10. Hukuk Dairesi 2024/3990 E. , 2025/5385 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/766 E., 2022/884 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1386 E., 2021/13 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkeme…
**10. Hukuk Dairesi 2024/3990 E. , 2025/5385 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/766 E., 2022/884 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1386 E., 2021/13 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin eşi ...'nın davalı işverene ait işyerinde çalışmakta iken meslek hastalığına tutulduğunu ve bu hastalık neticesi 16.06.2010 tarihinde öldüğünü, olayda davalı işverenin kusurlu olduğunu, davacının murisi kaybetmesi nedeniyle elem ve ızdırap duyduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı eş ... için 1,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, ölümün meslek hastalığı sonucu olmadığını, usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..."SGK'dan getirtilen belgelere göre davacı murisinin 16.06.2010 tarihinde vefat ettiği, Bartın Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu ve BEÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı ve SGKB Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün raporu ile sigortalının ölümünün tutulduğu meslek hastalığı ve buna bağlı komplikasyonlar sonucu olmadığına karar verildiği, sigortalının hak sahiplerinin itirazı üzerine YSK'nın 04.02.2019 tarihli Raporu ile mevcut belgelere göre sigortalının ölümünün meslek hastalığı sonucu olduğuna oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. Raporlar arasındaki çelişki nedeniyle murisin sağlığındaki mesleki son maluliyet oranı nazara alınarak Adli Tıp Kurumundan da rapor aldırılması yoluna gidilmiş, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen 29.08.2019 tarihli raporda kişinin ölümünün akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümünün meslek hastalığına bağlı olmadığına oy birliği ile karar verilmiştir. Dosyada mevcut tüm raporlar arasındaki çelişki nedeniyle ATK Üst Kurulundan rapor aldırılmasına karar verilmiş, ATK Üçüncü Üst Kurulunun 17.09.2020 tarihli raporu ile kişinin ölümünün akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin mevcut grafilerindeki bulgulara göre yıllar içinde progresyon gösteren ( q2/3 düzeyinde) pnömokonyoz meslek hastalığının bulunduğu, kişinin ölümünün meslek hastalığına bağlı olmadığına oy birliği ile karar verilmiştir. Davacılar vekili bu aşamada 2. İş Mahkemesine açmış olduğu 2019/96 Esas sayılı ek dava dosyası ile de meslek hastalığı ölümü ile hak sahiplerinin madden ve manen zarara uğrayan davacı müvekkilleri lehine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile çocukları ..., ..., ..., ..., ...'nın her biri için ayrı ayrı 8.000,00'er TL olmak üzere toplam 48.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle iş bu dava dosyasının Mahkememizde yargılaması devam eden asıl dava dosyamızla birleştirilmesine karar verilmiş olup, her iki dosyanın yargılamasına Mahkememizin asıl dosyası üzerinden devamla davanın neticelendirilmesi cihetine gidilmiştir. Davacı vekili raporlara karşı itiraz ederek Tıp Fakültesi Konseyinden rapor aldırılmasını talep etmiş, Mahkememizce dosyada mevcut Kocatepe SSGM, ATK İhtisas ve ATK 3. Üst Kurulu raporlarının uyumlu olması, murisin ölüm sebebinin kesin olarak tespit edilmiş olması ve ATK'nın meslek hastalıkları konusunda en yetkili mercii olması dikkate alınarak başkaca rapor aldırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. İddia, savunma, celbedilen belgeler, SGK kayıtları, Maluliyet raporları, ATK İhtisas ve ATK 3. Üst Kurul raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar murisinin ölüm olayının akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, en son aldırılan ATK Üçüncü Üst Kurulunun 17.09.2020 tarihli raporu ile de açıkca kişinin ölümünün akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin mevcut grafilerindeki bulgulara göre yıllar içinde progresyon gösteren ( q2/3 düzeyinde) pnömokonyoz meslek hastalığının bulunduğu, kişinin ölümünün meslek hastalığına bağlı olmadığına karar verildiği anlaşıldığından, ispat edilemeyen davaların (asıl ve birleşen dava) reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle Davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. -Mahkemece eksik inceleme sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, -SGK tarafından ölümün mesleki kabul edilmemesi, SSYSK'ya yapılan itiraz sonucunda ölümün meslek hastalığına bağlı olduğuna karar verilmesi ile çelişkinin giderilmesi için dosya mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiğini, Adli Tıp 1. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda kişinin yüksek derecede meslek hastalığı maluliyetine rağmen meslek hastalığının ölüme etkisi olup olmadığı yönünde hiçbir inceleme yapılmadan ölümün meslek hastalığına bağlı olmadığına karar verildiğini, -Raporda, hastanın ve hastalığın seyri kısaca özetlenmiş olmasına rağmen toplanan delillere göre 25 yıla yakın maden yeraltında çalışan 1991 yılında "mesleki ponomokonyoz+ mesleki solunum yetmezliği" sebebiyle % 33,58 oranında meslek hastalığına bağlı maluliyeti tespit edilen murisin 11.11.2004 tarihinde yapılan muayenesi neticesi " mesleki pnomokonyoz (ağır) + mesleki solunum bozukluğu " tanısıyla % 61,6 mesleki maluliyeti tespit edilmiş iken ve hastanın sonraki tüm hastane kayıtlarında pnomokonyoz hastası olduğu ve en son aşamada gelişen akciğer kanseri tanısıyla tedavi uygulandığı görüldüğü halde, akciğer kanserinin mesleki çalışma koşullarının ve sağlığında sürekli olarak tedavi gördüğü meslek hastalığının etkisi ile oluştuğu düşünülmesi gerekirken, mesleki çalışma şartlarına bağlı meslek hastalığının akciğer kanserinin oluşumuna etkisi olup olmadığı hususunda hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, -Oysa 2004 yılında % 61,6 oranında maluliyet tespiti yapılan ve yüksek düzeyde seyir eden ve ilerleme özelliği bulunan meslek hastalığının kanserin oluşumu ve ölüme mutlak surette etkisi olduğu şüphesiz olduğunu, % 61,6 oranında maluliyet gerektiren meslek hastalığının ölüme katkısı olmamasının mümkün olmadığını, kömür işçisi pnomokonyozunun akciğer kanserinin oluşmasında etkili rol oynadığı bilimsel olarak kabul edilmiş iken raporda bu hususun dikkate alınmamış olması raporu tıbbi açıdan şüpheye düşürdüğünü, -Esasen raporu düzenleyen kurulda bu konularda uzmanın bulunmaması ne kömür işçisi pnomokonyozunda ne de kanser konusunda uzmanın katılımı olmaksızın heyette bulunan uzmanların uzmanlık alanları dışında kalan bir konuda rapor düzenlemeleri sebebiyle bunun düşünülmemiş olması da anormal değil normal bir durum olduğunu, -Dava konusu olan olay maden yeraltı işyerlerinde çalışma şartlarından kaynaklı meslek hastalığı ve koplikasyonları sonucunda meydana gelen ölüm olmasına rağmen rapor düzenleyen kurulda bu olayla ilgili uzman bulunmadığını, heyette yer alan 3 adli tıp, 1 patoloji, 1 beyin ve sinir cerrahi ve 1 göğüs hastalıkları ve tüberküloz uzmanının dava konusu olan hastalık ve koplikasyonları ve muriste son dönem ortaya çıkan kanser teşhis ve tedavisi ile ilgili uzmanlıkları bulunmadığını, dolayısıyla kurul bu konuda kanaat belirtmeye ehil olmadığını, raporun ez azından akciğer kanseri konusunda uzman onkolog katılımı sağlanarak düzenlenmesi gerekirken hem meslek hastalıkları konusunda hem de akciğer kanseri konusunda uzmanlığı olmayan hekimlerce düzenlenen rapor murisin ölüm sebebi hakkında yeterli ve güvenilir olmadığını, -Raporun 5 .sayfasında yer alan 29. bendinde göğüs hastalıkları uzmanı tarafından murise ait akciğer grafilerinin incelenmesinde "obasitelerin birleşme eğiliminde olduğu" tespiti yapıldığını, bu durum dolayısıyla kurul bu konuda kanaat belirtmeye ehil olmadığını, raporun ez azından akciğer kanseri konusunda uzman onkolog katılımı sağlanarak düzenlenmesi gerekirken hem meslek hastalıkları konusunda hem de akciğer kanseri konusunda uzmanlığı olmayan hekimlerce düzenlenen rapor murisin ölüm sebebi hakkında yeterli ve güvenilir olmadığını, -Raporun 5 .sayfasında yer alan 29. bendinde göğüs hastalıkları uzmanı tarafından murise ait akciğer grafilerinin incelenmesinde "obasitelerin birleşme eğiliminde olduğu" tespiti yapılmıştır. bu durumda kömüre bağlı pnomokonyozun zaman içinde kansere neden olma ki bu madencilerde çok sık rastlanan bir durum olduğu halde ileri seviyede ve ilerleyici düzeyde olan % 61,6 oranında maluliyeti gerektiren meslek hastalığının kanserin oluşumunda ve sonuçta ölüme etkisinin olup olmadığının düşünülmemesi raporda bu durumun tartışılmamış olması sebebiyle raporun eksik olduğunu, -Rapora karşı 15.10.2019 tarihli itiraz dilekçemizde; SSYSK raporu ile Adli Tıp raporu arasında açık çelişki oluştuğundan, Adli Tıp Kurumu bünyesinde bu raporun düzenlenmesinde görüşlerini bildirmiş olan Göğüs Hastalıkları ve ... Uzmanı olan Uzm. Dr. ... 