Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/5332 E. , 2024/6003 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/5332 Karar No : 2024/6003 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişki
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/5332 E. , 2024/6003 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/5332 Karar No : 2024/6003 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hiçbir soruşturma açılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, ne ile suçlandığının kendisine bildirilmediği, ByLock kullanıcısı olduğuna yönelik iddianın gerçeği yansıtmadığı, 09/12/2016 tarihinden önce yapılan tespitlerin herhangi bir mahkeme veya hâkim kararına dayanmadığı ve hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, sonradan alınan hâkim kararının önceki hukuksuzluğu ortadan kaldırmayacağı, ByLock kullandığı bilgisinin hangi yöntemlerle elde edildiğinin açıklanmadığı, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun "Mestan Yayman" kararı ışığında ByLock kullanımının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gizli tanık ifadesinin ret sebebi olarak görülemeyeceği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, hakkındaki ceza yargılamasının kesinleşmediği, Bank Asya’nın devletin verdiği izin ile faaliyet gösterdiği, Bank Asya'daki hesap hareketliliğinin banka-müşteri ilişkisi kapsamında olduğu ve aksini ortaya koyabilecek somut delilin bulunmadığı, banka hesaplarının kişisel veri niteliğinde olduğu ve özel hayata saygı hakkına müdahalenin sınırlarının aşıldığı, çocuğunun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından faaliyetine izin verilmiş olan okulda öğrenim görmüş olmasının ret gerekçesi yapılamayacağı, Kamuya Yararlı Dernek statüsündeki Kimse Yok Mu Derneği'ne yardım amacıyla bağışta bulunmasının terör örgütüyle üyelik kapsamında değerlendirilemeyeceği, 7080 ve 7075 sayılı Kanunların ilgili maddelerinin Anayasaya aykırı olduğuna yönelik iddiada bulunduğu ancak Mahkemece değerlendirmeye alınmadığı, Anayasaya aykırılık iddiasının reddedilmesinin hukuki temelinin bulunmadığı, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 olduğu, itirafçı beyanlarının tanık beyanı olarak kabul edilemeyeceği, AİHM kararlarının genel bağlayıcılığının dikkate alınması gerektiği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik hiçbir somut delilin bulunmadığı, irtibat ve iltisak kavramlarıyla hukuki belirlilik ve ölçülülük ilkelerinin ihlal edildiği, Mahkemece irtibat ve iltisak kavramlarının soyut ve muğlak olduğu sorgulanmaksızın kabul edildiği, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, OHAL döneminde alınan kararların geçici nitelikte olması gerektiği ve kalıcı nitelikte karar alınamayacağı, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, OHAL KHK’sının amaç, konu ve süre bakımından hukuka aykırı olduğu, bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, Milli Güvenlik Kurulunun veya Bakanlar Kurulunun kişileri suçlu ilan edip cezalandırma yetkisinin bulunmadığı, Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, OHAL Komisyonunca insan hakları ihlallerinin giderilmediği, bakılan davanın seri dava niteliğinde olduğu ve bu nedenle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesine göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, ölçülülük ilkesi, hukuk devleti ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ile şahsiliği ilkeleri, kamu hizmetine girme hakkı, yaşam hakkı, savunma hakkı, hukukun üstünlüğü ilkesi, etkili başvuru hakkı, silahların eşitliği ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, ayrımcılık yasağı, mülkiyet hakkı, eğitim hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen,...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...dosyada ... ID tesbit ve değerlendirme tutanağının bulunduğu, söz konusu ID numarasının sanığın adına kayıtlı olan ... numaralı hatta tanımlı olduğu, kullanıcı adının ..., şifrenin ...olduğu, söz konusu ID yi bylock sisteminde ekleyen başka bylock kullanıcılarının bu ID ye ..., ..., ..., ... gibi isimler verdiği, ... ID nin bylock sisteminde A. A. isimli şahsa hasan(başka bylock kullanıcıları tarafından da ..., ... gibi isimler verildiği) ismini verdiği, yine ... ID ye ... şeklinde isim verdiği, yine sözkonusu ID nin bylock sisteminde katılmış olduğu iki ayrı grubun olduğu, sözkonusu ID ye bağlı kişi listesinde ... ve ... ID lerle ile A. A. isimli bir polis memurunun bulunduğu, ... ID nin ismi belirtilen A. A. isimli polis memuru ile bylock sistemi üzerinde irtibat kaydının bulunduğu, ... ID nin şifresinin sanığın oğullarından ...' in ismi ve diğer oğlu ...' ın doğum yılı ile oluşturulduğu, sözkonusu ID ye bylock sisteminde yukarıda belirildiği gibi isimler verildiği, sözkonusu isimlerde hem sanığın adının hem adının kısaltmasının ve hem de sanığın memleketi olan Niğde' nn plaka kodu olan 51 sayısının kullanıldığı, yine belirtilen ID de yer alan şahıslar arasında polis memurlarının bulunduğu..." tespitleri dikkate alındığında davacının örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/04/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.