17. Hukuk Dairesi 2015/5600 E. , 2017/5258 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasınınyapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; davalı borçlu ...'nın müvekkiline olan alacağını ödememek maksadıyla maliki olduğu ... ili,... ilçesi,... (...) mahallesi…
**17. Hukuk Dairesi 2015/5600 E. , 2017/5258 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasınınyapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; davalı borçlu ...'nın müvekkiline olan alacağını ödememek maksadıyla maliki olduğu ... ili,... ilçesi,... (...) mahallesinde kain 21905 adada kayıtlı 6 parsel sayılı taşınmazdaki payını 28.4.2006 tarihinde diğer davalı ve kardeşi ... muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulüne, davalı ...'nın maliki olduğu ... ili,... ilçesi,... mahallesinde kain 21905 adada kayıtlı 6 parsel sayılı 1035 m2 yüzölçümündeki arsadaki 70/257 hissesini 28/04/2006 tarih 6574 yevmiye numaralı resmi senetle 18.000,00 YTL bedel mukabilinde diğer davalı 3. kişi ...'ya satış şeklinde vaki tasarrufunun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava İİK’nın 277 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi ... ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.