1. Hukuk Dairesi 2011/1269 E. , 2011/1971 K. "" MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan 1658 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, tapu iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı, çekişme konusu taşınmazın sel felaketi nedeniyle devlet tarafından tahsis edildiğini ve kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını belirtip, davanın reddini savunmuş, aksi halde be…
**1. Hukuk Dairesi 2011/1269 E. , 2011/1971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan 1658 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, tapu iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı, çekişme konusu taşınmazın sel felaketi nedeniyle devlet tarafından tahsis edildiğini ve kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını belirtip, davanın reddini savunmuş, aksi halde bedel ödenmesi koşulu ile tapunun iptaline karar verilmesini istemiştir. Davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece karar düzeltme aşamasında; “... Her nekadar, çekişmeli taşınmazın belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kalması nedeniyle devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 19.12.1936 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun sabit olması, kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceğinin tartışmasız olması, belirtilen yasal düzenlemeler gözetilerek, hak düşürücü süreden dolayı davanın reddine, her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu ve dava tarihine göre davacının davasında haklı olduğu gözetilerek yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği ” gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.