1. Hukuk Dairesi 2009/13086 E. , 2010/302 K. "" MAHKEMESİ : SARAY(TEKİRDAĞ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, murisin hasta ve yaşlı olmasından yararlanarak vekaletname alan emlakçı A. E. aynı gün 416 parsel sayılı taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, kandırıldığını anlayan murise daha sonra vekilin sahte senet verdiğini, taşınmazın hile ile elinden alındığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalın…
**1. Hukuk Dairesi 2009/13086 E. , 2010/302 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SARAY(TEKİRDAĞ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, murisin hasta ve yaşlı olmasından yararlanarak vekaletname alan emlakçı A. E. aynı gün 416 parsel sayılı taşınmazı davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, kandırıldığını anlayan murise daha sonra vekilin sahte senet verdiğini, taşınmazın hile ile elinden alındığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalının da vekil ile el ve işbirliği içinde olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ..... raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil istelerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın 13.3.2008 tarihinde noterde düzenlenen vekaletname ile dava dışı A. E.vekil tayin ettiği, aynı tarihte vekil tarafından çekişme konusu 416 parsel sayılı taşınmazın davalı İdris'e satış suretiyle temlik edildiği, muris R.'in 9.7.2008 de öldüğü ve mirasçı olarak davacıların kaldığı anlaşılmaktadır. Davacılar, anılan işlemlerin murisin ehliyetsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirildiğini, ayrıca vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalı ile vekilin el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.