T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1674 KARAR NO : 2026/456 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2023 NUMARASI : 2021/15 Esas - 2023/535 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 16/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 19/07/2023 tarih 2021/15 Esas 2023/535 Karar sayıl…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1674 KARAR NO : 2026/456 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2023 NUMARASI : 2021/15 Esas - 2023/535 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 16/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 19/07/2023 tarih 2021/15 Esas 2023/535 Karar sayılı kararınnz Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının %50 engelli olduğunu, hiç tanımadığı davalı ... tarafından kendisine Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6604 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinde 27/03/2015 tarihli yüksek tutarlı üzeri doldurulmuş bir senet ile icra takibi başlatıldığını, davalıyı tanımadığını, davalı tarafından dolandırıldığına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmaları hususunda birkaç avukata bilgi verdiğini ancak süreyi kaçırdıklarını, kendisinin bazı arkadaşlarının yapmış olduğu iş sözleşmelerini yaparken tanık olarak boş teminat senetlerine imza attığını, bu alacaklıyı tanımadığını, davalı ile mal alış verişi olmadığını,...vs. belirterek, Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğünde başlatılan takibin teminatsız olarak duruldurulmasını, davalıya malen ve nakden hiç bir borcu olmaması nedeniyle icra takibinin ve senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yasada ön görülen 1 yıllık süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının icra takibi ödeme emri eline ulaşır ulaşmaz iki taşınmaz ve bir aracını satış yapmış gibi muvazaalı devir yaptığını, davacının bir arsa alımı nedeniyle müvekkilini dolandıran ve 2.000,000,00.TL parasını alan ..., ... ve ... hakkında bu taşınmaz alımının yalan olması anlaşılması nedeniyle Diyarbakır 5. İcra Müdürlüğüne icra takibi başlatıldığını, davacı ve .... ve ....'in yetki itirazında bulunduğunu, dosyanın yetki itirazı ile Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğüne geldiğini ve 2016/6604 Esası ile takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlu-davacı ...'in yapmış olduğu muvazaalı devirlerin iptali için açılan davalar devam ederken ve aradan 3 yıl geçmesine rağmen borçlu olmadığı yönünde beyanda bulunmayan davacının sırf diğer davaları sürüncemede bırakmak için kötü niyetli olarak dava açtığını,...vs. beyanla, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, esasa girilecek olursa derdest olan davalarını sürümcemede bırakmak ve davalının alacağına geç kavuşmasını amaçlayan kötüniyetli olarak açılmış olan davanın esastan reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın davacı tarafından imzalanan dava ve takip konusu bononun geçerli olup olmadığı, bedelsiz olup olmadığı, bu çerçevede bononun nakit ya da mal karşılığı düzenlenip düzenlenmediği, davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı, kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kurallarının uygulanacağı, bononun ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 779.md gereğince bağımsız borç ikrarını içerdiği, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide bedel kaydı olarak kabul edildiği, keşideci borçlunun senet alacaklısı lehtara karşı aldığının bedel kaydıyla ispatlanacağını, temel borç ilişkisinin ve iç ilişkinin ispatı yönünden bedel kaydının önem taşıdığı, bedel kaydı içeren bono lehtarının senedin kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacağını, borç ikrarını içeren belgelerin aleyhine sunulabileceği ancak ikrar borcun nedenini içeriyorsa bu nedenin gerçekleşmediğinin ispat edilmesi gerektiği, ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafta olduğu, senette yer alan kaydın aksinin savunulması halinde bunun senedin talili anlamına geleceği ve bu durumda ispat yükünün yer değiştireceği, somut olayda taraflar arasında