7. Ceza Dairesi 2021/11830 E. , 2023/11192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/942 E., 2018/773 K. SUÇLAR : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARARLAR : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2017/942 Esas, 2018/773 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında asta müessir fiil suçundan (iki kez), 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'n
**7. Ceza Dairesi 2021/11830 E. , 2023/11192 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/942 E., 2018/773 K. SUÇLAR : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARARLAR : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2017/942 Esas, 2018/773 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında asta müessir fiil suçundan (iki kez), 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 117 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı iki kez 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında üste fiilen taarruz suçundan 1632 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu kararlar istinaf ve itiraz edilmeksizin 07.12.2018 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.04.2020 tarihli ve 94660652-105-18-3692-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2020 tarihli ve KYB-2020/49415 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.05.2020 tarihli ve KYB-2020/43018 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ ... aynı dosyanın diğer sanıklarından olan mağdur sanık ...'nun, mağdur sanık ...'e yönelik eylemi nedeniyle verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2019/1548 Esas, 2019/1213 Karar sayılı kararında " ...Her ne kadar olayda mağdur sanık ... olay günü bölük nöbetçi çavuşu olarak görevlendirilmiş ise de; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 399/1. maddesinde " Nöbetçi çavuşluğu bölükte mevcut çavuş veya liyakatlı onbaşılar arasında sırası ile tutulur" hükmü yer aldığından, rütbesiz ... olan er ...'in bölük nöbetçi çavuşluğunu yapması ve dolayısıyla amirlik sıfatından yararlanması mümkün olmadığından (Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 08/02/2012 tarihli ve 2012/236-232 esas-karar, Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 11/12/2012 tarihli ve 2012/1277-1107 esas-karar sayılı ilamları), er olan sanık ...'nun kendisi gibi rütbesiz ... olan ...'e yönelik eylemi 5237 sayılı TCK'nın 86/2 maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunu oluşturmaktadır. Kaldıki; TSK İç Hizmet Kanunu'nun 9,76,77, ASCK'nın 13/2 ve TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 396/a maddeleri birlikte dikkate alındığında, bölük nöbetçi çavuşlarının, bu görevlerinin icrası sırasında nöbetçi çavuş olarak emretme yetkisine haiz oldukları ve diğer erlerin amiri konumunda bulundukları, ancak bu statülerinin Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da dikkate alındığında, mevzuat hükümlerine ve görev talimatına uygun olarak görev yapıldığı sürece geçerli olacağı, görevin icrası sırasında mevzuat hükümlerinin dışına çıkılması veya yetki sınırı aşılarak keyfi muamelelerde bulunulması hallerinde, hizmet ilişkisinin kesileceği ve amirlik sıfatının kalkacağı sonucuna varılmaktadır. Somut olayda, ... nöbetçi çavuş olması nedeniyle bu görevinin ifası sırasında diğer erlerin amiri konumunda ise de, mağdur sanık ...'in nöbetçi çavuş olarak koğuş sayımını bitirdikten sonra diğer mağdur sanıkları koğuş dışına çağırdığı burada meydana gelen tartışma sırasında karşılıklı olarak birbirlerine vurdukları anlaşılmakla, hizmet ilişkisinin sona erdiği ve diğer mağdur sanıklarla tartışmaya giren mağdur sanık ...'in de mevzuat hükümleri dışına çıktığı birlikte gözetildiğinde, olay sırasında ...'in amir konumunda bulunduğu söylenemeyecektir. Tüm bu açıklamalara göre neticeten, mağdur sanık ...'nun istinaf dışı mağdur sanık ...'e yönelik ''amire ve mafevka fiilen taarruz'' suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de atılı suçun vasfı değişmekle TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında kaldığı, bu suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olup mağdur sanık ...'in şikayetinden vazgeçtiği, mağdur sanık ...'nun da şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği anlaşılmakla TCK 73/4, CMK'nın 223/8 maddeleri gereğince açılan kamu davasının düşürülmesine dair.." şeklinde belirtildiği üzere, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında şikâyete tabi kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi gerektiği cihetle, müşteki sanık ...'nun 05.07.2018 tarihli celsede, müşteki sanık ...'ın 09.03.2018 tarihli celsede, müşteki sanık ...'in ise 31.05.2018 tarihli celsede şikâyetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettikleri ayrıca müşteki sanık ... Keskin'in 31.05.2018 tarihli celsede, müşteki sanık ...'ın ise 09.03.2018 tarihli celsede haklarında şikâyetten vazgeçme olursa kabul edeceklerini belirtmeleri karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dört ila altıncı fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2017/942 Esas, 2018/773 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.