1. Hukuk Dairesi 2025/1672 E. , 2025/2056 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/39 E., 2023/309 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı veki
**1. Hukuk Dairesi 2025/1672 E. , 2025/2056 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/39 E., 2023/309 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ve hudutlarını dava dilekçesinde belirttiği yaklaşık 1.500,00 m2 yüz ölçümündeki tescil harici taşınmazın davacı tarafından 30 yılı aşkın zamandır imar-ihya edilmek suretiyle kullanıldığını, taşınmaz içerisindeki taşları babası ile birlikte temizlediğini, taşınmazın köy boşluğu vasfında olduğunu ileri sürerek dava konusu tescil harici taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. II.CEVAP Davalılar, cevap dilekçeleriyle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2014 tarih ve 2012/208 Esas 2014/634 Karar sayılı kararıyla; zilyetlikten iktisap şartlarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tescil harici taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Birinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2014 tarih ve 2012/208 Esas 2014/634 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.12.2014 tarih ve 2014/15836 Esas 2014/14911 Karar sayılı kararıyla; ilgili hükümleri 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun kapsamında çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Büyükşehir Belediyesinin sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlendiği ve ... Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisindeki köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırıldığı; bu kapsamda Mahkemece öncelikle ... ve ... İlçe Belediye Başkanlığını davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmesi ve ilgililer davaya dahil edildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2018 tarih ve 2015/218 Esas, 2018/501 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın imar planı dışında ve köy boşluğu olarak tescil harici bırakılan alan içerisinde bulunduğu, köy boşluklarının zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın ihya edildiği, bu kapsamda zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu belirtilerek davanın kabulü ile dava konusu tescil harici taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. 3.İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2018 tarih ve 2015/218 Esas, 2018/501 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 28.09.2022 tarih ve 2021/4806 Esas 2022/6211 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz hakkında kadastro sonrası tapu kaydı oluşup oluşmadığının ve tespit harici bırakılma nedeninin sorulmadığı, dava konusu taşınmazın imar ihya yönünden değerlendirilmediği ve hava fotoğraflarına ilişkin detaylı inceleme yapılmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarla olan görüntüsünü gösterir fotoğrafların dosya kapsamına dahil edilmediği, taşınmazın güney sınırında 268 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaz bulunmasına rağmen yöntemince mera araştırması yapılmadığı, dava konusu taşınmazda imar ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarına ilişkin somut verilere dayalı açıklama içermeyen tek ziraatçi bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna ve yerel bilirkişiler ile tanıkların soyut içerikli beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması cihetine gidilmesinin isabetsiz olduğu, kabule göre de dava konusu taşınmazın zemin değeri üzerinden harç alınması gerekirken muhdesat bedellerinin de dava değerine eklenmesi suretiyle davacı aleyhine fazlaca harca hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın geçmişte köy boşluğu olduğu, tarıma elverişli olmadığı ve taşınmaz üzerinde tarım yapılmadığı, davacının da taşınmazı tarımsal amaçlı kullanmayıp taşınmaz üzerinde konut ve ahır inşa ettiği, dosya kapsamında mevcut ziraat bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın imar-ihya edilmediğinin ve imar ihyaya muhtaç olduğunun belirtildiği, hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede de taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığının tespit edildiği belirtilerek davanın reddine ve dava konusu tescil harici taşınmazın davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın imar ihya edilmediğine ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacının ev ve ahır yapmanın yanı sıra taşınmazın bir kısmını da bahçe olarak kullandığını, tarımdan anlaşılması gerekenin yalnızca tohum ekmek suretiyle yapılan tarım olmadığını, taşınmazın ağaç dikmeye uygun hale getirilmesi ve ağaç dikilmesinin de taşınmazın tarıma elverişli hale getirildiğinin bir göstergesi olduğunu, buna ek olarak taşınmazın bir kısmının da uzun bir süre boyunca meyve bostanı olarak kullanıldığını, davacının dava konusu taşınmazda ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tarım yaptığını, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazda ağaç dikili olduğuna yönelik beyanlarının bulunduğunu, taşınmazın bulunduğu alana baraj inşa edilmesi nedeniyle son yapılan keşifte taşınmazın tarıma elverişli hale getirilip getirilmediğinin tespitinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın baraj sahasında olması nedeniyle 6 yıla aşkın süredir terk edilmiş durumda olduğunu, bu nedenle bugünün şartlarında taşınmazın imar ve ihya edilip edilmediği konusunda bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda 1990 ve 1995 yılına ait hava fotoğraflarına yer verilmediğini, bu sebeple yapısal faaliyetin 1999 yılında başladığı gibi hatalı bir tespitte bulunulduğunu, yapısal faaliyete çok daha önce başlandığının tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının 1990 yılından önce tamamlandığını, davanın reddedilmesi sonucunda taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Eldeki davada, davacı ...'ın irsen intikal, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1976 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında köy boşluğu olarak tescil harici bırakılan taşınmazın bir bölümünün adına tescili istemiyle dava açtığı, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu tescil harici taşınmaz bölümünün Hazine adına tesciline karar verildiği görülmektedir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince 05.07.2023 tarihinde icra edilen keşifte yapılan mahkeme gözleminden ve keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından dava konusu taşınmazın Doğanpınar barajına yakın bir konumda bulunduğu ve çevre parsellerin baraj suları altında kaldığı, ... Belediye Başkanlığının 06.06.2023 tarihli yazı cevabında dava konusu taşınmaz bölümünün 18.05.2018 tarihli 1/25.000 ölçekli nâzım imar planı içerisinde gölet alanında kaldığının ifade edildiği, Dairenin 13.02.2025 tarihli geri çevirme kararı sonrasında dosya kapsamına kazandırılan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 11.03.2025 tarihli yazı cevabından dava konusu taşınmazın Doğanpınar baraj gölü suları altında ve kamulaştırma sahası içerisinde kaldığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz bölümünün baraj suları altında kalması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi uyarınca mülkiyete konu olamayacağı gözetilerek davalı Hazinenin tescil talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi hükmüne uyulan bozma ilamında dava değerinin tespitinde dava konusu taşınmaz bölümünün zemin değerinin esas alınması gerektiği belirtilmesine rağmen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesi gereğince vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceği gözardı edilerek davacı aleyhine dava değerini aşacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.