düzenlenen Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğünün 2016/6604 esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edilen 2.000.000,00 TL bedelli 27.03.2015 keşide tarihli 15.08.2015 ödeme tarihli lehtarı davalı ..., keşidecisi davacı ..., dava dışı .... ve dava dışı ... olan senedin düzenleme nedeninin "malen" yani mal alışverişi olarak gösterildiği, davalının cevap dilekçesinde bonoda malen kaydı bulunmasına rağmen borcun nedenini, borçluya mal anlamında hububat vermesi ve nakit olarak verilen para olarak açıkladığı, malen kaydı alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığından ispat külfetinin davalı alacaklıya geçtiği, davalı delilleri arasında bulunan davalının davacıya para verdiği iddiası yönünden davacının banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırıldığı, davalı tarafça paraların başkaları üzerinden gönderildiğinin savunulduğu, bu kapsamda alınan 06.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda tanık ... tarafından 02.02.2015 ile 22.03.2015 tarihleri arasında 4 işlemde davacı ...'e 240.000,00-TL para gönderildiği, yine tanık ... tarafından 30.03.2015 ile 10.06.2015 tarihleri arasında davacı ...'e 2 işlemle 999.995,00-TL para gönderildiğinin tespit edildiği, davalı tarafın davacıya dava konusu bono nedeniyle para göndenmiş olduğu savunması mahkememizce muteber görüldüğü, bu doğrultuda davalı tarafın delillerinde bildirmiş olduğu tanıkların davalı adına davacıya para gönderip göndermedikleri hususunda dinlenildiği, tanıklardan ... davalı ...'ın iş ortağı olduğunu, kendisi tarafından davacı ...'e gönderilen paraların davalı ... adına gönderildiğini, kardeşi ... ve yanlarında çalışan ... tarafından da paralar gönderildiğini beyan ettiği, diğer tanıklar ... ve ...'ın kendileri tarafından gönderilen paraların tanık ...'in talimatı ile gönderildiğini bildirdikleri, tüm dosya kapsamı itibarı ile bilirkişi raporunda tespit edilen, davacı ...'in hesabına tanık ... tarafından gönderilen 1.239.995,00-TL paranın davalı ... adına gönderildiği, ... hesabına gönderilen bu bedel bakımından, davalı ...'ın alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğu olgusunu ispatladığının mahkemece kabul edildiği, davalı ... dava konusu yapılan bonoya ilişkin tanıklar ... ve ...'nın da davacı ...'e para gönderdiğini iddia etmiş ise de; tanıklar ... ve .... tarafından gönderilen paraların davacı ... hesabına gönderilmediği, tanıklar ... ve .... tarafından dava dışı ....ve ... isimli kişilere para gönderildiğinin tespit ve kabul edildiği, dava dışı bu kişilerin ... ile ilişki içerisinde oldukları ve davacı adına hareket ettikleri ispatlanamadığından, tanıklar ... ve .... tarafından dava dışı....ve ....isimli kişilere gönderilen paraların davacı için gönderildiği iddiasına itibar edilmediği, davalı ...'ın söz konusu bononun bir kısmı için davacıya hububat verdiğini iddia ettiği ancak iddiasını ispat için geçerli delil sunamadığından davalının bu iddiasına itibar edilmediği, davacı ...'in dava konusu bononun bedelsiz olduğuna dair savunması kapsamında davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğinden davacı yanın işbu bononun teminat amacıyla verildiğini veya bedelsiz kaldığını yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorunda olduğu, davacının bu iddiasının ispatlayamadığından itibar edilmediği, olayın özelliğine, tarafların durumuna, tarafların haklılığının yargılama sonucunda belirlenmesine ve tarafların kötü niyetli olarak hareket ettiklerinin ispatlanamadığı ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne ve davacı ...'in davalı ...'a, Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğünün 2016/6604 E.sayılı takip dosyasındaki icra takibine konu edilen 2.000.000,00-TL bedelli 27/03/2015 tanzim, 15/08/2015 vade tarihli bono bakımından 1.239.995,00- TL borçlu olduğu, bu bononun 760.005,00 TL lik bölümünden dolayı davalıya borçlu olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafın maksatlı ve gerçek dışı beyanlarıyla cevap dilekçesinde yer alan iddia ve beyanlarını değiştirdiğini, davalının talil sonrası gerçeğe