13. Hukuk Dairesi 2013/5422 E. , 2013/7769 K. "" ... vekili avukat... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 24.04.2012 tarih ve 466-203 sayılı hükmün Dairenin 21.11.2012 tarih ve 26873-26138 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, eczacı olduğunu, bir reçetenin odyokopili sayfalarında kayıtlı o…
**13. Hukuk Dairesi 2013/5422 E. , 2013/7769 K.** **"İçtihat Metni"** ... vekili avukat... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 24.04.2012 tarih ve 466-203 sayılı hükmün Dairenin 21.11.2012 tarih ve 26873-26138 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, eczacı olduğunu, bir reçetenin odyokopili sayfalarında kayıtlı olmayan ilaç adedi tespit edildiği gerekçesi ile 4 yıl için kurumla olan sözleşmesinin fesih edildiğini, feshe konu işlemi kendisinin yapmadığını belirterek fesih işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş, hükmün; davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.11.2012 tarihli ilamı ile onanması üzerine davacı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir.