1. Hukuk Dairesi 2016/3711 E. , 2019/206 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takd…
**1. Hukuk Dairesi 2016/3711 E. , 2019/206 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Davacılar, ortak mirasbırakanları ...'ün 53, 476 ve 1371 parsel sayılı taşınmazılarını diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla davalı oğlu ...'e temlik ettiğini, temlikin mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığını, devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescil edilmesini, mümkün olmadığı takdirde saklı paylarını ihlal eden tasarrufların tenkisine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, mirasbırakan babasının kardeşi ile malik olduğu tarlalardaki kardeşinin paylarını satın almak istediğini ve bu nedenle paraya ihtiyacı olduğunu, mirasbırakanın aldığı taşınmazların bedelinin tarafından ödendiğini mirasbırakanın ölümüne kadar sürekli ona yardımcı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’nin 53, 476 ve 1371 parsel sayılı taşınmazları 24.05.2002 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, mirasbırakanın 2014 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacılar ..., ..., ..., ..., davalı ..., dava dışı Mevlüde, İsa ve Havise’nin kaldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.