14. Hukuk Dairesi 2015/13291 E. , 2016/5483 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.04.2007 gününde verilen dilekçe ile mera aidiyetinin tespiti ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 29.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten son…
**14. Hukuk Dairesi 2015/13291 E. , 2016/5483 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.04.2007 gününde verilen dilekçe ile mera aidiyetinin tespiti ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 29.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, davacıların ... Köyü'ne bağlı ... Mezrası'nda ikamet ettiklerini, hayvancılık ve çiftçilik yaptıklarını ancak tapulama esnasında davaya konu meraların sehven davalı köylere bağlandığını, bu taşınmazların intifa hakkının kadimden beri münferiden ... Köyü ve bu köyde oturanların yetkisinde olduğunu, bu sebeplerle bu hususun tespiti ile yapılan müdahalelerin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuşlardır. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesi mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerlerini orta malları niteliğinde kabul etmiş, tutanakların düzenlenip kesinleşmeleri halinde mülkiyet sicillerine değil de tapu sicilinde ayrı şekilde tutulacak özel sicile yazılacağını öngörmüştür. Kamunun kadimden beri yararlandığı yerlerden sayılan bu tür taşınmazlar 16. maddenin ana başlığında yazıldığı gibi “kamu malları”ndan sayılırlar. Kamu mallarının öncelikli olarak temsilcisi hazine ve köy muhtarlığıdır. Davada, dava konusu taşınmazların davacıların ikamet ettiği ... Köyü'nün ... Mezrası'nın kullanımında olan mera olduğu iddiasıyla mera aidiyetinin tespiti ve elatmanın önlenmesi istenildiğinden bu tür bir iddiada gerçek kişilerin aktif dava ehliyeti yoktur. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta, davacı şahısların dava ehliyeti bulunmadığından reddedilmesi gerektiği halde yazılı gerekçe ile davanın esastan kısmen karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde ise taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir. 4721 sayılı TMK’nın 47, 48, 49 ve 50. maddelerinde de tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. 442 sayılı Köy Kanununun 37/7 maddesi uyarınca da köy tüzel kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukuki bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanunun 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır.