T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/418 KARAR NO: 2025/2246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2024 NUMARASI: 2023/339 E-2024/798 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/418 KARAR NO: 2025/2246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/12/2024 NUMARASI: 2023/339 E-2024/798 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı Şirketin elektrik piyasası kapsamında serbest tüketici niteliğini haiz bir tüzel kişi olduğunu, 01.07.2020 tarihli Elektrik Enerjisi Tedariki ve Tüke- timine İlişkin Sözleşme neticesinde davacı ile davalı arasında tedarikçi-tüketici ilişkisi meydana geldi- ğini, bu ticari ilişkiye istinaden ve sözleşme süresi boyunca müvekkili tarafından davalıya -ücreti her ay faturalandırılacak şekilde- elektrik enerjisi tedarik edildiğini, tedarik edilen elektrik ile ilgili yan hizmetlerin de sunulduğunu, ancak davalı tarafın tahakkuk olunan faturaların tamamını ödemediğini, iş bu faturaların dayanağı olan cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın çıktığını, söz konusu alaca- ğın tahsili talebi ile davalı aleyhine Tavşanlı İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla; öncelikle mü- vekilinin dava konusu alacağını teminen davalının alacağı karşılamaya yeterli mal varlığının ihti- yaten haczine, yargılama sonunda davalının Tavşanlı İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen alacağa ve takibe vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının takibe konu alacağın % 20'sindan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın kanunların zorunlu kıldığı zaman aşımı ve hak düşürücü süreler içinde açılmadığını, müvekkili şirketin ikametgah adresi (Çankaya/ ANKARA) itibariyle eldeki uyuşmazlık yönünden Ankara İcra Daireleri ile Mahkemelerinin yetkili olup davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,Ayrıca esas yönünden müvekkili şirketin sanayi teşvik belgesinin bulunduğunu, bu bel- ge gereğince dağıtım bedellerinden % 50 indiriminin olması, mücavir alan dışında olmasından dolayı da belediye ve ... payından muaf olması gerekirken davacının bu teşviği ve muafiyetleri yansıt- madığını, müvekkilinden haksız para tahsilatı yaptığını,Müvekkilinin borcunun değil alacağının olduğunu, bu durumun an baştan itibaren fatu- raların incelenmesi halinde anlaşılacağını,Davacının müvekkil şirketin iştiraki ve hissesi bulunan ... firma- sından enerji şirketine borçlu olduğunu, bunun mahsup yapılıp yapılmadığının bilirkişi vasıtasıyla tespit edilmesinin gerektiğini, davacının kendisi lehine aşırı yorumla alacak talebinde bulunmasını ve bu iddiayı mahkemeye dikte etmeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini,Ayrıca dava konusu alacağın ihtilaflı olduğunu ve yargılama gerektiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini,Davanın dava dışı ... A.Ş. ... A.Ş....ve Ticaret A.Ş. Firmalarına davanın ihbarının gerektiğini beyanla,İhtiyati haciz talebi ile davanın reddini, tüm yargılama gideri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce:" DAVANIN KABULÜNE, Davalının Tavşanlı İcra Müdürlü- ğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında 64.302,49-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinini adresi (Çankaya/Ankara) itibariyle Ankara İcra Daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının görüldüğü İstanbul Mahke- mesi'nin yetkisiz olduğunu, mahkemenin yetkisine itirazda bulunduklarını, ancak itirazlarının kabul edilmediğini,Huzurdaki uyuşmazlıkta, ... A.Ş.,... A.Ş., ...-...ve Ticaret A.Ş. Unvanlı üç firmanın daha taraf olduğunu ... A.Ş. ve ... Üretim A.Ş. Şirketleri'nin HES santrallerinin olduğunu, enerji üretip davacıya elektrik enerjisi sattıklarını, davacının müvekkili davalının hissedarı olan (iştiraki olan) ... A.Ş. ve ... Üretim A.Ş. Şirketlerinden enerji aldığını, müvekkil ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi şirket ve yine hissedarı (iştiraki olan) ...-...ve Ticaret A.Ş. Firmasına enerji sattığını, davacının bu enerji alımı ve satımını dikkate alınarak, cari hesap tuttuğunu, ticari ilişkinin bu şekilde sürdürüldüğünü ve muhasebeleştirildiğini, bu nedenle dava dışı olan ... A.Ş., ... Üretim A.Ş. ...-...ve Ticaret A.Ş. Firmalarına dava ihbar edilerek davacı ile olan sözleşme, mutabakat, yazışme, faturalar ve resmi defter kayıtlarının bir bütün olarak incelenmesi ve değerlen- dirilmesinin gerektiğini, ancak yerel mahkemenin dava dışı bu firmaların defter ve kayıtları üzerinde bir inceleme yapmadığını, ihbar taleplerini değerlendirmediğini, Müvekkil şirket işletmesinin; Kütahya İli Domaniç İlçesi ... Köyü mevkisinde bulunduğunu ve sanayi belgesinin olduğunu, enerji kullanımına göre ödemesi gereken faturalan en baştan sona doğru incelendiğinde, dağıtım bedel, belediye payı, ... payı ve diğer hak ve muafiyetler değerlendirilip hesaplandığında, müvekkilinin borçlu değil, bilakis alacaklı olduğunun anlaşılacağını, ayrıca davacının haksız işlemlerinden kaynaklanan iadelerde faiz ödenmediğini, cari ilişki incelen- diğinde bu hususun ortaya çıkacağını,Mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında bu hususların değerlendirilmediğini.Diğer yandan davacı şirket her ne kadar müvekkili ... firmasına ve ... firmasına enerji satmış ise de, bu sattığı enerjiyi müvekkilin iştiraki ve hissesi bulunan ve cari hesabı bir takip edilen ... firmasından enerji aldığını, davacının ... firması ile olan ticari ilişkisinden dolayı bu firmalara borçlu olduğunu, satın aldığı enerji bedellerini eksik ve geç ödediğini, vade farklarını ödemediğini, netice de bu firmalara ciddi bir borcu olduğunu ve mahsuplaşma gerektiğini, bu yönde de inceleme yapılmadığını, Davacının alacak talebini kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müvekkilinin takip öncesinde müvekkilinin takip öncesinde temerrüte düşürülmediğini ve 6183 AATUHK gereği gecik- me faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Ayrıca alacağın yargılamaya muhtaç olduğunu ve likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; ava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir.Dosya kapsamına göre, "Tedarikçi" durumundaki davacı ...Tedarik Anonim Şirketi ile "tüketici" durumundaki davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında, Elektrik Enerjisi ve Tüketimine İlişkin 01.07.2020 tarihli iki (2) yıl süreli sözleşmenin akdolunduğu, bu sözleşme gereğince ,davacı tarafından davalının işletmesine elektrik enerjisi tedarik edildiği, taraflar arasındaki akdi ilişkinin cari hesap ile takip edildiği tartışmasızdır.Davacı şirket, müvekkilinin sözleşme gereğince üzerine düşün yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalıya elektrik enerjisi tedarik ettiğini ve buna bağlı yan hizmetleri sunduğunu, ancak davalının tedarik edilen enerji bedeli vs hizmetlere ilişkin bir kısım borcu ödemediğini, ortaya cari hesap borcu çıktığını, bu nedenle takip başlattığını,Davalı ise, davacının müvekkili şirketin iştiraki olan şirketten elektrik enerjisi satın alıp kendilerine sattığını, faturalar tahakkuk olunurken müvekkilinin sanayi belgesinin bulunduğu ve işletmenin mücavir alanda olduğu hususlarının gözetilmediğini, fazladan ve haksız tahsilat talep edildiğini, müvekkilinin ve iştiraki olan diğer işletmelerin davacıdan alacaklı durumda olduğunu vs savunmaktadır.İlk Derece Mahkemesi'nce celp edilen Tavşanlı İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının tetkikinde, davacı/alacaklı tarafından 273.510,76 TL fatura bedeli + 48.001,69 TL işleyen faiz alacağından ibaret toplam 321.512,45 TL alacağın tahsili talebiyle davalı/borçlu aleyhine icra takibine geçildiği, davalı vekilinin 02.02.2023 tarihli dilekçesi ile; "Borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ödeme emrinde talep edilen alacak zamanaşımına uğramıştır. Müvekkil şirket temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz talep edilemez. Müvekkil şirketin alacaklıya borcu yoktur; takip konusu asıl alacağın ve sair alacakların tamamına, faizin türüne,faizin oranına, işlemiş ve işleyecek faizine ve tüm ferilerine itiraz ediyoruz." şeklinde beyanda bulunduğu, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiğinden itirazın iptali talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.1.) YETKİ İTİRAZI HAKKINDA;A.) İcra Dairesinin Yetkisi: icra dairesinin yetkisi yönünden İİK 50 maddesi yollaması ile 6100 sayılı HMK'nun yetki kuralları uygulanacak olup borçlunun takibe yasal süre içinde itirazda bulunması , bu itirazında İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmesi, ayrıca yetkili icra dairesini de belirt- mesi gerekmektedir.Borçlunun Tavşanlı İcra Müdürlüğü'nün ilgili takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi içeriği yukarıya ayrıntılı olarak aktarılmış olup İcra Dairesi'nin yetkisine yönelik bir itirazda bulunul- mamıştır. Böylelikle icra dairesinin yetkisi kesinleşmiştir.B.) Mahkemenin Yetkisi;Eldeki davada, davalı vekili cevap dilekçesinde müvekkili şirketin merkezinin bulun- duğu Çankaya/Ankara adresi itibariyle Ankara Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu iddia etmiştir.HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olup dosya kapsamına göre davalının adresi (Çankaya /Ankara'dır)Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edile- ceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Eldeki davada sözleşmenin ifa yeri Domaniç/Kütahya'dir.Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer (Şişli/İstanbul) mahkemesi (İstanbul Çağlayan ) mahkemesi de yetkilidir.HMK'nun “Yetki Sözleşmesi” başlıklı 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, ara- larında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü, aynı Kanun’un 448.maddesi gereğince kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkile- memek kaydıyla derhal uygulanacağı hükmünü ihtiva etmektedir.HMK m. 17’nin ikinci cümlesine göre, “taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gös- terilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaş- malarıdır.Eldeki davada, taraflar arasındaki sözleşme 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra 01.07.2020 tarihinde imzalanmış, sözleşmenin "Anlaşmalıkların Çözümü" başlıklı 14. Maddesinde "Arabuluculuk neticesinde taraflar arasında anlaşmaya varılamaması halinde İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir "şeklinde düzenleme yapılmış, aksine düzen- leme yapılmamıştır.Bu durumda davacının açıldığı İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri TBK 89. Md ve HMK 17. md. gereğince iş bu davada yetkili olup davalının mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.2.) DAVACININ ALACAĞI: Davacı icra takibinde, taraflar arasındaki cari ilişki kapsamında yapılan tahsilatlar ve iadelerden sonra kalan bakiye alacağın tahsilini talep etmektedir.A.) Asıl Alacak: Mahkemece davacı ve davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu; davacının 20.05.2022 tarihli Cari Hesap Bakiyesi nedeniyle 273.510,76 TL asıl alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.B.) Faiz:Taraflar arasındaki sözleşmenin 4.8 maddesinde,faturaların son ödeme tarihine kadar eksiksiz olarak ödenmemesi halinde son ödeme tarihinden ödeme gününe kadar geçen süre için 21.07.1953 tarihli 6183 sayılı AATUHK 'nun 51. Maddesinde belirlenen oranda gecikme zammı uygulanacağı belirtilmiştir.Davacının icra takibindeki gecikme zammı talebi 48.235,03 TL iken ,bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme sonucu gecikme zammı 50.235,03 TL olarak hesaplanmış olmakla takip talebinde faiz yönünden fazlalık olmadığı sonucuna varılmaktadır.3.) DAVANIN İHBARI:HMK'nun "İhbar ve ve şartları" başlıklı 61.maddesinde, "(1) Taraflardan biri davayı kay- bettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davalının davanın davanın ihbarını talep ettiği şirketlerinin her birinin ayrı tüzel kişi- likler olduğu, eldeki davanın davacı ile davalı arasındaki sözleşmeden kaynaklandığı, davanın ihbarı talep edilen dava dışı şirketler ile davacının müstakil ilişkisi mevcut ise de, söz konusu şirketlerin uyuşmazlık konusu elektrik tedarik sözleşmesinin tarafı olmadığı, dolayısıyla rücu imkanının bulunmadığı gözetildiğinde, davanın ihbarına ilişkin koşullar oluşmamıştır.4.) TAKAS/MAHSUP :HGK'nun 2019/(22)9-267 E- 2021/1463 K . Nolu 18.11.2021 tarihli ilamında;"Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre;“ İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir”. Maddeden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişi alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'i de diğer def'iler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’i talebini red veya kabul edecektir. Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/ Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savun- masını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940)Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Eldeki davada, davalı vekili a.)Müvekkili şirketin sanayi teşvik belgesinin bulunduğunu, bu belge gereğince dağıtım bedellerinden % 50 indiriminin olması, mücavir alan dışında olmasından dolayı da belediye ve ... payından muaf olması gerekirken davacının bu teşviği ve muafiyetleri yansıtmadığını, müvekkilinden haksız para tahsilatı yaptığını, b.)Ayrıca davacının müvekkili şirketin iştiraki olan dava dışı şirkete borçlu olduğunu, müvekkilinin fazla tahsilattan kaynaklanan alacağı ile iştirakçisi durumunda olan dava dışı şirketin alacağının dava konusu alacaktan takas/ve mahsubunun gerektiğini savunmuştur.Bu talepler ile ilgili olarak yapılan incelemeye göre;a.) Davalının sanayi belgesinin bulunduğu, ancak bu belgeyi bölgede görevli (dava dışı) dağıtım şirketina ibraz etmemesi nedeniyle ticarethane abone grubunda yer aldığı, dava sonra davalının abone grubu yönünden karışıklık olduğunu fark ettiği, abone grubunun düzeltilmesi, muafi- yetten yararlanması, ayrıca ... ve ... paylarının iadesi için davacıya başvurduğu, dağıtım şirketi tarafından kesilen dağıtım bedeli faturasının iade edildiği, ayrıca davacı tarafça yapılan fazla tahsilatın cari hesaba yansıtılmak suretiyle iade edildiği, buna göre davacının kendi alacağı yönünden takas/ mahsup koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.B.) Davacının davalının iştirakçisi olan şirketler ile müstakil ilişkisinden doğan (olası) borçta ise, takas/veya mahsubu talep edilen alacağın bizatihi davalıya değil ayrı bir tüzel kişiliği olan iştirakçi şirketlere ait bir alacak olduğu, davalı yönünden alacakta "karşılıklılık" koşulunun, dolayısıyla takas ve mahsup koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Davalının bu yöndeki istinaf baş vurusunun reddi gerekmiştir.5.) İCRA İNKAR TAZMİNATI YÖNÜNDEN; İİK 67/2 maddesinde "Bu davada borç- lunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hük- molunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denil- mektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.Dava konusu alacak, faturaya dayalı, davalı tarafça belirlenebilir, hesaplanabilir, dola- yısıyla likit nitelikte bir alacak olup davalının tespit edilen alacak yönünden haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği gözetildiğinde icra inkar tazminatı takdiri yerindedir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 21.962,51 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.500,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.462,51TL'nin istinaf edenden alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/09/2025