10. Hukuk Dairesi 2012/10563 E. , 2012/16241 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :789-71 İşkazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu
**10. Hukuk Dairesi 2012/10563 E. , 2012/16241 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :789-71 İşkazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25/09/2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına Av. ... ile karşı taraf adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukat/lar/ın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre SGK Başkanlığı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2-Dava; 25.06.2004 tarihli iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin rücuan tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, anılan maddedeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunması ve tazminat hesabının bu şekilde yapılması gerekmektedir. Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda, Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır. Bu durumda fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, Kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o taktirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmeli; aksine fiili ödeme miktarı ile peşin değerden düşük ise o taktirde de fiili ödeme miktarı esas alınmalıdır. Dava konusu somut olayda; sigortalının hak sahipleri tarafından açılan ve kesinleşen Bakırköy 4. İş Mahkemesi 2006/541 Esas 2010/931 Karar sayılı tazminat dosyasına, Sosyal Güvelik Kurumunca gönderilen 25.10.2010 tarihli yazı ile, hak sahiplerinden ...’in 18 yaşını ikmal etmesi nedeniyle gelirinin kesildiği, 25.06.2004-25.09.2008 tarihleri arasında 5.164,28 TL fiili ödemenin yapıldığı bildirilmiştir. Mahkemece; hak sahiplerinden ...’in gelirden çıkıp çıkmadığı araştırılarak, gelirden çıkmış ise gelirden çıkılan tarihe kadar ödenen fiili ödeme miktarı belirlenerek, ilk peşin sermaye değerli gelir ile fiili ödeme miktarı karşılaştırılması sonucu, ilk peşin değer düşük ise ilk peşin değeri, fiili ödeme miktarı düşük ise fiili ödeme miktarı esas alınmak suretiyle, tazminine olanak bulunan kısmının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 900,00.-TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.