aykırı beyanlarının tanık anlatımlarına itibar edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın iddialarının mutlak suretle yazılı delille ispat etmesi gerektiği, tanık anlatımlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, davalının iddiasının kendisinin davacıya para verdiği şeklinde olduğu ancak bu iddiasını değiştirerek başka bir iddiayla tanık anlatımlarına başvurulduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça "Bir arsa alımı nedeniyle müvekkili dolandıran ve 2.000.000,00-TL nakit parasını alan ..., ... ve ...." şeklinde ifade kullandığını, davalının dolandırıldığını iddia etmesine karşın suç duyurusunda bulunmamasının tezat olduğunu, davalının cevap dilekçesinde nakit paranın senet borçlusu üç kişiye verildiği ancak Didim Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verilen beyan dilekçesinde ise tek başına ...'e verildiği iddia ettiğini, nakit para şeklinde anlaşılması gerekenin peşin para olduğunu, nakit paranın elden verilebilir olmasına karşı banka yoluyla para gönderildiğine dair delil gösterildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen hiçbir para olmadığını, davacıya gönderildiği iddia edilen havalelerin 1.090.000,00-TL'lik kısmının gönderiliş tarihinin senedin düzenlenme tarihinden sonraki bir tarih olduğunu, bunun da davalının kendi beyanlarıyla çeliştiğini, cevap dilekçesinde arsa alımı nedeniyle nakit para verildiğinin savunulduğu ancak beyan dilekçesinde gayrimenkul alımı ve işlerin takibi amacıyla peşinat ve masraf adı altında paraların banka yoluyla gönderildiğinin ifade edildiğini, cevap dilekçesinde arsa bedeli olarak nakit para verildiği buna karşın beyan dilekçesinde bu paranın peşinat ve masraf olduğunun belirtildiği, davalının iddialarını ispata elverişli bir delil sunamamış olduğunu, davacının davalıdan nakit veya havale yoluyla hiçbir para almadığından davalı ... ile birlikte .... ailesine mensup kişilerin para göndermiş oldukları şeklinde zoraki bir açıklama yapılmak zorunda kalındığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ... ailesi üyelerince davacıya para gönderilmiş olması halinde bu kişiler lehine senet düzenlenmesi gerektiğinden alacaklının davalı ... olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu gösterdiği, senedin tek alacaklısı davalı ... olmasına karşın başka şahıslar tarafından gönderildiği iddia edilen bedellerin aslında ... tarafından elden verilen 2.000.000,00-TL karşılığı olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, beyan dilekçesinde yer alan ifadelerden davalı yanın nakit olarak 2.000,000TL verdiğini iddia etmesine karşın senet üzerinde malen kaydı bulunduğundan bu hususa ilişkin maksatlı ve gerçek dışı bir takım ifadeler kullanma yoluna gittiğini, beyan dilekçesi ile malen kaydı talil edilip nakit para verildiği iddia edilmesi üzerine beyan dilekçesi ile de aslında para ile birlikte -sözde- malda verilmişti şeklindeki bir açıklama yapılarak cevap dilekçesinde yer alan hususlarda çelişki yaratıldığını, davalı yanın, ... Şti. ünvanlı Ticari işletmesi bulunmasına rağmen ticari defterlerini kasten ibraz etmediğini, ibraz etmeme nedeninin mal vermiş olan bir kişinin bu hususu defter ve kayıtlarına işlemiş olması gerektiği ancak müvekkile mal ya da banka yoluyla veya nakit olarak para verilmemiş olduğu gerçeğinin ortaya çıkmamasını sağlamak olduğunu, beyan dilekçesi içerisinde sunulu -sözde- dekontların hiçbirinde ... tarafından senet borçlularına yapılmış hiçbir ödeme yer almadığını, senet borçlularından ....' ün beyan ettiği ileri sürülen hususların gerçek dışı olduğunu, aksinin kabulü halinde dahi davalının savunmalarını değiştirip genişletemeyeceğini, davalının mal teslimine ilişkin savunmalarının ispat edilemediğini, davacının tarımla uğraşmadığını ve bu miktarda buğday ve mercimek almasının mümkün olmadığını, davalının malen kaydına bir kılıf uydurmak maksadıyla bu yönde bir savunmada bulunduğunun açık olduğunu, davalının iddia ettiği hususları ancak yazılı delille ispat edebileceğini, senedin veriliş sebebinin para olduğu şeklindeki beyandan sonra veriliş sebebi içerisinde hem nakit hem de mal verilmesi şekilde bir beyan sonrası tanık anlatımlarına başvurulamayacağını ve buna muvafakat edilmediğini, 23.