3. Ceza Dairesi 2017/15464 E. , 2018/9908 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1) Kasten yaralama suçunun başkasının vücuduna kasten acı vermek veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebebiyet vermek amacı ile işlenebilecek bir suç olarak düzenlendiği nazara alındığında; adli raporda vücudunda "sağ dirsekte hafif bir sıyrık mevcuttur" şeklinde bir bul…
**3. Ceza Dairesi 2017/15464 E. , 2018/9908 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1) Kasten yaralama suçunun başkasının vücuduna kasten acı vermek veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebebiyet vermek amacı ile işlenebilecek bir suç olarak düzenlendiği nazara alındığında; adli raporda vücudunda "sağ dirsekte hafif bir sıyrık mevcuttur" şeklinde bir bulgu tariflenen mağdure ile sanığın beyanlarının; sanığın evden dışarı çıkmak isteyen mağdureyi kolundan tutup koltuğa oturttuğu yönünde birleştiği, hükme dayanak yapılan mağdurenin kolluk beyanında sanığın kendisini "sürüklediği" şeklindeki ifadesindeki eylemin ne şekilde vuku bulduğunun vuzuha kavuşturulmadığı, adli raporda vücutta yerde sürüklenmeye bağlı bir bulgu tarif edilmediğine göre bu eylemin yerde sürüklenme şeklinde vuku bulmamış olabileceği gözetildiğinde sanığın eyleminin tam olarak ne şekilde vuku bulduğu belirlenmeden ve kasten yaralama suçunun kasıt unsurunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm verilmesi, Kabule göre de; 2) Suç tarihinde sanık ile mağdurenin resmi evliliklerinin devam ettiği, sanığın kolluk beyanında; hakkında evden uzaklaştırma tedbir kararı olduğu için mağdure ile ikamet eden iki kızını alıp gezdirdikten sonra büyük olanı mağdureye bıraktığını, diğer kızını ise 06.12.2014 günü mağdurenin ikametine getirdiğinde eşi mağdurenin büyük kızını yalnız bırakarak evden ayrılmış olduğunu gördüğünü, onu telefonla eve çağırdığını ve aralarında bu sebeple tartışma çıktığını, duruşmadaki beyanında ise eşi mağdurenin cep telefonuna "..." olarak kayıtlı erkek olduğunu tahmin ettiği şahıstan bir çağrı geldiğini, bu şahsın kim olduğunu ve aralarında ne tür bir ilişki olduğunu eşine sorduğunu ve bu sebeple tartıştıklarını beyan ettiği nazara alındığında, her iki halin de haksız tahrik oluşturacak sebepler olarak değerlendirilmesi ve sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 3) Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.