(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/7716 E. , 2011/8751 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI-DAVALI : ... DAVALI-DAVACI : ... Davacı ... vekili tarafından, davalı ... aleyhine 26.02.2007 gününde verilen dilekçe ile asıl davada Türk Medeni Kanununun 724.maddesince temliken tescil; birleşen davada davacı ... tarafından 07.02.2007 günlü dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal veya inşaat bedelinin verilmesini; birleşen ikinci davada davacı ... tarafından 14.04.2009 tarihli dil…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/7716 E. , 2011/8751 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI-DAVALI : ... DAVALI-DAVACI : ... Davacı ... vekili tarafından, davalı ... aleyhine 26.02.2007 gününde verilen dilekçe ile asıl davada Türk Medeni Kanununun 724.maddesince temliken tescil; birleşen davada davacı ... tarafından 07.02.2007 günlü dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal veya inşaat bedelinin verilmesini; birleşen ikinci davada davacı ... tarafından 14.04.2009 tarihli dilekçe ile davalı ... aleyhine tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davada temliken tescil isteminin reddine, birleşen birinci davada müdahalenin meni talebinin kabulüne, birleşen ikinci davada toplam 115.183,23 TL tazminat isteminin kabulüne dair verilen 24.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve birleşen birinci dava davacısı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl davada davacı ..., davalıdan 1931 parsel numaralı taşınmazının 1500 m2'lik kısmını harici satış senedi ile satın alıp, zilyetliğini devraldığını belirterek bu yer üzerine betonarme ev, besihane, samanlık vs. gibi yapılar yaptığını, yapıların değerinin arazi değerinden fazla olduğunu ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince bu kısmın 1931 sayılı parselden ifrazı ile adına tescilini istemiştir. Davalı ve birleşen davanın davacısı, dava konusu edilen yerin ifrazının mümkün olmadığını, davalının da bunu bilerek satın aldığını ve ifrazı mümkün olmayan bu yere yapı yapmasının doğru olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek asıl davanın reddine, kendi açtığı müdahalenin önlenmesi ve kal istemli davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. ./.. 2011/7716 - 2011/8751 -2- Mahkemenin 15.11.2007 tarihli kararında, davacının açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmiş, birleşen dava hakkında bir karar verilmemiş, hükmü davalı-birleşen davanın davacısı temyiz etmiş, bunun üzerine mahkemece verilen karar Dairemizin 13.05.2008 tarihli 2008/5379 - 6199 E.K. sayılı ilamı ile özetle “...davalı-birleşen dava davacısının açmış olduğu eldeki dava ile birleştirilen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı...” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin 23.09.2008 tarihli kararında asıl davanın davacısı ...'in temliken tescil istemli davasının kabulüne, fen bilirkişi raporunda "A" harfi ile gösterilen 1500 m2'lik kısmın 1931 sayılı parselden ifrazı ile davacı-birleşen davanın davalısı adına tapuya tesciline, davalı-birleşen davanın davacısı ...'in müdahalenin önlenmesi ve kal istemli davasının reddine karar verilmiştir. Hükmün davalı-birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece verilen karar Dairemizin 05.12.2008 tarihli 2008/14117 -15282 E.K. sayılı ilamı ile özetle “...Davaya konu 1931 parselin yanlar arasında haricen düzenlenen 1500 m2'lik satıştan çok önce çapa bağlandığı ve davalı adına tapulu olduğu anlaşılmaktadır. 5000 m2 yüzölçümünde olan bu taşınmaz, Beyovası Köyü sınırları içinde en yakın belde olan "Temelli" beldesinin mücavir alanı sınırları dışında bulunmaktadır. Dosya içerisindeki fen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 06.06.2007 tarihli rapora göre, 16.01.2001 tarihli zilyetlik devir sözleşmesinde davacıya teslimi yapılmış 1500 m2'lik taşınmaz bölümünün imar planının mevcut olmaması nedeniyle ifrazının mümkün olmadığı bildirilmiştir....Taşınmazın ifrazının olanaksız olduğu anlaşıldığına göre davacı ...'in açtığı davanın reddine karar verilecek yerde yazılı gerekçe ile kabulü doğru değildir. Birleşen davaya ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; yukarıda ilk dava için belirlenen bozma nedenine göre her iki istem hakkında yeni bir hükmün kurulması gerekeceğinden bu aşamada bağlayıcı biçimde görüş oluşturmak hukuk tekniğine uygun düşmeyeceğinden arazi sahibi davalı-birleşen dava davacısı ...'in davasının reddi de doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmadan sonra açılan ve birleştirilen davada ise davacı ... tarafından; 16.01.2001 tarihli haricen düzenlenen 1500 m2'lik taşınmaz kısmının satışına dair sözleşmeye konu taşınmazın arsa bedeli 30.000 TL ile Türk Medeni Kanununun 723. maddesine dayanılarak yapıların bedeli 77.286,06 TL’nin toplamı 107.000 TL, 25.05.2009 tarihli ıslah ile de 120.162,30 TL’nin tahsili istenmiştir. ./.. 