(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/4883 E. , 2012/24508 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar, fazla mesai ile yıllık izin alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; d…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/4883 E. , 2012/24508 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar, fazla mesai ile yıllık izin alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 2001 yılında işe başladığını ve 2004 yılına kadar çalıştığını, daha sonra işyerinin devredildiğini, 2004 yılından 2007 yılına kadar da devralan işyerinde çalıştığını, daha sonra 2007 Yılı Temmuz ayında izne gönderilip bir daha işe başlatılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, hizmet tespit davası ve dosyada yer alan kanıtlara göre; bekletici mesele yapılan hizmet tespit davasında kararın "...işyerinde yapılan işin iç fındık seçme işi olup, mevsimlik çalışma niteliğinde olduğu, mevsimlik çalışmanın tanık beyanları, Ordu Ticaret Odası ve Fındık Tarım Satış Kooperatifinin yazıları ile belirlendiği, bu durumda işyerinde geçen çalışmanın kesintisiz nitelikte olmayacağı açıktır..." gerekçesiyle bozulduğu, mahkememizde yapılan duruşmalar sonunda bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin temyizi üzerine verilen kararın Yargıtaydan onanarak kesinleştiği belirtilerek kesinleşen dava dosyası doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş olarak değerlendirilir. Mevsimlik iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11 inci maddesindeki hükümlere uygun olarak, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi, belirsiz süreli olarak da kurulabilir. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimi ile kendiliğinden sona erer ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz. Buna karşılık, işçi ile işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmelerle çalışılmışsa, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca iş sözleşmesi belirsiz süreli nitelik kazanacaktır. Belirsiz süreli sözleşme ile işe alınan ve mevsimin sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılan bu işçilerin iş sözleşmeleri kendiliğinden sona ermez, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalır. Mevsim bitimi ile askıya alınan iş sözleşmesi, tarafların fesih iradesi yok ise feshedilmiş olmaz. Ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş sayılır. Fakat davet edildiği halde işbaşı yapmayan işçinin iş sözleşmesi devamsızlık nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş veya işçi tarafından bozulmuş sayılır. Mevsime tabi olarak yapılan işlerde, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, hizmet edimini ancak iş mevsiminde ifa etmekle yükümlüdür. Mevsimlik çalışmanın sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılmak zorunda kalan, fakat iş sözleşmesi bozulmayan işçi, ertesi mevsim başına kadar işverene hizmet etmek, işveren de ona ücret ödemek zorunda değildir. Bir başka anlatımla, işçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan temel borçları bir sonraki mevsim başına kadar askıya alınmaktadır. Askı döneminde, işçinin iş görme, işverenin ise ücret ödeme borcu ortadan kalkmakta, ancak işçinin sadakat ve kısmen işyerindeki kurallara uyma borcu, buna karşın işverenin de gözetme ve eşit işlem borçları devam etmektedir. İşçi mevsim başında işbaşı yapınca, tarafların askıda olan temel borçları yeniden aktif hale gelir. Mevsim sona ermesine rağmen, iş sözleşmesi bozulmadığı için yeni mevsim başında tarafların tekrar sözleşme yapmalarına gerek kalmaksızın işçinin iş görme edimini ifa, işverenin de işçisine iş verme ve ücret ödeme borçları yeniden yürürlük kazanacaktır. İşçi mevsimlik işlerde çalışmış ise mevsimlik olarak fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu sürelere göre kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Başka bir anlatımla, işçinin askıda geçen süresi, fiilen çalışma olgusunu taşımadığından kıdemden sayılmayacaktır. 4857 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanamaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi İş Kanununun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, bu kural nispi emredici nitelikte olup, işçi lehine bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir. Bu durumda sözleşmedeki izinle ilgili hükümler uygulanacaktır. Somut olayda, davacının fındık kırma işini yaptığı ve mevsimlik işçi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bu husus hizmet tespit davasının temyiz incelemesi dolaysıyla Yargıtay 21’inci Hukuk Dairesi tarafından da kabul edilmiştir. Mahkemece yukarıda belirtilen esaslara göre davacının talepleri değerlendirilmeli ve hüküm oluşturulmalıdır. Davacının talepleri ile ilgili deliller toplanmadan, tartışılmadan ve değerlendirilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır. Kararın bu yönden bozulmasına sair temyiz sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.