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde.... ..'ün borçlu olduğu iddia edilen bir senedin arkasına .... tarafından "...'a ...., ... ve ... tarafından ortak imzalanarak verilen senede karşılık ....'ün ödeme taahhüdü karşılığı verilmiştir. Bu senedin teslim ile ...' daki senedin... ..'e taahhüdü gerçesiz kalmıştır" şeklinde ifadeler yazıldığı ve bu hususun davacının davalı .....ı tanımadığı şeklindeki beyanının yalan olduğunun ispatı olduğunun ileri sürüldüğü ancak davacının bu senedin tarafı olmadığı, .... isimli kişinin ise bu uyuşmazlığın tarafı olmadığını, birtakım kişilerin kendi aralarındaki havale işlemlerinin davalının nakit olarak verdiğini ileri sürdüğü 2.000.000,00-TL'nin ispatını sağlamayacağını, davalı tarafça .... tarafından yazılmış beyan olarak dosyaya sunulan belgenin gerçek dışı ve davalının talebiyle yazılmış bir metin olduğunu, davalı hakkında düzenlenen ekonomik sosyal durum araştırma sonucunda davalının davacıya 2.000.000,00-TL vermesinin ya da tahıl vermesinin mümkün olmadığının anlaşıldığını, senedin para gönderdiği iddia edilen şahıslar lehine değil davalı lehine düzenlendiğini, bu hususun senedin sonradan doldurulmuş olduğunu ve taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını gösterdiğini ispatladığını, davacıya gönderildiği iddia edilen havalelerin 1.136.500,00-TL'lik kısmının gönderiliş tarihi, senedin düzenlenme tarihinden sonrasındaki bir tarih olduğunu, ileride para gönderilmesi ihtimaliyle senet düzenlenmesinin mümkün olmadığını, senedin veriliş nedenine dair davalı tarafın çok farklı açıklamalarının bulunduğunu, senet borçlularından .... tarafından açılan Menfi Tespit davasının Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1176 E. Sayılı dosyasında görüldüğünü ve Uyap üzerinden dosya arasına alındığını, anılan dosyada davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde açıkça "Bu senet imzalanırken yanlarında bulunan müvekkil arkadaşları olan diğer davalılar ... ve ... lehine alacaklı olmuştur" şeklinde beyanda bulunduğunu, yani ...'ın müvekkile hiçbir ödeme yapmamış olduğunu ve ...'ın .... ve....'ün arkadaşları olduğunu açıkça ifade ettiğini, davalı yanın 23.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde ise ısrarla ortak olunduğu belirttiğini, ... ile ortak olduklarını iddia eden ve sözleşme ile vekaletnamelerde ismi geçen Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nde tanık olarak dinlenen ...'in Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1176 Esas sayılı dosyasında davalı sıfatıyla vermiş olduğu 05.01.2016 tarihli cevap dilekçesinde ...'ın alacaklı olduğundan bahsedilmediğini, davalının davacıya ödeme yapmadığının ve ... ve ...'in alacaklı olduğunu ifade ettiği, aralarındaki ortaklık ilişkisi iddiasına değinilmediği, ilk derece mahkemesi dosyasına sunulan cevap dilekçesinde ise Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yer alan beyanların aksi yönde beyanların yer aldığını, Didim 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/362 Esas sayılı dosyasına davalı tarafça sunulan 18.04.2018 tarihli beyan dilekçesinde yine farklı olarak "bir arsa alımı nedeniyle müvekkili dolandıran ve 2.000.000,00 tl. sı ( iki milyon türk lirası) nakit parasını alan davalı ... hakkında karşıyaka 3. icra müdürlüğünün 2016/6604 sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır." şeklinde beyanda bulunulduğu ancak ...'