3. Hukuk Dairesi 2009/14660 E., 2009/18139 K. 3. Hukuk Dairesi 2009/14660 E., 2009/18139 K. - ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN - GÖREVSİZLİK - KORUMA BEDELİ- 4081 S. ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 15 ] - 4081 S. ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 8 ] - 4081 S. ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 10 ] Dava dilekçesinde 1245 TL asıl alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptaline taki…
3. Hukuk Dairesi 2009/14660 E., 2009/18139 K. **3. Hukuk Dairesi 2009/14660 E., 2009/18139 K.** **- ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN - GÖREVSİZLİK - KORUMA BEDELİ**- 4081 S. ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 15 ] - 4081 S. ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 8 ] - 4081 S. ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 10 ] **"İçtihat Metni"** Dava dilekçesinde 1245 TL asıl alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptaline takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/7/2009 tarih ve 172638 sayılı yazıları ile kanun yararına bozulması istenilmiştir. YARGITAY KARARI Temyiz isteminin HUMK 427/6 maddesine uygun olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 2004-2005 yılı koruma bedelini ödemediği gibi aleyhine yapılan ilamsız icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kesin olan hükümde "mahkemece davanın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesi gereğince görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasına" karar verilmiş olması kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir. Takibe konu alacak, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun 15. maddesi uyarınca koruma meclisince tahakkuk ettirilmiş olan koruma bedeli alacağından oluşmaktadır. Bu husus dosya arasında mevcut Koruma Meclisi Kararından açıkça anlaşılmaktadır. Madde 15 - "Koruma tarifeleri her sene koruma ve ihtiyar meclisleri tarafından mahallin örf ve adeti ile iktisadi vaziyetine ve taalluk ettiği arazinin verimine, mahsulün nevine veya hayvan cinsine göre tanzim olunur. Bu tarifeler murakabe heyetine gönderilmekle beraber aynı zamanda köy veya kasabanın münasip mahallerine de talik olunur. Alakadarlar talikten itibaren on gün zarfında koruma veya ihtiyar meclisleri vasıtasıyla veya doğrudan doğruya murakabe heyetine itiraz edebilirler. Tarifeler murakabe heyetinin tasdikiyle katileşir. Koruma bedelleri her mahallin istihsal vaziyetlerine göre tespit olunacak en müsait zamanda ve Tahsili Emval Kanununa göre tahsil olunur. Ancak Tahsilat Komisyonunun vazifeleri koruma ve ihtiyar meclisleri, tahsildarın gördüğü işler koruma heyeti reisinin veya muhtarın tensip edeceği kimse tarafından ifa olunur. Koruma tarifesi bir senelik bekçi ücretlerinden başka peşin olarak ödenecek zarar ve ziyanlarla masraf karşılığı olarak bekçi ücretlerine yüzde 30 u geçmemek üzere yapılacak bir ilaveyi karşılayabilecek şekilde tanzim olunur." O halde bu para cezaları anılan maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere aynı kanunun 8. maddesinin 1. bendi uyarınca belirlenmiştir. Bu durumda, aynı kanunun 10. maddesinin bu konuda uygulanması gerekir. Bu maddeye göre ise kanunda yazılı istisnalar dışında (ki, bu istisnalar Kanunun 26. maddesinde yazılı olup, koruma ve köy ihtiyar meclislerinin verdikleri kararlara karşı vaki itirazların Sulh Mahkemelerince inceleneceğine dairdir) koruma meclisince alınan kararlara karşı 10 gün zarfında murakabe heyetlerine itiraz edilebileceği, itiraz edilip de reddedilen veya itiraz edilmeden kesinleşen bu kararların derhal icra olunacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Anılan madde metninde, (murakabe heyetlerince itiraz üzere verilen kararlar aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat olunamaz) hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 15/11/1963 tarih ve E. 1963/97, K. 1963/272 sayılı karar) bu kararların icrası için ilgiliye tebliğe tevessül edildiğinde bu işlem, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun uyarınca, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 6. maddesine göre muhatap ancak görevli İdare Mahkemesine itirazda bulunabilir. Davacı idare, yükümlüye yaptığı tebligat üzerine tahsil işleminin durdurulduğuna dair görevli İdare Mahkemesinden bir karar verilip kendisine tebliğ edilmediği sürece, yukarıda sözü edildiği gibi 6183 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak alacağını tahsil etmek üzere yasada yazılı yollara başvurmak durumundadır. İdarenin bu yola gitmeyerek alacağını Özel Hukuk hükümlerine tabi bir alacakmış gibi mahkemeden talep etmesi, alacağın niteliğini değiştirmeyeceğinden, böyle bir başvurunun Adliye Mahkemesince reddedilmesi gerekir. Bu suretle HUMK'nun 7. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca, davacının istemi, idari makamlarca yapılması gereken bir işleme ilişkin olması (6183 Sayılı Kanuna göre) nedeniyle görev yönünden reddedilmelidir. O nedenle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddi gerekirken olaya ve alacağın dayandığı yasa maddesine uymayan gerekçe ve yorumlarla esasa girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 12/11/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.