Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/4446 E. , 2024/4849 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/4446 Karar No : 2024/4849 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... Yapı Kapasite Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. (Eski Ünvanı ... Yapı A.Ş.-Kapasite Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş. Adi Ortaklığı) 2- ... Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş. 3- ... Yapı A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/4446 E. , 2024/4849 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/4446 Karar No : 2024/4849 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... Yapı Kapasite Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. (Eski Ünvanı ... Yapı A.Ş.-Kapasite Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş. Adi Ortaklığı) 2- ... Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş. 3- ... Yapı A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul Sultangazi Habipler Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi kapsamında davacıdan "yol katılım bedeli" adı altında tahsil edilen 7.350.000,00-TL ile "ulaşıma katıkı payı" adı altında tahsil edilen 2.950.000,00-TL'nin faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanlığı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:....., K:... sayılı kararda; davalı idarece tahakkuk ettirilen 7.350.000,00-TL yol katılım bedelinin 24/08/2015 tarihinde, 2.950.000,00-TL ulaşıma katıkı payının ise 10/10/2014 tarihinde davacı tarafından davalıya ödendiği, bu durumda, her bir ödeme işleminden itibaren yasal dava açma süresi olan altmış günlük süre içerisinde dava açılması veya 2577 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca iadesi istemiyle idareye başvuru yapılarak bunun soncuna göre dava açılması gerekirken, söz konusu süreler geçirildikten çok sonra, 18/12/2019 tarihinde, ödenen bedellerin iadesi istemiyle yapılan ve dava açma süresini canlandırmayan 07/08/2019 ve 08/10/2019 tarihli başvurular üzerine tesis edilen ... tarih ve ... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Duruşma yapılmasına gerek görülmedi. İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, ... Köyü, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde iş merkezi, alışveriş merkezi, konut alanı içeren “İstanbul Sultangazi Habipler Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi”nin gerçekleştirilmesi kapsamında, davacılar ile davalı idare arasında Batışehir, TEM Karayolu Bağlantısı, Yol ve Altyapı İnşaatı Uygulama Projesine ilişkin 16/04/2013 tarihli protokol imzalanmıştır. Protokole göre, anılan iş kapsamında Batışehir projesinin bölgeye getireceği ilave trafik yükünün menfi tüm etkilerinin giderilmesi ve karşılanmasına yönelik tüm mali yükümlülükler davacılar tarafından üstlenilmiş, proje kapsamındaki uygulamaların yaptırılması ve denetimi ise davalı idarenin sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Anılan proje kapsamında, davacıdan “ulaşıma katkı payı” adı altında talep edilen 2.950.000,00-TL, 28/11/2014 tarihinde; "yol katılım payı" adı altında talep edilen 7.350.000,00-TL ise 24/08/2015 tarihinde tahsil edilmiştir. Davacı tarafından anılan tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin iptali ve ödenen tutarların faiziyle birlikte iadesi için davalı idareye yapılan... tarih ve ... sayılı düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine yapılan... tarih ve ... sayılı başvurunun davalı idarece reddine ilişkin olarak ... tarih ve ... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanlığı işlemi tesis edilmiştir. Bunun üzerine anılan işlemin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne, "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin 3. fıkrasında ise, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı düzenleme altına alınmıştır. Aynı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de anlamlandırılmaması, konunun, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek ele alınması gerekmektedir. Diğer taraftan, Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiş, aynı şekilde Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrasında yapılan değişiklikle iç hukukumuzun bir parçası haline gelen uluslararası sözleşmelerden birisi olan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek Protokolün 1. maddesinde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır. Dar anlamda mülkiyet hakkının kapsamını taşınır ve taşınmaz malların oluşturduğu söylenebilmekte ise de, terminolojik olarak aynı şekilde ifade edilen bu hakkın anayasa yargısındaki kapsamı daha geniş tutulmuş ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin muhtelif kararlarında benimsenen ilkelere göre, kişilerin mamelekinde mevcut olan, ekonomik değer taşıyan, parayla ölçülebilir ve üzerinde tasarruf edilebilir her türlü değerin mülkiyet hakkının kapsamına girdiği kabul edilmiştir. Bu anlamda, kişilerin sahip olduğu para ve likit varlıklar ile kazançlar da bu hak kapsamında yer aldığından, idarece tesis edilen işlemlere dayalı olarak söz konusu ekonomik değerlerin kaybından doğan uyuşmazlıkların yargısal denetiminde dava açma süresi, mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 10/04/2003 tarihli, E:2002/112, K:2003/33 sayılı ve 17/03/2011 tarihli, E:2009/58, K:2011/52 sayılı kararlarında, mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliğe sahip olduğuna, bu hakkın zamanaşımına uğramamasının hukukun genel ilkelerinden birisi olduğuna vurgu yapılmıştır. Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birisi olan mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bu hakkın ihlal edildiğinden bahisle söz konusu ihlalin kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin yapılması istemiyle ilgililer tarafından 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca her zaman idareye başvurulabileceğinin ve bu başvurunun reddedilmesi halinde aynı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük yasal süresi içinde söz konusu işleme karşı dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı idareye yapılan başvurunun hukuki niteliğinin, özü itibariyle, süregelen mülkiyet hakkı ihlalinin kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin tesis edilmesi istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle 60 günlük yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılan davada süre aşımı bulunmadığından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süreaşımı yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/09/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.