Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve tutuklama ile tutukluluğa itirazın reddine ilişkin kararların doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve tutuklama ile tutukluluğa itirazın reddine ilişkin kararların doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/10/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta olan başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 20/9/2016 tarihinde başvurucuyu, silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle Siverek Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, sorgusu sırasında da suçlamaları kabul etmemiş ve FETÖ/PDY ile bir ilgisinin olmadığını, ByLock isimli programı kullanmadığını ifade etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Şüphelinin [başvurucunun] örgüt tarafından yaygın olarak kullanılan ByLock olarak tabir edilen şifreli haberleşme kaydının mevcut olduğunun tespit edildiği, bu programların herkes tarafından indirilebilen programlar olmadığı ve örgüt tarafından gizli haberleşme amacıyla kullanıldığı anlaşılmakla;Dosyada mevcut bilgi ve belgeler, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nın maddesinde sayılan katolog suçlar arasında yer alması ve haklarında örgüt üyeliğinden soruşturma yapılan diğer şüphelilerin durumu gözetildiğinde kaçma ve saklanma ihtimalinin bulunması, şüphelinin devam eden soruşturma safahatı ve suça konu hadiselerin mahiyeti gözetildiğinde delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, ayrıca tanık veya mağdurlar üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli şüphe ve ihtimal bulunması, şüphelinin üzerine atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı değerlendirildiğinde ve ayrıca açıklanan tutuklama gerekçeleri nazara alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, bu itibarla tutukluluğun ölçülü ve gerekli olduğu anlaşıldığından CMK'nın ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği 27/9/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu 21/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının 17/4/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun ByLock programını kullandığı belirtilmiştir. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi 24/4/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/1 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 5/7/2017 tarihinde başvurucunun anılan suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve -hükümle birlikte- tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde temel olarak başvurucunun ByLock kullanıcısı olmasına dayanılmıştır. Başvurucu mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir. Diğer taraftan başvurucu 23/8/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılmış ve -29/10/2016 tarihi Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren- 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. İlgili hukuk için bkz. Neslihan Aksakal (B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 18-25) başvurusu hakkında verilen karar.