Başvuru, pasaport iptali nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, pasaport iptali nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu Dokuz Eylül Üniversitesi (Üniversite) Tıp Fakültesi Ana Bilim dalı profesör kadrosunda öğretim görevlisidir ve Türk Tabipleri Birliğinde (TTB) çeşitli görevlerde bulunmuştur. TTB internet sitesinde 1/9/2016 tarihinde "Bu Topraklarda Eşitlik ve Barış İçinde Yaşamamız Çok Mümkün" başlıklı bir bildiri ile Türk Silahlı Kuvvetlerince Suriye'nin Afrin bölgesinde terör örgütlerine karşı yürütülen operasyon devam ederken 24/1/2018 tarihinde "Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur" başlıklı başka bir bildiri yayımlanmıştır. Yayımlanan bildiriler nedeniyle başvurucunun da aralarında bulunduğu TTB Merkez Konseyi üyeleri hakkında halkı alenen tahrik etmek ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından soruşturma başlatılmış ve 2/10/2018 tarihli iddianame ile kamu davası açılmıştır. Başvurucu hakkında ayrıca Üniversite tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) veya diğer terör örgütleri ile bağlantılı, irtibatlı veya iltisaklı olduğu iddiasıyla 5/10/2018 tarihinde soruşturma başlatılmıştır. Üniversitenin anılan soruşturmayı bildirmesi üzerine İzmir İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü (İdare) tarafından 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca 10/10/2018 tarihinde idari şerh kaydı konularak başvurucunun pasaportu iptal edilmiştir. Başvurucunun pasaportuna 24/11/2018 tarihinde havalimanında el konulmuş ve tutanak tutulmuştur. Tutanakta, başvurucunun pasaportuna İdare tarafından 10/10/2018 tarihinde idari şerh kaydı girildiği ve şerh kaydı kaldırılmadan yurt dışına çıkmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bunun üzerine başvurucu İdareden pasaportunun iadesini talep etmiş, bu talebi kabul görmeyince 23/1/2019 tarihinde İzmir İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; 2018 yılından beri İzmir Tabip Odası Başkanlığı görevini yürüttüğünü, uzun yıllardır hekimlik mesleğine ilişkin yöneticilik görevleri yaptığını ve toplum sağlığına ilişkin çalışmalar yürüttüğünü, saygın bir öğretim görevlisi olduğunu, sıklıkla yurt dışında düzenlenen uluslararası bilimsel kongrelere katıldığını, yurt dışına çıkmasının önlenmesi nedeniyle bir hekim ve akademisyen olarak mesleki gelişiminin engellendiğini belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun pasaportunun iptal edilerek el konulmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 12/11/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Mahkeme kararında; 6749 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasında terör örgütüne üyelik, iltisak ya da bunlarla irtibat nedeniyle hakkında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin pasaportlarının iptal edileceğinin düzenlendiği, başvurucu hakkında halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından soruşturma yürütüldüğü ve kamu davası açıldığı, dolayısıyla anılan kanun hükmünde yer alan soruşturma şartının oluştuğu ifade edilmiştir. Başvurucu, ret kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde; Mahkemenin dayandığı gerekçenin hatalı olduğunu, yürütülen soruşturmanın tamamlandığını ve hakkında yalnızca halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan ceza yargılaması yapıldığını, terör örgütü üyeliğine ilişkin bir yargılama söz konusu olmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca; soruşturma ve kovuşturma sürecinde yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri kararı verilmediğini, soruşturma aşamasında verilen ikametine en yakın güvenlik birimine ayda bir kez imza vermesi yönündeki adli kontrol tedbirinin ise kovuşturma aşamasında kaldırıldığını, Üniversite tarafından hakkında başlatılan soruşturmanın ise devam ettiğini ve idari bir işlem tesis edilmediğini ifade ederek pasaportunun iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi ret kararının hukuka ve usule uygun olduğunu ve kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığını belirterek 2/9/2020 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu nihai hükmü 18/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 12/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ceza yargılaması sonucunda 3/5/2019 tarihinde halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçundan iki kez onar ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. İstinaf incelemesinde; maddi vakıanın sübutu yönünden sorun bulunmadığı ancak sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğu gerekçesiyle 28/9/2020 tarihinde başvurucunun beraatine temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Anılan beraat kararına karşı temyiz incelemesi hâlen devam etmektedir. Başvurucunun pasaportu üzerindeki idari şerh kaydı 1/8/2022 tarihinde kaldırılmıştır. Bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun maddesi kapsamında idari işlem tesis edilmesine karar verilmesi üzerine İdare tarafından 1/9/2022 tarihinde başvurucunun pasaportuna yeniden idari şerh kaydı koyulmuştur.