Başvuru, terör suçundan mahkûm olarak ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün bireysel başvuru yapması için avukatına posta yoluyla göndermek istediği belgelerin gönderilmesinin idarece engellenmesinin bireysel başvuru hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, terör suçundan mahkûm olarak ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün bireysel başvuru yapması için avukatına posta yoluyla göndermek istediği belgelerin gönderilmesinin idarece engellenmesinin bireysel başvuru hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiş ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde terör suçundan hükümlü olarak Ankara 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunda bulunan diğer hükümlülerle birlikte hazırladığı, bir mizah dergisi olduğunu ileri sürdüğü ve "Vız Gelir" ismini verdikleri derginin sayısını posta ile dışarıda bulunan bir şahsa göndermek istemiş fakat Ceza İnfaz Kurumunun kararıyla anılan dokümanın bir kısmı sakıncalı bulunarak derginin gönderilmesi engellenmiştir. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunun anılan kararına karşı yaptığı şikâyet de reddedilerek 25/8/2015 tarihinde karar kesinleşmiştir. Başvurucu, bunun üzerine yaşadığını ileri sürdüğü ifade özgürlüğü ihlali nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması amacıyla hazırladığı dilekçe ve eklerini posta yoluyla avukatına gönderilmek üzere 16/9/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu idaresine teslim etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu idaresi 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca savunma amacıyla avukata gönderilen mektubun denetime tabi olmadığından bahisle söz konusu mektubu incelenmesi için Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) göndermiştir. İnfaz Hâkimliği başvurucunun avukatına göndermek istediği zarfın içinde, 75 sayfadan oluşan "Vız Gelir" dergisinin hazırlığı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireysel başvuru formu doldurulmasının tarif edildiği anlaşılan iki sayfa dilekçe ve başvurucunun daha önceden yazmış olduğu diğer dilekçelerin bulunduğunu tespit etmiştir. İnfaz Hâkimliği söz konusu belgelerin savunma amaçlı olmadığı, siyasi örgüt propagandası içerikli karikatürlerin ve yazıların avukat aracılığı ile kamuoyuna ulaşmasının amaçlandığı gerekçesiyle 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) maddesi uyarınca anılan belgelerin bulunduğu mektubun ilgili kişiye gönderilmemesine karar vermiştir. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesinde, avukatına göndermek istediği mektubun içinde Anayasa Mahkemesine yapacağı bireysel başvuruya ilişkin dilekçeler, ilgili yargı kararları ve söz konusu derginin sakıncalı bulunan sayfalarının yer aldığını belirtmiş; Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması amacıyla söz konusu belgeleri avukatına göndermesinin zorunlu olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. İtirazın reddine dair karar başvurucuya 9/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5275 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. ... (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. (4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. " Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"... (2) Hükümlülerin avukat ile görüşmesinde aşağıdaki kurallar uygulanır:... 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatın savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarak aranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler. "B. Uluslararası Hukuk AİHM; Mehmet Ali Ayhan ve diğerleri/Türkiye (B. No: 4536/06 ve 53282/07, 7/10/2019, § 38) kararında Hükûmetin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinde öngörülen AİHM'e bireysel başvuruda bulunma hakkının tek başına, bağımsız olarak ileri sürülecek bir hak olmadığı iddiasına ilişkin olarak ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuların daha önce kendilerine gönderilen mektuba el konulmasına ilişkin esas şikâyetlerinin farklı bir dosya numarası alarak ayrı biçimde incelendiğini ve kabul edilemez bulunduğunu belirtmiş fakat esas şikâyetin kabul edilemez bulunmasının kendisini maddede öngörülen bireysel başvuruda bulunma hakkı yönünden inceleme yapmaktan alıkoyamayacağı değerlendirmesinde bulunmuştur. AİHM Annagi Hajibeyli/Azerbaycan (B. No: 2204/11, 22/1/2016, § 77) kararında ise eğitim hakkının ihlali iddiasıyla yapılan bireysel başvuruya ilişkin olarak başvuruyu inceleyebilmesi için gerekli tüm belgeler kendisine ulaşmış olmasına rağmen daha sonra başvurucunun avukatının ofisinde yapılan aramada, avukatın söz konusu başvuruya ilişkin elinde bulunan tüm belgelere el konulmuş olmasının Sözleşme'nin maddesinde öngörülen bireysel başvuruda bulunma hakkını ihlal ettiğini kabul etmiştir. Nitekim AİHM bir devletin bireysel başvuru hakkına ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandığından bahsedilebilmesi için sonuç olarak bireysel başvuruda bulunmanın imkânsız hâle getirilmesinin veya etkili biçimde kullanımının engellenmesinin şart olmadığını, usule ilişkin garantiler içeren bir hak olan bireysel başvuru hakkının kullanımı yönünden başvurucular ya da temsilcileri üzerinde potansiyel olarak yaratılan caydırıcı etkinin de bireysel başvuruda bulunma hakkını ihlal edebileceğini belirtmiştir. Sonuç olarak AİHM, başvurucunun avukatının elinde bulunan başvuruyla ilgili tüm belgelere avukatla ilgili olarak yürütülen bir ceza soruşturması nedeniyle hiçbir gerekçe gösterilmeksizin el konulmasının ve daha sonra başvurucuya bu belgelere makul bir sürede ulaşabilmesi yönünde hiçbir imkân sağlanmamasının başvurucunun AİHM'e bireysel başvuruda bulunma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir (Annagi Hajibeyli/Azerbaycan, §§ 71-76). İlgili uluslararası hukuk kuralları için ek olarak Ruhi Abat (B. No: 2014/4724, 7/3/2019, §§ 20-26) başvurusuna ilişkin karara bakılabilir.