Başvuru, tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş bir mahkemede yargılamanın yapılmış olması, başvurucular hazır bulunmaksızın dinlenen gizli tanık beyanının hükme esas alınması, Kürtçe savunma yapma hakkı tanınmaması, soruşturma aşamasında kısıtlama kararı verilmiş olması ve yargılamanın sonucunun adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuruda ayrıca anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan bazı eylemlerin terör örgütü üyeliği su
Başvuru, tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş bir mahkemede yargılamanın yapılmış olması, başvurucular hazır bulunmaksızın dinlenen gizli tanık beyanının hükme esas alınması, Kürtçe savunma yapma hakkı tanınmaması, soruşturma aşamasında kısıtlama kararı verilmiş olması ve yargılamanın sonucunun adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuruda ayrıca anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan bazı eylemlerin terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarak kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; tutuklamanın matbu gerekçeler içeren ve duruşma yapılmaksızın verilen kararlarla uzun süre devam ettirilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak yapılan arama ve iletişimin dinlenmesi nedenleriyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür. Başvuru 21/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Olayların meydana geldiği tarihlerde başvuruculardan Adle Deniz Sürer, Hasan Karaoğlan ile Mehmet Emin Polat Ceylanpınar Belediyesi meclis üyesi, başvurucu Ahmet Dağtekin Ceylanpınar Belediyesi başkan yardımcısı, başvurucu Cemil Tuncer ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyesidir. Başvurucular, PKK terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle belirli sürelerle gözaltında tutulmuşlar; gözaltının akabinde başvuruculardan Adle Deniz Sürer ile Mehmet Emin Polat 10/5/2012 tarihinde, diğer başvurucular ise 31/5/2012 tarihinde tutuklanmışlardır. Cumhuriyet savcısı 20/7/2012 tarihli iddianamesi ile başvurucuların terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Aynı iddianamede Cumhuriyet savcısı başvurucular Cemil Tuncer, Hasan Karaoğlan ve Mehmet Emin Polat'ın ayrıca 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme suçundan da cezalandırılmasını talep etmiştir. Başvurucular hakkındaki yargılama Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılmıştır. Mahkeme 10/10/2012 tarihinde başvurucu Ahmet Dağtekin'in, 18/1/2013 tarihinde başvurucu Hasan Karaoğlan'ın, 1/3/2013 tarihinde ise başvurucular Adle Deniz Sürer ile Mehmet Emin Polat'ın tahliyelerine karar vermiştir. Yargılama sonucunda Mahkeme 5/7/2013 tarihinde, başvurucuların PKK terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetlerine hükmetmiştir. Mahkeme 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçuyla ilgili olarak ise beraat yönünde hüküm kurmuştur. Mahkeme ayrıca tutuklu olan başvurucu Cemil Tuncer'in hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. İlk derece mahkemesi gerekçeli kararına, başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmanın hangi sebeplere dayandığına ilişkin arka plan açıklaması yaparak başlamıştır. Mahkeme, örgütün yapılanmasına dair bazı bilgiler verdikten sonra kent meclisleri hakkında ayrıntılı açıklamalar yapmıştır. Mahkemeye göre kent meclisleri, PKK terör örgütüne ait olan sözleşmelere istinaden terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ve örgüt yöneticilerinin talimatlarıyla kurulan PKK terör örgütünün önemli bir yapılanmasıdır. Bundan başka ilk derece mahkemesi, kent meclislerinin amacı ve yapılanması hakkında da bazı bilgiler vermiştir. Mahkeme, kent meclislerinin başkanlık divanı, yürütme ve disiplin kurulu şeklinde bir yapılanmaya gittiğini belirttikten sonra bu meclislerin demokratik özerkliği gerçekleştirmenin bir aracı olarak kabul edildiğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca kentte bulunan PKK terör örgütü yapılanmalarının tamamının kent meclislerine bağlı olduğu hususuna vurgu yapmış ve daha sonra kent meclislerinin vatandaşların devletin idari ve adli kurumlarıyla olan irtibatını ortadan kaldırmayı amaç edindiğini kabul etmiştir. Son olarak ilk derece mahkemesi kent meclislerinin toplantıları hakkında bazı hususları açıklamıştır. Mahkemeye göre adı geçen yapının toplantılarında, ölen örgüt mensupları adına saygı duruşunda bulunulmakta, örgütsel talimatlar doğrultusunda değerlendirme ve alan çalışmaları yapılmaktadır. Genel açıklamalardan sonra Mahkeme, atılı suçların işlenip işlenmediği hususunda her bir sanık yönünden öncelikle delil olarak kabul edilen eylemleri tek tek sıralamış; daha sonra ise bir değerlendirmeye yer vermiştir. Mahkemenin başvurucuların terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetlerinde dikkate aldığı delillerin bazıları şu şekildedir: i. Mahkeme, başvurucuların Ceylanpınar İlçe Kent Meclisi yapılanması içinde yer aldığını kabul etmiştir. Mahkeme, kabulünü bir gizli tanığın beyanına ve başvurucuların Ceylanpınar İlçe Kent Meclisi toplantılarına katılmış olmalarına dayandırmıştır. Gizli tanığın beyanına göre başvurucu Adle Deniz Sürer kent meclisi toplantısına katılmış ve kent meclisi divan üyeliğine seçilmiş olup aynı zamanda kent meclisine bağlı kadın yapılanması olan Demokratik Özgür Kadın Hareketi içinde gerçekleştirilen faaliyetleri organize etmiştir. Diğer başvurucular yönünden de gizli tanık benzer açıklamalarda bulunmuştur.ii. İlk derece mahkemesi, başvurucuların BDP'nin Ceylanpınar İlçe Teşkilatına ait binada gerçekleşen bazı toplantılara katılmalarını da delil olarak değerlendirmiştir. Mahkemeye göre söz konusu toplantıların bir kısmı Ceylanpınar İlçe Kent Meclisi toplantısı niteliğindedir. Mahkeme diğer toplantılarla ilgili olarak ise yaptığı değerlendirmede söz konusu toplantılarda terör örgütünü ve liderini öven açıklamalar yapıldığını, ölen örgüt mensupları adına saygı duruşunda bulunulduğunu ya da örgütsel bazı gösterilere katılımın organize edildiğini kabul etmiştir. iii. Bundan başka Mahkeme, başvuruculara ait olduğunu kabul ettiği bazı materyallerde örgütsel nitelikli bilgi ve belgelerin ele geçirilmesini delil olarak değerlendirmiştir. iv. Başvurucuların terör örgütünün propagandasına dönüştürülen gösterilere katılımı organize etmeleri veya katılmış olmaları da terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararında dikkate alınmıştır. Başvuruculardan Cemil Tuncer ve Mehmet Emin Polat yönünden ayrıca PKK terör örgütü lideri A.Ö.nün talimatı ile Sivil İtaatsizlik adı altında başlatılan Alternatif Cuma Namazı uygulamasına katılmaları da delil olarak değerlendirilmiştir. v. İlk derece mahkemesi, bazı başvurucular yönünden PKK terör örgütünün talimat ve amaçları doğrultusunda gerçekleşen basın açıklamalarına katılmış olmalarına da delil olarak dayanmıştır. Mahkemenin 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden yaptığı değerlendirme ise şöyledir:"Her ne kadar sanığın [başvurucular Cemil Tuncer, Hasan Karaoğlan ve Mehmet Emin Polat'ın] katıldığı yasadışı kent meclis toplantısında Kahramanlık haftasının ve Abdullah Öcalan'ın doğum gününün kutlanmasına karar alınmışsa da; bu toplantıların açık alanda düzenlenmediği, BDP veya MEYA-DER 'e ait binada düzenlendiği; toplantılarının açık alanda olmadığından, 2012 tarihinde ÖCALAN'ın doğum günü nedeniyle Halfeti İlçesi Ömerli Köyü'ne katılım için düzenlenen faaliyetin güvenlik güçlerinin izin vermemesi nedeniyle tamamlanamadığından 2911 S.K'nun 28/1 maddesinde yazılı suçun unsurları[nın] oluşmadığı anlaşılmış ve beraatine karar verilmiştir." Temyiz üzerine mahkûmiyet kararı Yargıtay Ceza Dairesi tarafından 20/11/2014 tarihinde onanmıştır. Yargıtay kararında kent meclisleri hakkında bazı bilgiler vermiş; daha sonra ise başvurucular hakkında genel bir değerlendirme yapmıştır. Yargıtay kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Kent Meclisleri’nin amacı, ilçe ve mahalle meclisleri oluşturarak halk üzerindeki baskıyı artırmak, KCK sisteminin örgütlenme düşüncesini tabana doğru genişletmek, demokratik eylem görünümü altında şiddet eylemleri gerçekleştirmektir. Bir siyasi partinin belediye başkan yardımcısı, encümeni, ilçe yönetimi üyesi ve yöneticileri olan sanıkların siyasi faaliyet görünümü altında gerçekleştirdikleri ilçe kent meclisi toplantılarına katılarak toplantı başlangıcında öldürülen terör örgütü mensupları anısına saygı duruşunda bulunup, sonrasında örgütçe önem atfedilen günlerde yapılacak eylem ve organizasyonları planlamak, kent meclisi sözleşmesi uyarınca mahalle ve köy meclislerinden gelen raporları değerlendirmek, eleştiri ve özeleştiride bulunmak, önderlik olarak bahsettikleri Abdullah Öcalan’ın görüşme notları ile diğer örgüt yöneticisi konumundaki şahısların açıklamalarını okumak şeklindeki eylemleri, iletişimin tespiti, teknik ve fiziki takip tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirildiğinde salt siyasi faaliyet kapsamında görülemeyeceği anlaşıldığından eylemlerin bir bütün halinde silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olma suçunu oluşturacağına ilişkin mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun bulunmuş[tur]...." Başvurucular, nihai karardan 22/12/2014 tarihinde haberdar olduklarını belirtmişler; 21/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39); Az. , (B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 19-23); Cezair Akgül (B. No: 2014/10634, 26/10/2016,§§ 17, 18) başvurularına ilişkin kararlar.