Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı --------- bayiliğini açmak istediğini bayi olabilmek için şirket tarafından kendisinden -------sonra bayilik işlerinin biteceğini ve çeki iade edeceğini, bu çeki borçlanma ya da 3. Kişilere olan borcu için istemediğini beyan ederek hatır/teminat çeki keşide etmesini istediğini, davacı ------- keşide tarihli bedelli çeki hatır/teminat çeki olarak tanzim ettiğini, lehtar olarak diğer davacı ----verdiğini, davacı----- imzaladığı, iş bu sözleşme sonucu
davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1972 yılında ABD de kurulan "..." markasını, 2000 yılında Ana Lisansörlük hakkını alarak Türkiye'ye getirdiğini, akabinde ABD orijinli olduğunu söyleyen ve ... isimli markayı kullanan .... Tic. A.Ş.' nin 2001 yılında aynı pazarda faaliyete başladığını, bu şekilde 6102 sayılı TTK'nın 55. Maddesinin a. 3 ve 4. bentlerine göre müvekkiline karşı haksız fiil ve haksız rekabet uygulandığını, TTK'nın 54/1. maddesinde ifadesini bulan haksız rekabete dayalı bir iş modeli oluşturduğunu, davalı ... mini hasar onarımı hizmetlerini 20 adet sigorta şirketi ile müştereken ve sigorta şirketlerinin rekabeti yok edici fiyat uygulayarak sattıklarını, sigorta şirketlerinin oto kasko poliçesi başına ücret üzerinden anlaşma sağlanarak davalıdan satın aldıkları mini onarım paketlerini tüm oto poliçe standart bir ürün olarak dahi edilip müşterilere satıldığını, sigorta şirketleri tarafından müşterilerine mini hasar onarım hizmetinin sadece davalı şirketten alınmasının şart koşulduğunu, ancak bu durumun haksız rekabete neden olduğunu ve büyük maddi avantajlar sağladığını, bu nedenle davalının 6102 sayılı TTK'nın 55/1/2. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtilen genel hükümler kapsamında 55. maddenin a. Fıkrasınınn 2,4,7 numaralı bentlerini ihlal ettiğini, huzurdaki dava ile aynı nitelikte ikame edilen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/715 esas sayılı dosyası üzerinden, huzurdaki davalı şirket ile ...Sigorta hakkında açılan davanın derdest olduğunu, emsal nitelikte davada bilirkişi heyetinden alınan rapor kapsamında müvekkilinin haklı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle müvekkiline karşı haksız rekabet uygulandığının kanıtlandığını, bu kapsamda müvekkilinin bu haksız davranışlar ve ticari uygulamalar sonunda haksız rekatebe maruz bırakıldığından maddi ve manevi kayıplara uğratıldığını belirterek, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin menine, davalı tarafından uygulanan haksız fiiller sonunda oluşan haksız rekabetten dolayı müvekkilinin mahrum kalmış olduğu muhtemel kârından ve davalının elde etmiş olduğu haksız mini hasar onarımı kazançları üzerinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkilinin yıllırdır otomobil bakım ve onarım hizmetleri veren bir firma olduğunu, müvekkilinin kalite anlayışı, müşteri memnuniyeti ve ticari başarısı üzerinde yarattığı fark nedeniyle piyasada tanınan ve tercih edilen bir marka olduğunu, davacı ile müvekkili şirketin çalıştığını fakat 2008-2015 yılları arasında sürekli olarak davacı tarafından müvekkili kurumun haksızlık yaptığı hakkında itirazda bulunulduğunu, ancak müvekkilinin bu iddia hakkında sürekli olark sessizliğini koruyarak bir karşılık verdiğini, ancak davacının iddalarının gerçeği yansıtmadığını, huzurdaki davanın TTK'nın 54 ve 60. maddelerini uyarınca 1 ve 3 yıllık süreler dolduktan sonra davanın açıldığını, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından müvekkili hakkında 4 ayrı dava açıldığını, müvekkilinin müşterilere veya sigortalılara sunduğu hizmetin hiçbir şekilde haksız rekabet oluşturmadığını, aksine serbest rekabet kuralları içerisine tüketicilerin menfaatine uygun bir uygulama olduğunu, davacının müvekkilinin başarısını hazmedemediğini, sigortalıların iradesine herhangi bir müdahale olmadığı gibi hizmetin sadece belli bir firmadan alınması zorunluluğu da bulunmadığını, davacının tazminat taleplerinin fiili ve hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, esas ve usulden davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.