T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/869 KARAR NO : 2025/3111 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/11/2024 NUMARASI: 2024/84 E - 2024/848 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/869 KARAR NO : 2025/3111 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/11/2024 NUMARASI: 2024/84 E - 2024/848 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili olan davacıya 11/12/2023 tarihli :... fatura numaralı fatura ile 256.387 TL fatura bedeli tahakkuk ettirdiğini, ilgili faturadan önceki ve sonraki ödemeleri hiç bir zaman 20.000 TL bedelin üzerine çıkmadığını, ilgili fatura içeriğinin mesnedi konusunda davalı şirketin davacıya hiçbir açıklamada bulunmadığını, davacının ilgili faturanın öncesindeki ve sonrasındaki dönemlerde kullanım tutarlarının yaz ve kış aylarına göre orantılı ve dengeli olduğunu, davacının ilgili sayaca müdahalesi mümkün olmadığı gibi, kullanım oranlarında da bir değişiklik mevcut olmadığını, bu nedenle davacının belirlenen fatura tutarı kadar bir kullanımı olmasının mümkün olmadığını, elde ki davadan aylar öncesinde doğalgaz sayacının ... yetkilileri tarafından değiştirildiğini, sayacın değiştirilmesi sonrasında ve öncesinde davacıya belirlenen fatura bedellerinin hemen hemen aynı olduğunu, eldeki davanın doğalgaz kullanım fatura bedeline yönelik menfi tespit talebinden kaynaklandığını, somut olayda doğal gaz tüketimine konu yerin kafe olduğunu, Doğalgaz kullanımının kesilmesinin davacının ticari faaliyetini imkansız hale getireceğinin aşikar olduğunu ileri sürerek, öncelikle dava süresinde davacının iş yeri adresi Acıbadem Mahallesi İşbankası Konut Sitesi Sokak ...Pafta ... Ada 40 Parsel 1/B olan iş yerinden dava sonuna kadar doğlagaz kullanımının kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yine elde ki dava icra takibi yapılmadan öncesinde açılmış olması hasebiyle İİK.md 72 kapsamında %15 teminat karşılığında açılacak olan icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile davacının ... fatura numaralı ve 256.387 TL bedelli faturadan borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili olan davalı ...'ın, doğal gaz dağıtımı ile ilgili uygulamalarını 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve buna dayanarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun yürürlüğe koyduğu doğal gaz piyasası mevzuatlarına göre yürüttüğünü, davacının 08.12.2014 tarihli sözleşme ile abone olduğunu, 17.05.2015 gaz açma tarihi olarak kayıtlarda olduğunu, davacının, ticari olarak faaliyet gösterdiğini, davacı tarafından ... numaralı 256.387-TL bedelli fatura nedeniyle borçlu olmadığının tespiti amaçlı dava açıldığını, davacının sayaç değişimi öncesi, 20.000-TL civarında fatura geldiği ve sayaç değişimi sonrasında gelen faturaların benzer olduğu, kendilerine bir açıklama yapılmadığını ifade ettiğini, yine dava konusu fatura öncesi ve sonrasındaki dönemlerde kullanım tutarları, yaz kış aylarına göre orantılı ve dengeli olduğu, sayaç değişimi sonrası da kullanımlarının hemen hemen aynı olduğu; buna istinaden de İstanbul BAM 3. HD 2023/1234 Esas 2023/2936 Karar dosyasından bir kısım sunduğunun görüldüğü, bu kararın sayaca müdahale kaynaklı tahakkuk ettirilen fatura nedeniyle açılan menfi tespit davası sonrası BAM incelemesine ilişkin olduğunu, davacı tarafın sayacın değişimi sonrası kullanım ortalamalarında bariz farkın ortaya çıkmasına bağlı olduğuna ilişkin bir sonuca vardığını ancak bu sonucun doğru olmadığını, dava konusu faturanın sayacın 24.08.2023 tarihinde değişimi sonrası inceleme/kalibrasyon için ... (İstanbul ... ... Teknolojileri Araştırma Mühendislik San. ve Tic. A.Ş.) laboratuvarına gönderilmesi sonrasında tahakkuk ettirildiğini, ..., bu konularda akredite bir kuruluş olduğunu ve yetkilendirildiğini, davacının ilk kaçak gaz kullanımı olmadığını, 12.12.2018 tarihinde tesisata, kayıt dışı sayaç takarak kaçak gaz kullandığını, 5.892-TL bedelli kaçak faturası tahakkuk ettirildiğini, davacının bu sefer, ...'