. No:... Kağıthane/İSTANBUL" adresine 11/06/2022 tarihinde tebligata çıkarılmıştır. Ancak adresin kapalı olması sebebiyle tebliğ evrakı çıkış merciine iade edilmiştir. Bunun üzerine ödeme emirleri aynı yerleşim yeri adresinde 12/10/2022 tarihinde tebliğe çıkarılmıştır. Yine adresin kapalı olduğu gerekçesiyle tebliğ evrakı göndericisine iade edilmiş ve tebliğ pusulası kapıya yapıştırılmıştır. Tebliğ pusulasının kapıya yapıştırıldığı on beşinci günün sonunda da (27/10/2022 tarihinde) ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilmiş sayıldığı anlaşılmıştır. UYAP üzerinden yapılan adres araştırmasında da ödeme emirlerinin tebligata çıkarıldığı adresin ilgili dönemde davacının MERNİS adresi olduğu anlaşılmış olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 27/10/2022 tarihinin tebliğ tarihi olarak dikkate alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu ödeme emirlerinde, davacının yasal haklarının ne olduğu ve ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Vergi Mahkemelerinde dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu durumda, dava konusu işlemlere karşı en geç on beş günlük dava açma süresinin sonu olan 12/11/2022 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 07/12/2022 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile açılan davanın süreaşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır. Vergi Mahkemesi, bu gerekçeyle davayı reddetmiştir. Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 09/10/2023 tarih ve E:2023/9408, K:2023/3631 sayılı kararı: Dava konusu ödeme emirleri, 11/06/2022 tarihinde davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarılmış, tebliğ zarfı üzerine "Muhatabın belirtilen adreste ikamet ettiği tespit edilmiş olup adresin kapalı olması nedeni ile muhatap ve muhatap adına evrakı alabilecek kimse olmadığından 213 sayılı V.U.K. 101 ve 102 maddeleri gereğince evrak çıkış merciine iade" şerhi düşülerek tebliğ zarfı iade edilmiştir. Ardından ikinci kez 12/10/2022 tarihinde aynı adrese tebliğe çıkarıldığında ise tebliğ zarfı üzerine "Adres kapalı olup muhatap ve muhatap adına evrakı kabule yetkili kimseler adreste bulunmadığından ve tebliğ evrakı 2. kez düzenlendiğinden pusula parçası kapıya yapıştırılarak evrak merciine geri gönderildi." şerhi düşülerek evrak çıkaran mercie iade edilmiştir. Davacı tarafından 25/11/2022 tarihinde telefonuna gelen SMS üzerine muttali olunduğu iddia edilen ödeme emirlerinin iptali istemiyle 07/12/2022 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik ve "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinde aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir: "Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, 2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi. Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır. İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır. İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır." 213 sayılı Kanun'un 01/01/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değişik "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinin beş ve altıncı fıkralarında şu kural yer almaktadır: "Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." Ayrıca, verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "3.2. Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebliğe çıkılması" başlıklı bölümünde şu düzenleme bulunmaktadır: "213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak kişinin bilinen işyeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) ya da muhatabın bilinen işyeri adresinin olmaması durumlarında, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligata çıkılır ve tebliğ bu adreste yapılır. Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur. Zarfın, posta memuru tarafından muhatabına verildiği tarihte tebliğ yapılmış sayılır. 213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak olanların yerleşim yeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) halinde durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilir. Bu durumda kapıya pusula yapıştırılmaz ve tebliğ evrakı derhal gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından olayın özelliğine göre (zamanaşımı vs.) tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakına, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ikinci defa çıkıldığına ilişkin ibare konulur. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren ve bu tebliğ ekinde yer alan tebligat pusulası (pusula) (Ek:1) kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihi izleyen on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır." Ek-1 Pusula örneğinde, uyuşmazlığa konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (18/01/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:485)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:558) ile değiştirilmeden önceki) halinde pusulanın kapıya yapıştırılması gereğinin, tebellüğden imtina etme ya da yerleşim yeri adresine ikinci defa gelindiği halde tebliğ yapılacak olanların adreste bulunmaması nedenine dayanıp dayanmadığının tebliğ memurunca işaretlenerek tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı belirtilmek suretiyle pusulanın kapıya yapıştırılmasının hukuki sonuçlarına yer verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemeler doğrultusunda, davacının yerleşim yeri adresine yapıştırılan tebligat pusulasının, adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının, evrakı gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beşinci gün tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarını içermesi gerekmektedir. Ancak tebligat pusulasının anılan hususları içermediği görülmektedir. Bu durumda, dava konusu ödeme emirlerinin 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirlenen usule uygun biçimde tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceğinden, davanın, tebliğ evrakına muttali olunduğu belirtilen tarihten itibaren süresinde açıldığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, davayı süreaşımı nedeniyle reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin ... tarih (kararda sehven ... tarihi yazılmıştır.) ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrasında yer verilen yetkiye dayanılarak yayımlanan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde tebliğ pusulasının şekli basılı evrak olarak gösterilmiştir. Ek-1 Pusula örneğinde, tebliğ pusulasının muhataba yapılacak tebliğ işleminde adresin kapısına yapıştırılacak olan kısmında, yerleşim yeri adresine ikinci defa gidildiği halde tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması halinin tebliğ memuru tarafından işaretlenecek seçeneklerden biri olarak yer aldığı, tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine ilişkin ibarenin bulunduğu, tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı ibaresine yer verildiği görülmektedir. Tebliğ memuru tarafından tebliğ pusulası muhatabın kapısına yapıştırıldıktan sonra memurun davalı idareye teslim edeceği tebliğ pusulasına ilişkin örnekte ise belirtilen hususlar yer almamaktadır. Sadece muhatabın vergi kimlik numarası, soyadı, adı, tebliğ evrakının gönderen idare, barkod no, tarih ve saat ve tebliğe çıkan memurun adı, soyadı ve imzasına yer verileceği belirlenmiştir. Vergi idaresi tarafından, yargı mercilerine sunulacak tebliğ işlemlerine ilişkin tebliğ pusulası da tebliğ memurunun idareye teslim ettiği tebligat pusulası olup muhatabın kapısına yapıştırılarak adreste bırakılan tebligat pusulası olmayacaktır. Tebliğ memuru tarafından, vergi idaresine teslim edilen tebligat pusulasında da, muhatabın adresine ikinci defa gidildiği ve tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beşinci günde tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarına yer verilmesine, 213 sayılı Kanun ve 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ uyarınca yasal olarak zorunluluk bulunmamaktadır. Tebliğ evrakını çıkaran idare olarak belirtilen hususların vergi idaresinde kalacak tebligat pusulasında yer almasının gerektiğini söylemek hukuken ve idari işleyiş olarak mümkün değildir. Vergi idaresinde bulunacak olan tebligat pusulasında, muhatap nezdinde yapılan tebliğ işlemini tespit ve ispat etmeye yarayacak tebligata ilişkin temel bilgiler yer almakta olup tebliğ işlemi yapılacak adrese kaçıncı defa gidildiği, tebliğ evrakının idareden alınabileceği ve tebliğ tarihinin nasıl belirleneceğine ilişkin ibarelerin idarede kalacak tebliğ pusulası kısmında bulunması, muhataba yapılan tebliğ işleminin ispat edilmesi açısından hukuken ve hayatın olağan akışı içesinde bulunması zorunlu ve gerekli unsurlar değildir. Vergi Dava Dairesi bu ek gerekçe ile ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İdarece yapıldığı ileri sürülen tebligat incelendiğinde, tebligatta tebliğ evrakının gönderildiği adresten alınabileceğine dair şerh olmadığı gibi kapıya pusulanın da yapıştırılmadığı, tebligatın yapıldığı tarihte ikametgah adresi olduğu iddia edilen "... Mah. ... Sk. No:... Kağıthane/İSTANBUL" adresinin hatalı olduğu, Mahkemece dava konusu ödeme emirlerinin tebliğ edildiği iddia edilen tarihte sistemde kayıtlı adresinin doğru tespit edilmediği, bu adrese yapıldığı belirtilen tebligatın usulsüz olduğu, dava konusu ödeme emirlerinden cep telefonuna 25/11/2022 tarihinde gelen SMS sonrası yaptığı araştırma ile haberdar olduğu, SMS ile elektronik tebligata ilişkin bilgilendirme yapılmasının çelişkili olduğu, elektronik tebligata dair araştırma yapılmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrasının üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle norm denetimi yoluyla başvuru yapılmıştır. Anılan fıkranın iptali istenen cümlelerinin, muhatapların vergi dairelerince düzenlenen işlemlerden haberdar olmalarına imkân sağlayacak güvenceleri taşıdığı Anayasa Mahkemesince kabul edilmiştir (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 35). Posta memuru tarafından tebligat işleminin her aşamasında şerh ve imza yoluyla anılan fıkrada belirtilen usule uygun hareket edildiğinin kayıt altına alınması zorunluluğunun bulunmasının da bu güvencelerden biri olarak kabul edildiği anılan karardan anlaşılmaktadır (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 31, 36). Ayrıca kararda, ikinci defa çıkarılan tebligatı gönderen idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılıp yapıştırılmadığı, kapıya yapıştırma işleminin ardından bu durumun posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edilip edilmediği hususlarının da yargı mercileri tarafından denetlenebileceğinin açık olduğu belirtilmiştir (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 36). 213 sayılı Kanun'un 102. beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinde bu durumun posta memuru tarafından şerh ve imza edileceği belirtilmiştir. Tebliğ evrakının ikinci defa tebliğe çıkarılması üzerine bu duruma ilişkin şerhin hangi bilgileri ihtiva etmesi gerektiğine anılan fıkranın üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle karar verilmelidir. Yani şerhin, adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırıldığı ve tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde evrakı gönderen idareden muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağına dair asgari bilgileri içermesi gerektiği düşünülmektedir. Öte yandan, anılan fıkrada öngörülen kuralların uygulanmasından doğan ihtilaflarda yargı yolunun açık olduğu ve tebligatın hukuka uygunluğunun yargı mercileri tarafından denetlenebilmesinin mümkün olduğu yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararında vurgulanmıştır (AYM, 22/09/2021, E:2021/37, K:2021/63, § 36). Olayda olduğu gibi davacı tarafından tebligat pusulasının kapıya yapıştırılmadığı, davalı tarafından ise 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca yapıştırılması gereken ilgili tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığının ileri sürülmesi durumunda, yargı merciinin, 213 sayılı Kanun'un 102. beşinci fıkrasını davacının lehine olacak şekilde yorumlamak dışında başkaca yapabileceği bir şey de bulunmamaktadır. Dava dosyasına sunulan tebliğ zarfı/alındısının ön yüzüne "Adres kayıt sistemindeki adrese gönderilen ikinci tebligattır" ve "Adres kapalı olup muhatap ve muhatap adına evrakı kabule yetkili kimseler adreste bulunmadığından ve tebliğ evrakı 2. kez düzenlendiğinden pusula parçası kapıya yapıştırılarak evrak merciine geri gönderildi." şerhi düşülmüştür. Ancak tebliğ zarfı/alındısı üzerine tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği ve tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde evrakı gönderen idareden muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağına dair bir şerh ise düşülmemiştir. Diğer taraftan, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca verilen yetkiye istinaden çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin uyuşmazlığa konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (18/01/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:485)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:558) ile değiştirilmeden önceki) hâlinde Ek-1'de, tebligat pusulasının idare ve muhatap nüshası örneğine yer verilmiştir. Muhatap nüshasında "Tebellüğden imtina edilmesi durumunda pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte tebliğ yapılmış sayılır. Yerleşim yeri adresine ikinci defa gidildiği halde tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunmaması durumunda (geçici ayrılmayı da kapsar.) tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde 15 inci günde tebliğ yapılmış sayılır." şeklindeki ibareler matbu olarak yer almaktadır. Söz konusu bilgileri matbu olarak içeren tebligat pusulasının muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde kapıya yapıştırılması gerektiği dikkate alındığında bu ibareleri içeren tebligat pusulası örneğinin dava dosyasına idarece sunulması beklenemez. Zira, ancak, bu ibareleri içermeyen idare nüshasının muhatabın kapısına yapıştırılması ve muhatap nüshasının idarede kalması durumunda veya bu ibareleri içeren muhatap nüshasının muhatabın kapısına yapıştırılmasına karşın idarece muhatap nüshasının haricen tekrar düzenlenmesi durumda idarece tebligat pusulasının muhatap nüshasının dava dosyasına sunulması beklenebilir. Anılan iki durum da tebligatı doğrudan sakatlayacağından matbu ibareleri içeren muhatap nüshasının idarece dava dosyasına sunulmamasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava dosyasına sunulan idare nüshasının ise muhatabın vergi kimlik numarası haricinde kalan bilgileri içeren kısmı eksiksiz olarak doldurulmuştur. Olayda, tebliğ alındısı/zarfına "tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği" ve "tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde evrakı gönderen