ın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde beyanın da para verdiğini ifade etmediğini, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1176 Esas sayılı dosyasında davalılar ... ve ...'in vermiş oldukları 05.01.2016 tarihli cevap dilekçesinin 3. Sayfasının 3. paragrafında; " Ekte banka dekontlarını sunmuş olduğumuz bu ödemelerin dışında dışında...., ..., ... ve ... tarafından davacı .... ün yanında çalışmakta olan iş ortağı ....' nin sigortalı çalışan...' ın hesabına çeşitli tarihlerde toplamda yaklaşık 200.000TL havale yapılmıştır. Yine müvekkiller tarafından (... ve ...) çeşitli tarihlerde elden nakit olarak toplamda yaklaşık 380.000TL nakit para yapılan sözleşme nedeniyle ödenmiştir. Böylece Müvekkiller tarafında ... ile yapılan sözleşme doğrultusunda yapılacak kiralamalar için kendisi ve iş ortağı ile elemanlarına toplamda 2.039,495TL ödeme yapılmıştır" şeklinde beyanda bulunduğunu, davacı tarafın ilk derece mahkemesine sunulan beyanlarında ise bu tutarlardan bahsedilmediğini, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1176 Esas Sayılı dosyasında davalılar ... ve .... vermiş oldukları 05.01.2016 tarihli cevap dilekçesinin 8. Sayfasının 8. Maddesinin sonunda; "Ayrıca müvekkillere eksik hukuki bilgisinden faydalanarak kendi eli ile düzenlediği senetlere yine ön alma gayesi ile MALEN kaydı düşmüştür." şeklinde bir ifade kullanıldığı ancak davalı tarafın yargılama sırasında sunduğu 23.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde bu kaydın .... tarafından senede işlendiğine dair farklı yönde beyanda bulunulduğu, bu iki beyanın dahi davalının ortağı olduğunu ileri sürdüğü kişiyle beyanlarının örtüşmediğini gösterdiğini, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/48 Talimat sayılı dosyasından tanık olarak dinlenen ...'in beyanlarında taşınmazın ... adına alınacağı, taşınmaz bedeli karşılığında 2.000.000,00-TL nakit para ve 150 ton buğday verildiği, buğday teslimine dair yazılı belge olmadığını, ödemeler yapıldığı halde davalıların taşınmaz devri yapmadıklarını, senedin sözleşme imzalanması aşamasında teminat senedi olarak verildiğini, ...'la aralarında başka bir ortaklarının bulunmadığını beyan ettiğini, ... tarafından hiçbir nakit ödeme yapılmamış olmasına karşın taşınmazların ... adına devredilecek olmasının ve s'enet alacaklısı olmasının mantıklı yönünün bulunmadığını, ... ve ...'in Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş oldukları dilekçelerinde ortak olduklarından bahsedilmediğini, bahsi geçen ve dosya dahilinde bulunan sözleşmenin tarafının ... olduğunu, ve ...'ın davacıya hiçbir ödeme yapmadığının sabit olduğu, sözleşme ve vekaletname işlemlerinin ... tarafından yapıldığını, davalı ...'ın bu sürece hiç dahil olmadığını, ...'ın taşınmazı ne şekilde üzerine alacağının da belirsiz olduğunu, davalı yanın sunmuş olduğu 23.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde ... ve ....ailesine mensup bir kaç kişinin birlikte bu işe girdiklerinin belirtildiği ancak ...'in tek ortağının ... olduğunu ifade ettiğini, yine ...'ın aynı Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki cevap dilekçesinde yalnızca arkadaş olduklarını ifade ettiğini, tanık ...'in Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu cevap dilekçesinin hiçbir yerinde para ile birlikte buğday verildiğinden bahsedilmediğini, davalı yanın 23.02.2023 tarihli beyan dilekçesinde 2.000.000,00TL nakit para verildiği ispatlanamadığından ve senette malen kaydı bulunduğundan 1.421.495TL ve hububat verildi şeklinde beyanda bulunulduğunu ancak tanık beyanlarında 2.000.000,00-TL nakit para ve 150 ton buğdaydan bahsedildiğini, bunların davalının savunmalarının ispat edilemediğini ve çelişkili olduğunu gösterdiği, tanık ...'in taşınmazın alım bedeli karşılığı 2.000.000TL nakit para ile 150 ton buğday verildiğini beyan ettiği ancak davalı yanın 23.02.2023 tarihli beyan dilekçesinde peşinat ve masraf verildiği ifade ettiği, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına cevap dilekçesi veren ... 'ın ... ve .... lehine alacaklı olduğunu ifade ettiğini, bu beyandan aslında ...'ın taşınmaz satın alımı konusuna dahil olmadığı ve hiçbir ödeme de yapmadığı anlaşıldığı halde görülmekte olan davada alacak iddiasında bulunduğunu, tanık ...'in senedin teminat senedi olarak verildiğini ifade ettiğini, tüm bu hususlardan boş senede bir şekilde ...'ın isminin yazıldığının anlaşıldığını, tanığın ...'dan başka ortağı bulunmadığını ifade etmesinde rağmen Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulan beyan dilekçesinde ortağının .... olduğunu beyan ettiği, cevap dilekçesinde ise ...'