'den başka kömüre bağlı meslek hastalıkları ve özellikle pnomokonyoz hastalıkları konusunda uzman bulunmadığından çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi halinde başka uzman olmadığından yine aynı uzmanının katılımı ile düzenlenecek raporun hukuki açıdan çelişkiyi giderecek nitelikte olmayacağından dosyanın üniversite hastanesinden seçilecek kömüre bağlı meslek hastalıkları ve akciğer kanseri konusunda uzmanların katılımı ile oluşturulacak tıp fakültesi konseyinden rapor alınmak üzere tıp fakültesi ilgili ana bilim dalına gönderilmesi yönündeki taleplerine rağmen Mahkemece ısrarla Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınmasına karar verildiğini, -Adli Tıp 3. Üst Kurulu tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan Adli Tıp 3. Üst Kurulu Raporu da konunun uzmanları olmaksızın düzenlendiğini, kurulda yeraltı maden işletmeciliğinde oluşan meslek hastalıkları konusunda uzman göğüs hastalıkları uzmanı bulunmadan rapor düzenlendiğini, Kurul üyelerinin uzmanlık alanları yeraltı maden işyerlerinde oluşan meslek hastalıkları dışında olduğunu, o halde rapor uzman katılımı olmaksızın düzenlenmiş olmakla hükme elverişli olmadığını, Rapor dava konusu hastalık ve komplikasyonlara, murisin hastalık seyrine uygun olmayıp hukuki ve tıbbi açıdan yeterli olmadığını, -Buna rağmen rapora karşı itirazlarının Mahkemece reddi suretiyle adli tıp üst kurul raporu hükme esas alınarak kurulan hüküm müvekkillerinin adil yargılanma haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, -Adli Tıp Üst İhtisas Kurulu raporuna karşı sunduğumuz itiraz dilekçesi ekinde yer alan tıbbi makalelerde maden yeraltı işçiliği ile akciğer kanseri arasında doğrudan bağlantı olduğu açıkça kabul edildiğini, -Murisin sağlığında 2004 yılında tespit edilen en son maluliyeti % 61,6 oranında olduğunu, oldukça yüksek derecede maluliyeti gerektiren akciğer hastalığının zaman içinde kansere dönüşüm yaptığı bilimsel olarak kabul edilmişken, akciğer kanserinin sebepleri arasında maden yeraltı işyerindeki çalışma koşulları kabul edilmiş iken meslek hastalığının ölüme etkisinin olmaması mümkün olmadığını, -Murisin tüm tedavileri akciğer hastalıklarına bağlı olduğunu, yani maden işyerlerindeki galeri sürülmesi sırasında taş sürülmesine bağlı olarak taş tozunun sebebiyet verdiği hastalıkların yüksek derecede maluliyete sebebiyet vermiş olmasının zaman içinde ilerleyen hastalığın ölüme etki etmediğinin kabulü tıbbi gerçeklerle bağdaşmadığını, -Bu sebeplerle itirazlarına rağmen üst kurul raporuna göre davanın reddi usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Mahkemelerin adli tıp raporları ile bağlı olmadığını, mahkemelerin bilirkişi raporlarını serbestce takdir etmeleri gerekirken bu derece yüksek maluliyeti bulunan sigortalının ölümünün SSYSK tarafından mesleki kabul edilmiş olduğu halde dava konusunda uzman bulunmayan kurullarca verilen kararlara itibar edilmesi suretiyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin Yüksek Sağlık Şurasına başvurmalarını zorunlu tutan yasa hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiş olmakla mahkemelerin resmi bilirkişilere başvurmaya zorlanmasının Anayasaya aykırı olduğu saptandığını, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Yasası'nda Kuruma başvurma zorunluluğu bulunduğu ileri sürülmekte ise de Yasa'nın 16. maddesinde böyle bir şart, bir zorunluluk olmadığını, pek çok emsal Yargıtay İçtihadında Adli Tıp Kurumuna başvurmanın zorunlu olmadığına ilişkin kararlar verildiğini, bu kararlarda, Adli Tıp Kurumu raporlarının yetersiz bulunması durumunda, başka bilirkişi kurullarından rapor alınması öngörüldüğünü, Adli Tıp Kurumu dışında bilirkişi kurulları oluşturulması ya da Tıp Fakülteleri Kürsü Konseyinden görüş alınması yönünde kararlar bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu gibi Tıp Fakültelerinin Adli Tıp Anabilim Dalları da resmi nitelik taşıyan ve aynı görevi yapacak kurumlardan olduğunu, (m.268,f.2, c.1) -Bu durumda Adli Tıp Kurumu Üst İhtisas Kurulu kararına göre davanın reddi usul ve yasaya emsal kararlara aykırı olup müvekkillerinin adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, -Mahkeme harç ve masraflarının hatalı hüküm altına alındığını, Kurum lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, meslek hastalığına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.