9. Ceza Dairesi 2012/8283 E. , 2013/4894 K. "İçtihat Metni" İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 05.03.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 04.01.2012 tarih ve 2011/5369 - 2012/174 sayılı bozma kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Kahta Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2009 tarih, 2009/125-2009/319 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 152/1-a, 31/3, 62 ve 50/1-d maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanıklar : 1- ..., 2- ... Suç : Mala zarar v
**9. Ceza Dairesi 2012/8283 E. , 2013/4894 K.** **"İçtihat Metni"** İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 05.03.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 04.01.2012 tarih ve 2011/5369 - 2012/174 sayılı bozma kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Kahta Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2009 tarih, 2009/125-2009/319 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 152/1-a, 31/3, 62 ve 50/1-d maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanıklar : 1- ..., 2- ... Suç : Mala zarar verme Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmünün, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi sonrasında, Dairemizin 04.01.2012 tarih ve 2011/5369 - 2012/174 sayılı kararı ile; “Sanıkların sorgusunun yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturum tutanağının ilk sayfasının katip tarafından imzalanmaması suretiyle CMK'nın 219. maddesine muhalefet edilmesi” hususu kanuna aykırı görülerek anılan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.03.2012 tarihli itiraz dilekçesinde; “Dosyanın incelenmesinde; sanıkların sorgularının yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağın 2 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın birinci sayfasında zaptı yazan 111210 sicil numaralı Yasemin Tekbaş Sönmez adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, adı geçen kâtibin tutanağın ikinci sayfasında, hükmü veren hâkimin tutanağın hem birinci hem de ikinci sayfalarında imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK'nın 222. maddesinde “Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.” hükmü ile açıkça bu husus belirtmiştir. 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki “hükme esas alınan”, 309. maddesindeki “hüküm için mühim noktalarda” ve 320. maddesindeki “hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet” ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara (hükme) tesiri olması gerekir. “Kanun abesle iştigal etmez” evrensel hukuk kaidesinin gereği de budur. 5271 sayılı CMK'nın 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP’taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178, 28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da bu görüşümüzü destekler niteliktedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar 21.07.2009 tarihli duruşma tutanağının 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 2. sayfasında imzasının bulunduğu, zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, 2 sayfadan ibaret tutanağın UYAP ortamında hakim tarafından onaylanmak suretiyle dosya içerisine belge olarak kaydedildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 1. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın ikinci sayfasında imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güveninin kafi derecede korunduğu, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığı” gerekçesine dayanarak Dairemiz bozma kararına karşı itirazda bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, imza eksikliği nedeni ile oluşan kanuna aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte bir kanuna aykırılık olarak kabul edilip edilmemesi gerektiğine ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde; Dairemizin 27.11.2012 tarihli yazısı ile, “suça sürüklenen çocukların sorgusunun yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfasında 111210 sicil nolu zabıt katibinin imzası bulunmadığı gibi bu sayfanın elektronik olarak da imzalanmadığı” belirtilip, bu eksikliğin aynı katip tarafından hakim huzurunda giderilerek, buna dair düzenlenecek tutanakla birlikte iade edilmesi istenilmiş, “21.07.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfasında katibe ait imza eksikliğinin giderildiğine” dair Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2013 tarihli tutanağı ve ekindeki duruşma zaptı da nazara alındığında itiraz yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: 1- Dairemizin itiraz edilen bozma kararının kaldırılmasına, 2- Sanıklar hakkında kurulan hükme ilişkin incelemede; TCK'nın 152/1-a maddesinde hürriyeti bağlayıcı ceza yanında adli para cezasının öngörülmemesine ve mahkeme tarafından da bu şekilde uygulama yapılmasına rağmen; anılan madde uyarınca belirlenen temel cezadan TCK'nın 31/3. ve 62. maddeleri gereğince indirim yapıldıktan sonra hürriyeti bağlayıcı cezanın yanına, ayrıca “2 gün adli para cezası” ibaresinin fazladan yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.