Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/6820 E. , 2024/953 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6820 Karar No : 2024/953 DAVACI: … Derneği VEKİLİ: Av. … DAVALILAR: 1- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 2- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 3- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. Av. … 4- … Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU: 1- 11/09/2018 tarih ve 30532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/6820 E. , 2024/953 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6820 Karar No : 2024/953 DAVACI: … Derneği VEKİLİ: Av. … DAVALILAR: 1- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 2- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 3- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. Av. … 4- … Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU: 1- 11/09/2018 tarih ve 30532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali ile, 2- Davaya konu Yönetmeliğin dayanağı olan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 4. maddesinin 2. fıkrasının ve geçici 21. maddesinin, Anayasaya aykırılığı iddiasıyla somut norm denetimi yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Davaya konu Yönetmeliğin dayanağı olan 4706 sayılı Kanun'un ek 4. maddesinde yer alan "müştereken belirlenen şartlar’’ ifadesi gereği belirlenmesi gereken şartların, belirlilik, açıklık ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun olarak düzenlenmediği, düzenleyici işlem hazırlama tekniğine aykırı olarak muğlak ifadelere yer verildiği, eğitim faaliyetlerinin tanımı yapılırken, Yönetmeliğin amaç hükmünün sınırı aşılarak, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı açılabilecek eğitim kurumlarından bahsedildiği, eğitimin, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülmesi gerekirken, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da uygun görüşünü içeren plan ve projelerin hazırlanmasının, yetki paylaşımına neden olduğu, Anayasaya, laiklik ilkesine ve sosyal devlet ilkesine aykırı olduğu, ‘’son bir yıl fiilen ve kesintisiz olarak eğitim faaliyetini sunuyor olması,’’ şartı aranmasının, dernekler bakımından başvuru ve katılımcı sayısını azaltacağı, dava konusu düzenlemelerin dernek okulları ile özel okullar arasında haksız rekabete yol açacağı, dayanak kanun maddesinin, Anayasanın başlangıç hükümlerine, laiklik ve eşitlik ilkesine, sosyal hukuk devletine aykırı olduğu, eğitimin devlet eliyle sağlanması gerekirken, tarikatlara bırakılmasına yol açacağı, kamu yararı amacı taşımadığı öne sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esas yönünden, uygulamaya ilişkin hususların amaç maddesinde tek tek ve ayrıntılı olarak düzenlenmesinin mümkün olmadığı, Diyanet İşleri Başakanlığı ile yetki paylaşımının söz konusu olmadığı, din eğitimi veren kurumları tanımlayabilmek için Diyanet İşleri Başkanlığı'na yer verildiği, görev alanının sınırlarının çizildiği, eğitim faaliyetlerinde devamlılık ve ciddiyetin sağlanması, imtiyazın kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi amacının bulunduğu, dayanak kanun ile güdülen amacın maksimum düzeyde gerçekleşmesi amacı taşındığı, kamu yararına çalışan dernek ve vergi muafiyeti tanınan vakıfların, diğer kurumlardan farklı olarak toplumsal ihtiyaçlara yönelik olarak belirli faaliyetlerde bulunma yükümlülüklerinin bulunduğu, nihai amaç kamu yararı olduğundan, dava konusu düzenlemeler ile tanınan hakların haksız rekabete yol açmayacağı, dava konusu düzenlemelerin, Anayasanın başlangıç hükümlerine, 2, 5, 10, 11 maddelerine ne açıdan aykırı olduğunun açıklanmadığı, eğitim hizmetinin dernek ve vakıflara devrinin söz konusu olmadığı, Anayasaya aykırılığın bulunmadığı, kamu yararına çalışan dernek ve vergi muafiyeti tanınan vakıf olabilmenin şartlarının kanunda objektif olarak belirlendiği, yandaş dernek oluşturma çabasının bulunmadığı, eğitim faaliyetlerinin devlet tarafından verilmeye devam edildiği, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Davaya konu Yönetmeliğin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütüldüğü, Milli Eğitim Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılması, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esas yönünden, yasa koyucunun çizdiği sınırlar içerisinde idarenin kural koyma yetkisinin bulunduğu, davaya konu düzenlemelerin haksız rekabet oluşturduğu iddia edilmişse de, davacının kamu yararına çalışan dernek olduğu, vakıfları ilgilendiren düzenlemede dava açma ehliyetinin bulunmadığı, devletin üzerine aldığı görevleri doğrudan kendisi yürütebileceği gibi kendi gözetim ve denetiminde kamu yararına çalışan dernek ve vergi muafiyeti tanınan vakıflar aracılığı ile de yürütebilmesinin mümkün olduğu, bütün vakıfların kapsama alınmasının denetimi zayıflatacağı, davaya konu Yönetmelikte, hem Milli Eğitim Bakanlığı'nın hem de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın belirli ve etkili görev ve fonksiyonlarının bulunduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da hasım konumuna alınması gerektiği, Yönetmeliğin kendi Bakanlıkları ile ilgili olan kısmının yurt hizmetlerine ilişkin olduğu, yurt hizmetlerinin de doğrudan Bakanlık tarafından yerine getirildiği gibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından da yerine getirilebileceği, Anayasaya aykırılık iddiasının hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğu, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden, davanın ehliyet yönünden ve süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esas yönünden, 4706 sayılı Kanun ve davaya konu Yönetmeliğin, vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan dernekleri kapsadığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartların sağlanması durumunda, kamu taşınmazları üzerinde eğitim ve yurt faaliyetleri için üst hakkı tesis edilebileceği, iddiaların subjektif olduğu, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: … DÜŞÜNCESİ: 11.09.2018 tarih ve 30532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile dayanağı olan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 4. maddesinin 2. fıkrasının ve geçici 21. maddesinin, Anayasaya aykırılığı iddiasıyla somut norm denetimi yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmamaıştır. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 'un ek 4. Maddesinin 2. Fıkrasında '' Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklerden öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlardan Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartları sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde kırk dokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilebilir. Bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaz. Bu şekilde irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen taşınmazlardan söz konusu vakıflar ve dernekler tarafından elde edilen gelirin tamamı, münhasıran öğrencilere yönelik eğitim kurumlarının veya yurtların yapım, bakım, onarım, işletim ve benzeri giderlerinin karşılanmasında kullanılır. İrtifak hakkı tesis edilen taşınmazların tapu kütüğüne, amacı dışında kullanılmayacağına ilişkin şerh konulur.'' hükmü, Geçici Madde 21. Maddesinde, ''Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde lehine bedelli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklerden öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Kanunun ek 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenecek şartları taşımaları koşuluyla iki yıl içinde talep etmeleri halinde, bedelli olarak tesis edilen irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, hasılat payı alınmaksızın kırk dokuz yıl süreli bedelsiz irtifak hakkına veya kullanma iznine dönüştürülebilir. Bu madde kapsamında kalan taşınmazların kullanımlarıyla ilgili olarak tebliğ edilen veya tahakkuk ettirilen kullanma izni ve irtifak hakkı bedelleri tahsil edilmez, tahsil edilenler iade edilmez.'' hükmü yer almaktadır. Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim Ve Yurt Faaliyetleri İçin Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinde, bu Yönetmeliğin, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile geçici 21 inci maddesine dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 4. maddesinin 2. fıkrası ile eğitim ve yurt faaliyetleri için mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde bedelsiz irtifak hakkı tesis edilmesi, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde bedelsiz kullanma izni verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına, yetki verilmiiştir. İdare Hukukunun temel ilkeleri gereği; normlar hiyerarşisinde kanunlardan sonra gelen yönetmelikler bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve kanun hükümlerine açıklık getirilmek suretiyle uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Bununla birlikte, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistemde bir üst norm bir alt norma oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt norm ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst normun ne amaçlamak istediğini somut olarak ortaya koymaktadır. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 4. maddesinin 2. fıkrasına ve geçici 21. maddesine dayanılarak, kamu taşınmazları üzerinde eğitim ve yurt faaliyetleri için üst hakkı tanınması, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklerin, taşıması gereken şartların belirlenmesi ve izin verilmesine ilişkin usul ve esasların ortaya konulması amacıyla davaya konu Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri İçin Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik çıkarıldığı anlaşılmakta olup yönetmelikte hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince duruşma için taraflara önceden bildirilen 28/02/2024 tarihinde, davacı tarafı temsilen gelen olmadığı, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığını temsilen Av. …'ın, Gençlik ve Spor Bakanlığını temsilen Av. …'un, Milli Eğitim Bakanlığını temsilen Av. …'ın geldiği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin, davanın süresinde açılmadığı ve davacının ehliyetli olmadığı yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi: Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. İlgili Mevzuat: 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un Ek 4. maddesinde, "Türkiye Kızılay Derneği, Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Türkiye Yeşilay Vakfı ile Darülaceze Başkanlığı, Darüşşafaka Cemiyeti ve Türk Hava Kurumu tarafından kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan mülkiyeti Hazineye kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde adı geçen Dernek, Vakıf, Başkanlık, Cemiyetler ve Kurum lehine kırk dokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilebilir. Bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaz. İrtifak hakkı tesis edilen taşınmazların tapu kütüğüne, amacı dışında kullanılmayacağına ilişkin şerh konulur. Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklerden öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlardan Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartları sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde kırk dokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilebilir. Bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaz. Bu şekilde irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen taşınmazlardan söz konusu vakıflar ve dernekler tarafından elde edilen gelirin tamamı, münhasıran öğrencilere yönelik eğitim kurumlarının veya yurtların yapım, bakım, onarım, işletim ve benzeri giderlerinin karşılanmasında kullanılır. İrtifak hakkı tesis edilen taşınmazların tapu kütüğüne, amacı dışında kullanılmayacağına ilişkin şerh konulur." düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanunun Geçici 21. maddesinde ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde lehine bedelli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklerden öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Kanunun ek 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenecek şartları taşımaları koşuluyla iki yıl içinde talep etmeleri halinde, bedelli olarak tesis edilen irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, hasılat payı alınmaksızın kırk dokuz yıl süreli bedelsiz irtifak hakkına veya kullanma iznine dönüştürülebilir. Bu madde kapsamında kalan taşınmazların kullanımlarıyla ilgili olarak tebliğ edilen veya tahakkuk ettirilen kullanma izni ve irtifak hakkı bedelleri tahsil edilmez, tahsil edilenler iade edilmez." kuralına yer verilmiştir. Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi: Dava konusu Yönetmelikte yapılan değişikliklerle genel olarak, kamu taşınmazları üzerinde yürütülecek eğitim ve yurt faaliyetleri için tesis edilecek irtifak hakkı ve kullanım izninin vakıfların yanı sıra kamu yararına çalışan dernekler için de tesis edilebilmesine olanak tanıyan düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir. Bu değişikliklerin dışında ayrıca, Yönetmeliğin 6/f maddesi, "Yurt faaliyetleri için talep ettikleri taşınmazlar üzerinde yeni yapacakları tesislerdeki fiili öğrenci sayısının; en az yüzde onunun bedelsiz, yüzde onunun ise indirimli (yüzde elli) olarak ihtiyaç sahibi öğrencilere ayrılması ya da yıllık öğrenci ücret toplamının yüzde onbeşi kadar ihtiyaç sahibi öğrencilere indirim yapılması," şeklinde düzenlenmiştir. Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisinde, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması, birbirine bağlı olması ve üst normla getirilen hukuksal sınırın içinde kalması zorunlu olup, bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan bir normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, başka bir deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen Kanun veya diğer normlarda yer alan hükümlere aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa'nın 124. maddesinde, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyla yönetmelikler çıkartılabileceği öngörülmektedir. Bahse konu Anayasal hüküm, idareye ikincil düzenleme ihdas etme yetkisi vermektedir. Esasında bu yetki, genel ve soyut nitelikte hükümler ihtiva eden kanunların detaylandırılması amacını taşımaktadır. Bu çerçevede, kanunda öngörülmeyen bazı hususların yine kanuna aykırı olmamak kaydıyla yönetmeliklerde düzenlenmesi mümkün olabilmektedir. Bu kapsamda idarenin ikincil düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı da İdare Hukuku'nun en temel ilkelerindendir. Dava konusu Yönetmelik, 4706 sayılı Kanunun Ek 4/2. maddesi ile Geçici 21. maddesine dayanılarak ve söz konusu maddelerin uygulamasının gösterilmesi amacıyla çıkartılmış olup, anılan maddelerde dava konusu Yönetmelik kapsamında üst hakkı tesis edilebilecekler arasında vakıfların yanı sıra kamu yararına çalışan derneklere de yer verildiğinden, Yönetmeliğin dava konusu edilen "kamu yararına çalışan derneklere" ilişkin kısmında dayanağı üst hukuk normuna aykırı olacak şekilde düzenleme getirilmediği, bu maddelerin hukuka uygun anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin dava konusu 6/f maddesi yönünden; söz konusu düzenleme ile üst hakkı tesis edilecek vakıf ve kamu yararına çalışan dernekler için ihtiyaç sahibi öğrencilere belirli oranda bedelsiz ve indirimli olarak yer ayrılması şartı getirildiğinden, anılan düzenlemenin ihtiyaç sahibi öğrencilere pozitif ayrımcılık yapılması suretiyle bu öğrencilerin desteklenmesi sonucunu doğurduğu, bu haliyle düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda getirildiği ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının dava dilekçesindeki diğer iddialarına gelince, davacı tarafından, dava konusu 11/09/2018 tarih ve 30532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliklerinin dışında ayrıca, 21/07/2017 tarih ve 30130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan asıl Yönetmeliğin bazı maddelerinin de hukuk aykırı olduğu ve iptali gerektiği yönünde birtakım iddialara yer verildiği görülmüştür. 11/09/2018 tarih ve 30532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikte değişiklik yapılmayan ve 21/07/2017 tarih ve 30130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik'te yer alan 4. maddenin 1. fıkrasının (ç) bendi (dava dilekçesinde (c) bendi denilmiş ise de, "Eğitim faaliyetleri"nin (ç) bendinde düzenlendiği görülmüştür.) 5. maddenin 1. fıkrasının (ç) ve (d) bentleri, 6. maddenin 1. fıkrasının (c), (ç), (d) ve (e) bentleri ve 8. maddenin 3. fıkrasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 4. fıkrasında da, "İlânı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz" hükmüne yer verilmiştir. İlan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için ilgililerin menfaatini ihlal eden bir uygulama işleminin tesis edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, 21/07/2017 tarih ve 30130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik'in yukarıda yer verilen maddelerine ilişkin bir uygulama işlemi tesis edilmediğinden, Yönetmeliğin Resmî Gazete'de yayımlandığı 21/07/2017 tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken, dava açma süresi geçirildikten sonra 08/11/2018 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 11/09/2018 tarih ve 30532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. 21/07/2017 tarih ve 30130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri için Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik yönünden davanın SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.