(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10094 E. , 2009/11054 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tapu iptali ve tescil davası yönünden reddine, terditli talebin kabulüne dair verilen 24.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dil…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10094 E. , 2009/11054 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tapu iptali ve tescil davası yönünden reddine, terditli talebin kabulüne dair verilen 24.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 22.07.1997 günlü satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek tazminat taleplerine ilişkindir. Davalı ..., davayı kabul etmiştir. Davaya müdahil olarak katılan ..., taşınmazın taksim edilmediğini, dava konusu 525 sayılı parselin her yerinde hakkının olduğunu, açılan davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Diğer dahili davalılar, savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, 03.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanununun 09.02.2007 tarihli 5578 sayılı yasa ile değişik 8. maddesi gereğince 2 hektardan küçük hissenin davacıya satışının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı, davalı ... ve müdahil ... temyiz etmiştir. 1-Davaya katılmak isteyen ...’ün 16.04.2007 günlü dilekçesi harçlandırılmadığından bu suretle yasal olarak müdahale talebi bulunmadığı gibi bu sıfatı da kazanmadığından davada taraf sıfatı olmayan ...’ün temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacı ile davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan davalı ...’ın ise bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 3-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Burada üzerinde durulması gereken sorun, 22.07.1997 tarihinde yapılan satış vaadi işleminin hüküm ve sonuç meydana getirip getirmeyeceğidir. Gerçekten, 19.07.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8.maddesinde bölünemez büyüklük kavramına yer verilmemiş, bu kavram daha sonra anılan yasanın değişiklik yapan 09.02.2007 tarihli 5578 Sayılı Yasanın 2.maddesiyle getirilmiştir. Davada dayanılan 22.07.1997 tarihli sözleşme, 5578 Sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki bir tarihi taşıdığından ve bu tarihte bölünmez büyüklük miktarı yasada öngörülmediğinden, davacı 22.07.1997 günlü sözleşmeye dayanarak tescil isteminde bulunabilir. Zira, 09.03.1988 tarihli ve 1987/2-860 esas, 1988/232 karar sayalı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere herhangi bir yasa veya düzenleyici hüküm o yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getirir. Değişik bir anlatımla yürürlüğe giren yasa yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanmaz. Medeni Hukuk açısından bu duruma yasaların geriye yürümemesi ilkesi denir. Ancak, belirtilmelidir ki, yeni yasa veya düzenleyici kural devam etmekte olan uyuşmazlıklarda tamamlanmamış hukuki durumlara yasanın derhal yürürlüğe girme niteliğinden dolayı uygulanacak ve hukuki sonuçlar doğuracaktır. Kuşkusuz yeni yasada yürürlükle ilgili ayrık ve özel bir hüküm de bulunabilir. Böyle bir durum söz konusu ise, kanun koyucu iradesini yeni çıkan yasanın geçmişteki olaylara da uygulanması doğrultusunda gösterdiğinden yeni çıkan yasa yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanır. Dolayısı ile, eldeki uyuşmazlıkta dayanılan satış vaadi sözleşmesinin 22.07.1997 tarihini taşıması nedeniyle 5578 Sayılı Yasanın getirdiği bölünülemez miktar uygulaması mümkün değildir. Ancak, 3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmü gereğince; veraset yoluyla intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Hukuk Genel Kurulunun 03.02.1993 tarihli ve 688-30 sayılı kararında değinildiği üzere sözü edilen madde ile getirilen sınırlandırmalar, imar uygulamasına geçilmeyen yerlerdeki çarpık yapılaşmayı önleme amacına yöneliktir. Daha açık bir ifade ile bir yerde tasdikli uygulama imar planı yoksa bu alanlarda yasadaki ayrık durumlar hariç her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parsellerin hisselere bölünerek satış vaadi sözleşmeleri ile satımı olanaksızdır. Yasanın amir hükmüne rağmen satış vaadinde bulunulmuşsa bu gibi durumlarda sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu nedenle dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda tasdikli imar planı bulunup bulunmadığı ilgili mercilerden sorulmalı, verilecek cevaba göre 3194 sayılı yasanın 18/son maddesi hükmü gözetilerek davacının tescil istemi hakkında bütün bunların sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenle müdahil olarak katılmak isteyen ve taraf sıfatı almayan ...’ün temyiz dilekçesinin reddine, (2).bent uyarınca davalı ...’ın bütün, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (3).bentteki nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.