1. Hukuk Dairesi 2010/343 E. , 2010/403 K. "" MAHKEMESİ : BEYŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2008 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, davalı idare adına kayıtlı 2591 parsel sayılı taşınmazın Beyşehir Gölü kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali isteminde bulunmuştur. Davalı, idareye tebligat yapılmamış TEDAŞ, TEİAŞ ve EÜAŞ vekilleri davanın husumet yönünden reddini savunmuşlardır. Davanın husumet yönünden reddine ilişkin ola…
**1. Hukuk Dairesi 2010/343 E. , 2010/403 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BEYŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2008 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, davalı idare adına kayıtlı 2591 parsel sayılı taşınmazın Beyşehir Gölü kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali isteminde bulunmuştur. Davalı, idareye tebligat yapılmamış TEDAŞ, TEİAŞ ve EÜAŞ vekilleri davanın husumet yönünden reddini savunmuşlardır. Davanın husumet yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece " usulen taraf teşkili sağlanmadan davanın husumetten reddinin doğru olmadığı" gerekçesiyle bozulmuş, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın husumetten reddine ilişkin olarak verilen karar davacının temyizi üzerine,Dairece " usulen taraf teşkilinin sağlanması gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Çekişme konusu 2591 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği ve 1958 yılında köy tüzel kişiliği adına tescil edildiği davanın ise 31.3.2006 tarihinde açıldığı kayden sabittir. Her nekadar, nizalı taşınmazın belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.