8. Hukuk Dairesi 2018/16265 E. , 2019/1081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı 3. kişi vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapılmadığını, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arası
**8. Hukuk Dairesi 2018/16265 E. , 2019/1081 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı 3. kişi vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapılmadığını, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını açıklayarak, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlunun hazır bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, haczin borçlunun huzurunda yapıldığı, karinenin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğu, karinenin aksini ispatla yükümlü olan 3.kişinin iş yerinde kullanılan pos cihazı dökümlerine, vergi levhasına ve irsaliyeli faturalara dayandığı, faturalar borcun doğumundan önceki tarihli olmakla birlikte malların ayırdedici özellikleri de belirtildiğinden, mahcuzlara ilişkin olduklarının kesin şekilde ortaya konulduğu, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafında temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Dava konusu haciz, borçlunun huzurunda yapılmıştır. Öte yandan, davacı 3.kişi, borçlunun oğludur. Buna göre, İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı vekili, karinenin aksini ispatlamak için tanık, vergi levhası, bilirkişi ve fatura delillerine dayanmıştır. Ne var ki, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir. Bu nedenle; davacı 3. kişinin ve borçlunun tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilerek, makine mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetine, davacı vekilinin delil olarak dayandığı faturaların dip koçanları ile sevk irsaliyeleri üzerinde inceleme yaptırılmak sureti ile, haczedilen mahcuzların davacının dayandığı faturalarda belirtilen menkul olup olmadığı, bu faturanın davacının ticari defterlerine işlenip işlenmediği, işlenmişse bu defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı hususları ile yapılan ödemeler ve banka kayıtları da dikkate alınarak açıklığa kavuşturulması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.