Başvuru, esasa etkili iddiaların mahkeme kararında karşılanmamış olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, esasa etkili iddiaların mahkeme kararında karşılanmamış olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu şirketin borcu sebebiyle alacaklı Z. Bankasının (Banka) talebi üzerine 25/11/2013 tarihinde Aydın İcra Müdürlüğü tarafından başvurucu şirket aleyhine taşınmaz ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılmıştır. İcra takibi kapsamında düzenlenen icra emri ve kıymet takdiri raporu, başvurucu şirketin Ticaret Sicili Gazetesinde yar alan adresine tebliğe çıkarılmıştır. Söz konusu tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine tebligat aynı adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun maddesi kapsamında yapılmıştır. İcra takibine konu taşınmaz 21/10/2014 tarihinde yapılan birinci açık arttırmada 000 TL satış bedeli ile H.Ö.ye ihale edilmiştir. Başvurucu şirket 28/10/2014 tarihinde Aydın İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ihalenin feshi davası açmıştır. Dava dilekçesinde;i. Şirket adresinin kredi sözleşmesinde bulunmasına rağmen icra emrinin olmayan bir adrese 7201 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında tebliğ edilmesi nedeniyle yapılan yapılan tebliğin usulsüz olduğu belirtilmiştir. ii. Kıymet takdir raporunun icra emri ile aynı zarfta bulunması sebebiyle kıymet takdirine itiraz hakkının kaybedildiği açıklanmıştır.iii. İpotek akit tablosunun icra takip dosyası içerisinde bulunmadığı vurgulanmıştır. iv. Satış ilanının usulüne uygun yapılmadığı ve alıcının gayrimenkulün özellikleri hakkında tam olarak bilgilendirilmediği ifade edilmiştir. Mahkeme 10/9/2015 tarihli kararıyla davanın kabulü ile ihalenin feshine karar vermiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu şirketin Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan adres ile kredi sözleşmesinde yer alan adresin farklı olduğu, 7201 sayılı Kanun'un maddesine göre tebligatın ilk olarak bilinen adrese yapılması gerektiği, tebligatın ilk defa aynı Kanun'un maddesine göre yapılmış olması sebebiyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun maddesine göre taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerektiği, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemesinin veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi nedeni olduğunu belirtmiştir. Alacaklı Bankanın temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 18/2/2016 tarihinde Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu şirketin dava dilekçesinde kendisine yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu yönünde bir şikâyeti bulunmadığı hâlde Mahkemenin satış ilanının tebliğ edilmediği hususunu resen gözönüne alarak ihaleyi feshedemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca gerekçede, Mahkemece başvurucu şirketin ileri sürdüğü diğer fesih sebeplerinin incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Daire tarafından verilen bozma kararı üzerine Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 2/2/2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde başvurucu şirketin dava dilekçesinde yer alan itirazlarının tamamı belirtildikten sonra 25/11/2013 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, 7201 sayılı Kanun'un maddesine göre çıkartılan icra emrinin ve kıymet takdiri raporunun başvurucu şirkete 5/5/2014 tarihinde, satış ilanının ise 1/9/2014 tarihinde tebliğ edildiği hatırlatılmıştır. Gerekçede başvurucu şirketin satış ilanına ait tebliğin usulsüz olduğuna ilişkin bir şikâyetinin bulunmadığı, anılan tarihte takipten ve kıymet takdirinden haberdar olduğu, satışa hazırlık işlemlerine süresi içerisinde itiraz etmemesi sebebiyle fesih nedenlerinin yerinde olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca ipotek akit tablosunun icra dosyasına sunulduğu ve icra emrinde bahsedildiği ve anılan hususun ihalenin feshi sebeplerinden olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından başvurucu şirketin dayandığı fiilî ve maddi olguların varlığını objektif, kesin, belirli deliller ile kanıtlayamadığı; takip dosyası içeriğine göre ihaleye hazırlık ve ihale işleminde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir. Başvurucu şirketin temyiz istemi üzerine Daire 2/10/2017 tarihli kararıyla Mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir. Daire, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümlerinin elvermediğini, Mahkeme kararının bozma gereğine ve usulüne uygun olduğunu ve temyiz sebeplerinin yerinde olmadığını belirtmiştir. Karar düzeltme istemi Dairenin 20/6/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar başvurucu şirkete 18/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu şirket 17/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 2004 sayılı Kanun’un "İhalenin neticesi ve feshi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "...İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. ......Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez...."B. Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/9/2012 tarihli ve E.2012/14566, K.2012/27810 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "... borçluya satış ilan tebligatının 2011 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, böylece kıymet takdirinede muttali olduğu ancak yedi günlük şikayet süresi içerisinde borçlunun kıymet takdirine karşı icra mahkemesinde şikayette bulunmadığı görülmektedir. Şu halde borçlu ihale öncesinde kıymet takdirine itirazda bulunmadığından taşınmazın kıymetine yönelik şikayetleri ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremez...." Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/2/2020 tarihli ve E.2020/559, K.2020/1181 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “…İİK'nun maddesinde ihalenin feshi nedenleri teker teker belirtilerek gösterilmemiştir. Sadece, BK'nun maddesinde yazılı nedenler de dahil olmak üzere, satış ilanının tebliğ edilmemiş olması, satılan malın esaslı niteliklerindeki hata ve ihaledeki fesat nedenleriyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir.İhalenin feshi nedenleri gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamasında; 1-İhaleye fesat karıştırılmış olması 2-Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler 3-İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler 4-Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanmıştır.” Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/12/2019 tarihli ve E.2019/10081, K.2019/17845 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Satışa hazırlık işlemlerinden kaynaklanan nedenlerle ihalenin feshi isteminde bulunulabilmesi için usulsüz olduğu ileri sürülen hususun ihaleden önce şikayetçi tarafından öğrenilmemiş olması, öğrenilmiş ise; İİK'nun 16/maddesinde öngörülen yasal yedi günlük sürede icra mahkemesi nezdinde şikayet konusu yapılmış olması gerekir. Şikayetçi, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü ihaleye hazırlık dönemine ilişkin bir durumu yasal sürede icra mahkemesine şikayet yoluyla ileri sürmez ise daha sonra aynı nedene dayalı olarak ihalenin feshini isteyemez. Satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikayet üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber, süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshi aşamasında incelenmesi mümkündür. Ancak, yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, aynı şikayet nedenleri ile ihalenin feshini talep edemezler...."