(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/2155 E. , 2008/3298 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda kayıt düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/2155 E. , 2008/3298 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda kayıt düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, dava konusu 240 ada 28 parselde annesi ...’in, 156 ada 13 ve 16. 11.1960 tarih cilt 182 sıra 69 da kayıtlı parsellerde babası ...’in soyadının ... olarak yazıldığını tapu kayıtlarında soyadının ... olarak ve ayrıca 156 ada 13 parselde 1/2 hissede paydaş olarak gözüken ... oğlu ...’in taşınmazın tapu kaydında yazılmayan soyadının eklenmesi suretiyle malik isminin ... oğlu ... ... olarak düzeltilmesini istemiş; Mahkemece, davacının iddiasını kanıtlar delil sunmadığı gibi ...’in ... ve ... adında iki oğlu olduğu belirtilmesine rağmen nüfus kayıtlarının bunu doğrulamadığı ve yine tapu maliki ...’in baba adı dilekçede ... olarak belirtilmesine rağmen nüfus kayıtlarında ... olduğunun anlaşılması gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Mahkemece davacının iddiasını kanıtlamadığı ve dayanak kayıtlarda ...’in ... ve ... adında iki oğlu olmasına rağmen nüfus kayıtlarının bunu doğrulamadığı ifade edilmiş ise de 156 ada 13 parselin 1/2 paydaşı olarak gözüken ... ...’nun anne ve baba adının davacının murisi ... ... ile aynı olduğu, taşınmazdaki ... payının 1988 yılında mirasçılarına intikal ettiği görülmüştür.303 ada 40 parselin dayanak tapu kaydında edinme sebebi olarak taşınmazın “ Uncu ... oğlu ... satışından bölünmüş zeytinlik” olduğu ve kuzey sınırında bu taşınmazdan “müfrez ... ...” bulunduğu, kadastro tutanağında 39 parselden ifraz edildiği belirtilmesine rağmen Mahkemece müfrez ... zeytinliği ve 39 parsele ait tapu kayıt ve tutanakları getirtilip dosya içine alınıp incelenememiştir. Kaydı düzeltilmesi istenen 16. 11.1960 tarih cilt 182 sıra 69 nolu tapu kaydının gittisi olarak gözüken kayıt ile kadastro tespit tutanaklarında belirtilen dayanak tapu kayıtları getirtilmemiş, zabıta araştırması yapılmamıştır. Mahkemece yapılması gereken taşınmazlara ait dayanak tapu kayıtları getirtilmeli, zabıta araştırması yapılmalı, düzeltilmesi istenen kimlik bilgisine sahip bir başka kişi bulunup bulunmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, aynı kimlik bilgisine sahip kişi var ise bu kişi, taşınmazı ve müşterek maliklerini bilen tanıklar, bilirkişiler ve mümkün ise taşınmazda müşterek malik olarak gözüken ... mirasçıları dinlenmeli, ayrıca davacı murisi ...’in 1951 yılında nakil olarak geldiği ... İli ... İlçesi ... Köyü 83 cilt 154 hanede kayıtlı altıncı kişi olduğu görülmekle, bu hanede kayıtlı olan tüm kişileri gösterir nüfus kayıt tablosu da ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek davacı murisi ...’in var ise bu hanede kayıtlı anne baba ve kardeşlerinin kim olduğu tespit edilip tüm deliller toplandıktan sonra gerekirse taşınmazlar başında keşif yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.