ın ortağı olduğundan bahsedilmediğini, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/48 Talimat sayılı dosyasından tanık olarak dinlenen ... gönderilen tutarla ilgili taşınmazda ortaklığı olmadığını ve abisi olan .. .'in ortak olup olmadığını bilmediğini ifade ettiği ancak ancak 23.02.2022 tarihli beyan dilekçesinde para gönderimi yapılan .... ailesine mensup kişilerin dolandırıldığı ifade edildiği, tanığın paranın kendisinin olmadığını ve ortak ve ortaklı ile ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını beyan ederek beyan dilekçesinde yer alan hususları inkar ettiği, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/48 Talimat sayılı dosyasından tanık olarak dinlenen ....'nın "... ve ...' in ortağı olduğuna ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. ... ile ... arasında taşınmaz alımına ilişkin anlaşma olduğunu biliyorum Beyanlarım ... tarafından tarafıma söylenilen bilgilere dayalıdır." şeklinde beyanda bulunduğu, beyanlarının davalı yanın iddialarını destekler nitelikte olmadığı, davalının senedin talil edilmesinden sonraki kurgusal gerekçelerinin ispat edilemediğini gösterdiğini, davalı yan beyan dilekçesi ile cevap dilekçesinin bariz şekilde farklı olduğu ve ispat külfetinin kendileri üzerine geçmesi üzerine kurgusal ve gerçek dışı beyanlarda bulunulduğu kendi tanıklarının beyanları ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş oldukları cevap dilekçesinden de anlaşıldığı, dosya kapsamında çok fazla çelişki ve maksatlı beyan bulunduğu halde ilk derece mahkemesince davalının davacıya para gönderdiğine yönelik savunmalarının gerekçe gösterilmeksizin kabul edilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı ve diğer 2 senet borçlusu hakkında Diyarbakır 5. İcra Müdürlüğünün 2015/8963 esas sayılı takip dosyası ile 17.08.2015 tarihinde 2.000.000,00 TL'lık kambiyo senedine mahsus takip başlatılarak ödeme emri tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı ... aradan 3 yıl geçtikten sonra 05.06.2018 tarihinde iş bu davayı açtığını, ancak ödeme emrini tebliğ alır almaz önce ikametinin ...olduğunu beyan ederek yetki itirazında bulunduğunu, bu talebin kabulü üzerine dosya İzmir İcra Müdürlüğüne gelip yeniden ödeme emri tebliğ alındıktan sonra da bu kez ikametinin Karşıyaka olduğundan bahisle yeniden yetki itirazında bulunduktan sonra aradaki 2-3 günlük boşluktan istifade ederek kötüniyetli olarak ve muvazaalı şekilde gayrimenkulleri ve aracı üzerine konulan hacizleri kaldırarak adına kayıtlı olan taşınır ve taşınmaz malların devir işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu muvazaalı devir işlemlerine dair yapılan tasarrufların iptali amacıyla Karşıyaka 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/52 Esas Karşıyaka 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/109 Esas (eski Esas 2. Asliye Hukuk 2016/559), Didim 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/362 Esas Sayılı dava dosyaları ile tasarrufun iptali davaları açılmış olduğunu, davacı borçlu ... ile kambiyo senedinin diğer iki borçlusu olan .... ve ....'in .... Semtinde büro kiralayarak Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığı ve Gayrimenkul alım-satım işleri yapmaya başladıkları, birçok kişiden yüklü miktarlarda paralar alarak kandırarak dolandırdıklarını, bir süre sonra bu ağa davalı ... ve ...'in ... İlçesinde yaşayan ve akrabası olan ... Ailesine mensup bazı kişilerin de düşürüldüğünü, kendilerine yatırım amaçlı gayrimenkul alım satımı işleri nedeniyle peşinat ve masraf ödemeleri yapılmasının talep edildiği ve davalı ... ve bu işe birlikte girmiş oldukları .... Ailesinden bir kaç kişini bizzat Davacı ...'e, ....'e, ofislerinde çalışan ....'ın ve yine ...'in talimatı ile...'in banka hesaplarına Gönderici ... Alıcı ... 900.000,00 TL. 30.03.2015 tarih; Gönderici ... Alıcı ... 100.000,00 TL. 02.02.2015 tarih; Gönderici ... Alıcı ... 100.000,00 TL. 21.03.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı ... 99.995,00 TL. 31.03.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı ... 10.000,00 TL. 03.02.2015 tarih, Gönderici ... ...(...-.... ve ....'e ait ....'daki ofis çalışanı) 10.000,00 TL. 17.02.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı ... 30.000,00 TL. 14.04.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı .... 30.000,00 TL. 15.04.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı .. 30.000,00 TL. 13.04.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı... (...'in talimatı ile kendisine havale çıkartılan ve alacaklı olan kişi ) 40.000,00 TL. 17.02.2015 tarih, Gönderici ... Alıcı ....(...'in oğlu) 45.000,00 TL. 17.04.2015 tarih, Gönderici ...(... Ailesine ait ... isimli işyerinde çalışan) Alıcı ....(...-.... ve ....'e ait ....'daki ofis çalışanı) 1.000,00 TL. 12.03.2015 tarih, Gönderici ...(.... Ailesine ait ... isimli işyerinde çalışan) Alıcı ....(...-.... ve ....'e ait....'daki ofis çalışanı) 10.000,00 TL. 18.02.2015 tarih, Gönderici ...(.... Ailesine ait .... isimli işyerinde çalışan) Alıcı ....(...-.... ve ...'e ait....'daki ofis çalışanı) 12.000,00 TL. 16.02.2015 tarih, Gönderici ...(... Ailesine ait ... isimli işyerinde çalışan) Alıcı....(...-.... ve ...'e ait ...'daki ofis çalışanı) 10.000,00 TL. 17.02.2015 tarih, Gönderici ...(... Ailesine ait .... isimli işyerinde çalışan) Alıcı ....(...-... ve ....'e ait ....'daki ofis çalışanı) 1.500,00 TL. 19.03.2015 tarihli banka ödeme dekontları ile para gönderme işlemleri yapıldığı ve bu şekilde toplam 1.509.523,00-TL'nin ... ve ortaklarına ödendiğini, ancak tüm ödeme dekontları davacının elinde bulunmadığı ve ödemelerin aynı kişi tarafından yapılmaması nedeniyle tam ödeme miktarının ancak dekontların dosyaya celbi sonrasında anlaşıldığını, davacının bir kısım ödemeyi de 2015 yılında ...ilçesi ... Köyü'nde hububat olarak aldığını, bu durumu ..., ...,... gibi birçok tanığın bildiğini, yine bu ödemelerin bir kısmının ... ve diğer ortaklarının büro çalışanı olan .... isimli bayanın... Bankasındaki .. . Iban nolu hesabı üzerinden gönderilmesini talep ettiklerini, ...'den alacaklı olduğu için yine ...'in talep ve isteği ile....isimli kişiye yapılan havale işleminin de o şekilde yapıldığını, bu kişilerin mahkemece dinlenmesi halinde o tarihte kendisine yapılan 40.000,00 TL'lık ödemenin neyin ödemesi olduğu ve ne amaçla yapıldığının sorulması halinde durumun anlaşılacağını, senet borçlularından birinin de avukat olan ... olduğunu, kambiyo senedinin ....'daki ofislerinde doldurulmak suretiyle kendilerine verildiğini, senetteki "malen" kısmı .... tarafından yazıldığını, ödemenin büyük kısmı nakit para olarak yapılmış olmasına karşın .... "para ile ödenen kısımlar zaten banka dekontları ile sabittir, eksik ödeme buğday ve mercimek ile ödenerek tamamlandığından buraya yani senede malen yazıyorum ki bir hak kaybınız olmasın ve bizden yana güvensizlik doğmasın" diyerek bu şekilde senedi tanzim ederek davalı ...'a tanıklar.... ve ... huzurunda verdiğini, dilekçe ekinde dosyaya sunulan olduğumuz 28.04.2015 tarihinde .... imzalı kambiyo senedinin arkasına şerh düşüldüğü üzere "...'a ...., ... ve .... tarafından imzalanarak verilen 337.000,00 TL'lık senedin .... tarafından ödenmesi halinde ....'ün daha önce imzaladığı senetteki ödeme taahhüdünün geçersiz kılındığı" belirtildiği, bunun aynı zamanda "ben ... diye birini tanımıyorum, böyle bir borcum yoktur" şeklindeki ... beyanının yalan olduğunu ortaya koyduğunu, kendi köylüsü ve akrabası olan .... Ailesinden olan kişileri Ankara'ya getirerek dolandıran ve paraları aldıktan sonra da ortadan kaybolan ...'in kendi ortakları olan ....ve ....'e de tabiri caizse kazık attığının belgesi olduğunu, ...'in dolandırıcılık suçundan İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/93 Esas sayılı dava dosyasından yargılanmış ve bu davaya ilişkin kayıtlar dosya arasına alındığı, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/227 Esas Sayılı dava dosyasının da celbine karar verilerek incelendiğini,İzmir Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan kambiyo senedi boçlusu borçlu ....'ün hakkında benzer usulsüz işlerinden dolayı icra takipleri yapılmış ve bütün mal varlığına haciz konulmuş bir kişi olduğunu, aynı şekilde ....’ün yaptığı bütün usulsüz işlerde onun ortağı olan borçlu ....hakkında da 30’un üzerinde haciz ve dava bulunduğunu, bu iki kişinin yanlarına ortak olarak diğer borçlu ve dosya davacısı ...’i de alarak davalıyı ve akrabası olan .... Ailesini dolandırarak kendisinden 2.000.000,00 TL karşılığı olarak bir miktarı nakit para ve kısmen de köydeki buğday ve mercimeklerini malen aldıklarını, almış oldukları bu para ve mal karşılığı her üç borçlu ve ilk olarak ta ...'in kambiyo senedi imzalayarak davalıya tanıklar ... ve ... huzurunda vermiş oldukları, ortada çok açık bir kötüniyet ve muvazaalı satış işlemleri varken, 3 yılın ardından açılan ve 2018 yılından beri devam eden sürekli görevsizlik kararlarına itiraz ederek, adli müzaherette bulunarak mahkemenin bu yöndeki tüm kararların da itiraz ederek adeta ben bu davayı bitirtmeyeceğim diyen bir davacı tarafın bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin ... ve ... tarafından dava dışı .... ve .... isimli kişilere gönderilen paraların davacı için gönderilmiş olduğunu kabul etmediğini, dosya içinde bulunan açıklamalar ve yazılı kayıtlar dikkate alınacak olduğunda....'ın ... ile kambiyo senedinin diğer iki borçlusu olan .... ve ....'in .... Semtinde Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığı ve Gayrimenkul alım-satım işleri yapmak amacıyla kiraladıkları büroda çalışan sekreter olduğunun anlaşıldığını, ....'in ise kambiyo senedinin diğer borçlusu olan ....'in oğlu olduğunu, ... ..'in tüm hesaplarının hacizli olması nedeniyle ödemenin bir kısmının da oğlu .... üzerinden yapıldığını, bu açıklamalara ve bu kişilere yapılan ödemelerin hiç birine davacı ...'in itirazi bir kaydı olmadığını, çünkü bu ödemelerin tamamının 2015 yılı içinde Şubat ve Nisan ayları içerisindeki kısa bir sürede gerçekleşen ödemeler olduğunu, kambiyo senedindeki alacağın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekirken ....'in sekreterine veya ortağının oğluna gönderilen kısımların ayrı tutularak dava dışı kişilere yapılan ödemeler şeklindeki değerlendirmeye katılmadıklarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları) Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir sebebe bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. (Yargıtay HGK 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta dava konusu 27.03.2015 keşide, 15.08.2015 ödeme tarihli lehtarı davalı ..., keşidecisi davacı ..., dava dışı .... ve dava dışı ... olan 2.000.000,00 TL bedelli bonoda ihdas nedeni olarak "malen" kaydı bulunmaktadır. Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde davalının 2.000.000,00-TL nakit para verdiğine yönelik savunmaları senedin ihdas nedeninin talili niteliğinde olup, sonraki beyan ve açıklamalarla senedin bir kısmının hububat/buğday alımı nedeniyle mal olarak verildiği şeklinde farklı bir iddia ileri sürülmesi senedin talilinin geri alınması mahiyetinde olup davacı tarafın açık muvafakati bulunmaksızın artık senedin talilinden dönülemeyeceği, davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmesinin gerekeceği dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin ispat külfetine yönelik takdir ve değerlendirmeleri yerindedir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davanın bedelsizlik iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkin olmasına, senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti davacı üzerinde ise de senedin ihdas nedeninin talil edilmiş olması nedeniyle ispat külfetinin davalı üzerine geçmiş olmasına, davalı tarafça ispat külfetinin davacı hesabına gönderilen paralara ilişkin delillerle kısmen yerine getirilmiş olmasına, 3.kişiler hesabına gönderilen paralar nedeniyle davacının sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik olmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünd en hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 51.915,94 TL'den peşin alınan 12.979,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 38.936,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 16/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.