2011/7716 - 2011/8751 -3- Mahkemenin 25.06.2009 tarihli kararı ile temliken tescil istemine yönelik asıl davanın reddine, birleştirilen birinci davanın kabulü ile 1931 sayılı parsele yönelik davacı ve davalının elatmasının önlenmesine, bozmadan sonra birleştirilen 2009/195 E. sayılı davanın kabulü ile 120.162.30 TL’nin kayıt malikinden alınarak malzeme sahibi davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmün, birleşen birinci davanın davacısı-temliken tescil ve tazminat davalarının davalısı ... tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.11.2009 tarihli ve 2009/12484-12939 E.K. sayılı ilamı ile özetle “...Eldeki uyuşmazlıkta 1931 parsel üzerindeki bina, ahır ve depolar taşınmaz malikinin harici satımı sonucu yapıldığından kural olarak malzeme maliki davalı- davacının iyiniyetli olduğunun kabulü gerekir. Malzeme maliki ve arazi sahibi iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri ise hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir....Somut uyuşmazlıkta bilirkişi 14.05.2009 tarihli raporunda 1931 sayılı parsel üzerindeki ev, bina ve deponun dava tarihindeki rayiç değerini bulmuş, mahkemece de bu değer hüküm altına alınmıştır. Oysa, yukarıda sözü edildiği üzere iyiniyetli malzeme malikinin tazminat olarak isteyebileceği değer malzemenin dava tarihindeki değeridir. Bu değer asla yapı değerine denk kabul edilemez. Kaldı ki, yine yukarıda sözü edildiği üzere tazminatın belirlenmesinde hakimin geniş takdir yetkisi vardır. Mahkemece, tazminat olarak binada kullanılan malzeme değeri yerine yapı değerlerinin hüküm altına alınması açıklanan nedenlerle doğru değildir....” şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin 08.06.2010 tarihli kararında asıl davada temliken tescil talebinin reddine dair ve birleşen birinci davada da meni müdahale davasının kabulüne dair hükümler kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen ikinci davada yapı değeri olan 85.183,23 TL’nin davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir. Hükmün, birleşen birinci dava davacısı ... ile katılma yolu ile davacı-davalı ... tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2010 tarihli ve 2010/12513-13908 E.K. sayılı ilamı ile bu defa özetle “...Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle “yeniden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığı...” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. ./.. 2011/7716 - 2011/8751 -4- Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin 24.03.2011 tarihli kararında asıl davada, temliken tescil talebinin reddine; birleşen birinci davada meni müdahale talebinin kabulü ile 1931 parsel numaralı taşınmaza davalı ...’in müdahalesinin men’ine; birleşen ikinci davada ise yapı değeri olan 85.183,23 TL ve 30.000 TL arsa bedeli olmak üzere toplam 115.183,23 TL’nin dava tarihi 14.04.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir. Hükmü birleşen birinci davanın davacısı-temliken tescil ve tazminat davalarının davalısı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı-davacı ...’in, hükmedilen arsa bedeline yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- 85.183,23 TL malzeme bedeline yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davalı-davacı ...’in, bilirkişi raporuna karşı 09.04.2010 tarihli dilekçesinde belirttiği itirazları yönünden bilirkişilerden ek rapor alınmadan hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Ayrıca, Dairemizin 16.11.2009 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere, iyiniyetli malzeme malikinin tazminat olarak isteyebileceği değer malzemenin dava tarihindeki değeridir. Bu değer bulunurken TMK’nun 4. maddesi hükmü gereğince hakimin takdir hakkı olmasına rağmen mahkeme kararında bu husus tartışılmadan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi de doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 04.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.