ın kayıtlı sayacını söküp, farklı sayaç ile gaz kullanması, sonrada sayacı geri takması, bu şekilde eksik tüketim kaydı yapılabilmesi, davacının bu konudaki istidadını net bir şekilde gösterdiğini, 12.12.2018 tarihli kaçak kullanıma ilişkin evrakları sunduklarını, davacının , sayaç değişimi sonrası da kullanımda değişiklik olmadığını ifade ettiğini, ancak sayaç değişimi sonrası ile öncesi arasında ciddi bir fark olduğunun görüleceğini, dava konusu faturanın sayacın müdahaleli olması, geçmiş tüketimlerinin de şaibeli olması, daha önce de kaçak faturası çıkarılmış olması sebebiyle abonenin kendi tüketimlerinin kıyas alınmadığını, bunun yerine benzer 2 tüketim noktasına ait ortalama 13.689,55 metreküp doğal gaz kullanımı baz alındığını ve abonenin ilgili kıyas dönemi olan 23.08.2022-24.08.2024 tarihleri içerisindeki, endekse yansıyan ve faturalandırması yapılan 5.873,95 metreküp doğal gaz kullanımı düşülerek 7.815,61 metreküp üzerinden %200 cezalı olarak kaçak faturası düzenlendiğini, davacıya daha düşük olan seçenek üzerinden faturalandırma yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " Her ne kadar davacı tarafından 11/12/2023 tarihli 256.387,00-TL doğal gaz kullanım faturasına ilişkin menfi tespit davası açılmış ise de ileri sürülen iddianın incelenmesinin teknik bilgi gerektirdiği, bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin 21/05/2024 tarihli celse ara kararının neticesi de tarafa ihtar edilmek suretiyle tesis edildiği, celseye davacı vekilince iştirak edilmiş ise de verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti ikmal edilmediği gibi gecikmeyi haklı gösterecek somut bir mazaret beyanı dile getirilmediği, her ne kadar bilirkişi ücreti yeni duruşma gününden bir gün önce 11/11/2024 tarih saat 22.19'da UYAP sisteminden dosyamıza ikmal edildiği görülmüş ise de yerine getirilmeyen ara karar neticesinde usuli işlemlerin icrasında gecikme ve celse taliki meydana geldiği gibi verilen kesin süre nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak dosyanın bilirkişiye tevdiine yönelik talebin reddine karar verildiği, dosyaya sunulu deliller yönünden talep incelendiğinde iddiayı ispata yeter kanaat oluşturmadığı" gerekçeleriyle ispatlanmayan davanın davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; abonelik sözleşmelerine yönelik menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, eldeki davada davalının ve kendilerinin bilirkişi incelemesine dayandığını, mahkemece gerekli delil avansı dosyaya yatırılmış olsa da celse talikine sebebiyet vermesi gerekçesi ile davanın reddedildiğini, ispat yükü davalıda olması alınan bilirkişi raporu davalı lehine sonuç doğuracak olması sebebiyle ilgili bilirkişi raporuna yönelik masrafın en başından sadece davacı tarafın sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, ispat külfetinin davalıda olduğu bir davada davacının delil avansı karşılaması düşünülemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak tahakkukuna dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise, menfi tespit davasında delil avansını hangi tarafın karşılayacağı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 324. maddesince taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olup, kesin süre içinde delil avansı yatırılmadığı takdirde mahkemece o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır ve bu durumda mevcut deliller değerlendirilerek karar verilir. Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)Eldeki davada, davacı tahakkukun hatalı olduğunu ileri sürmekle ispat yükü davalı alacaklıda olsa da alacaklının bilirkişi incelemesi sırasında sunduğu bilgi ve belgelerle alacağınını, uyuşmazlık kapsamında tahakkukun doğru olduğunu ispatlayacağı, davanın davacı tarafça açılması nedeniyle gider avansının davacı tarafça karşılanacağı, ve dava sonunda haklı çıkan lehine hükmolunacağı gözetildiğinde mahkemece verilen karar isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/12/2025