idareden muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağına" dair bir şerh düşülmemesi nedeniyle tebligatın usule aykırı yapıldığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, dava konusu ödeme emirlerinden haberdar olunmasının ardından on beş gün içinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 07/06/2023 tarih E:2022/358, K:2023/667 sayılı kararıyla, davacının yerleşim yeri adresine bırakılan tebligat pusulasının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanun ile değişik tebligata ilişkin hükümleri ile 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ilgili düzenlemeleri uyarınca, adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının evrakı gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beşinci gün tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarını içermesi gerektiği ancak, tebligat pusulasının anılan hususları içermemesi nedeniyle tebligatın 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun şekilde gerçekleştirildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın süreaşımı nedeniyle reddine dair karara yöneltilen istinaf talebinin reddi yolundaki ısrar kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kurul, bakılan davada, 213 sayılı Kanun'un 01/01/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değişik "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinin beş ve altıncı fıkraları ile anılan maddenin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ilgili hükümlerini yeniden inceleyerek içtihat değişikliğine karar vermiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ Evrakının Teslimi" başlıklı 102. maddesinde 7061 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile getirilen kapıya yapıştırma usulü uyarınca ikinci defa tebliğe çıkarılan tebliğ evrakı, ilk defa tebliğe çıkarılan tebliğ evrakı ile aynı sebeple tebliğ edilemediğinde, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılacak ve bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilecektir. Nihayetinde, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde muhatabı tarafından alınması halinde alındığı günde, bu süre içinde alınmaması halinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacaktır. Vergi Usul Kanunu'nun 7061 sayılı Kanun ile değişik 102. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda Maliye Bakanlığınca çıkarılan 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin ekinde yer alan "Ek-1"in uyuşmazlığa konu tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (18/01/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:485)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:558) ile değiştirilmeden önceki) hâlinde, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde kapıya yapıştırılacağı belirtilen tebligat pusulası örneği yer almaktadır. Bu örnek incelendiğinde, biri tebliği çıkaran idarede kalacak diğeri ise muhatabın kapısına yapıştırılacak iki farklı tebligat pusulasının öngörüldüğü, bunlardan muhatabın kapısına yapıştırılacak pusulada, 213 sayılı Kanun uyarınca pusula içeriğinde yer alması gereken bilgilerin tamamının yer aldığı, idarede kalacak pusulada ise muhataba, tebliği çıkaran idareye, tebliğe çıkan memura ilişkin bilgiler ile tarih bilgisine yer verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emirleri, 11/06/2022 tarihinde davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarılmış, adresin kapalı olması nedeniyle tebligatı çıkaran mercie iade şerhi düşülerek tebliğ zarfı iade edilmiştir. Ardından ikinci kez 12/10/2022 tarihinde aynı adrese tebliğe çıkarılmış ve aynı sebeple tebliğ yapılamadığından, tebligat pusulası kapıya yapıştırılmış ve tebligat çıkaran mercie iade edilmiştir. Davacı tarafından, cep telefonuna 25/11/2022 tarihinde gelen SMS sonrası yaptığı araştırma ile dava konusu ödeme emirlerinden haberdar olduğu iddia edilerek bakılan dava açılmıştır. Ara kararına cevaben davalı idare tarafından dosyaya ibraz edilen tebligat pusulasının, muhatabın kapısına yapıştırılması gereken pusula olmadığı, 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan pusulalardan olan davalı idareye gönderilecek pusula örneği olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, 485 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca taşıması gerekli unsurları içerecek şekilde matbu olarak yer alan tebligat pusulasının, muhatabın kapısına yapıştırılacak olması nedeniyle dosyaya ibrazının mümkün olamayacağı da dikkate alındığında, diğer pusulanın muhatabın kapısına yapıştırıldığının kabulü gerektiğinden, dava konusu ödeme emirlerinin tebliğinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca ödenmesi gereken maktu karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından harca hükmedilmesine gerek olmadığına, 4- Başvuru harcının fazladan yatırılan ... TL tutarındaki kısmının istemi halinde davacıya iadesine, 5- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.