Başvuru, terör tazminatı ödenmesi isteminin reddedilmesi ve Danıştay kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, terör tazminatı ödenmesi isteminin reddedilmesi ve Danıştay kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 10/2/2014 ve 6/3/2014 tarihlerinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur. Komisyonlarca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından 5/11/2018 tarihlerde konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3103 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının 2014/2014 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine; 2014/3103 numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına, incelemenin 2014/2014 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Cahit Tayfur ve Mehmet Tayfur kardeştirler. Başvurucular, birinci başvurucu Cahit Tayfur'un 17/6/1993 tarihinde terör örgütü mensupları tarafından kaçırıldığını, fidye karşılığı serbest bırakıldığını, bu olay akabinde terör örgütü üyeleri tarafından tehdit almaya devam ettiklerini ve bu nedenle yerleşim yerlerini terk etmek zorunda kaldıklarını beyan etmişlerdir.A. Birinci Başvurucu Cahit Tayfur Tarafından İzlenen Süreç Başvurucu, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle mal varlığına ulaşamaması nedeniyle uğradığı maddi zararın ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tazmini istemiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon, başvurucuya tazminat bedeli olarak 000 TL ödenmesine karar vermiştir. Komisyon kararı akabinde 17/7/2014 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen sulhname örneği başvurucu tarafından kabul edilmeyerek tazminat miktarının yetersiz olduğu iddiasıyla Komisyon kararının iptali için başvurucu tarafından Diyarbakır İdare Mahkemesinde iptal ve maddi tazminat istemli tam yargı davası açılmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesinin 31/3/2010 tarihli kararı ile dava reddedilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir: “...Batman Valiliğinin boşalan, kısmen boşalan ve boşalmayan köyler listesinin incelenmesinden, Kaletepe Köyünün ve İnanlı Mezrasının boşalan/boşaltılan köy ve mezralardan olmadığı, köy nüfusunun 1990 yılında 1230, 1997 yılında 725 olduğu, 1990-2000 yılları arasında köyde muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, köyde koruculuk sisteminin bulunmadığı anlaşıldığından, kısmen köyü terk edenler olmakla birlikte tamamen boşalmayan Kaletepe Köyü ve mezralarında, 5233 sayılı Yasa kapsamına giren dönemlerde normal yaşam düzeyini sağlayacak güvenlik ortamının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Öte yandan, genel olarak güvenlik kaygısı oluşturmamakla birlikte münferit olarak gerçekleşen ve doğrudan belli bir kimseyi hedef alan terör olayları sebebiyle meydana gelen zararların karşılanması 5233 sayılı Yasa gereği olması yanında, bu tür bir olaya maruz kalan kişinin o yeri terk etmesinde haklılık bulunduğunun kabulüyle bu terk dolayısıyla malvarlığına ulaşamamadan kaynaklanan zararının da 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini gerekmektedir.Uyuşmazlık bu yönüyle ele alındığında öncelikle, davacının teröristler tarafından kaçırıldığı ve fidye ödeyerek serbest kaldığı iddiasının tereddüde yer vermeyecek şekilde bilgi ve belgelerle doğrulanması gerekmektedir. Buna ilişkin olarak davacı tarafından sunulan belgelerin incelenmesinden; Kozluk Jandarma Komutanlığının 1993 tarihli yazısı ile davacının tütün ortağının karısına tecavüz olayı nedeniyle teröristler tarafından kaçırılması ve fidye ödeyerek serbest kalması sonucu köyü terk ettiği için maddi sıkıntı çektiğinin Kozluk Kaymakamlığının bilgisine sunulduğu, Kozluk Kaymakamlığının 1993 tarihli yazısında ise yine aynı olaydan bahisle DSİ Bölge Müdürlüğünden kamulaştırma bedelinin ödenmesinde davacıya yardımcı olunmasının istenildiği, son olarak Kaletepe Köyü Muhtarı ... imzasıyla davacının teröristlerce kaçırılıp serbest kaldıktan sonra köyü terk ettiğinin beyan edildiği görülmüştür. Ayrıca, davacının başvurusu üzerine 2005 tarihinde İnanlı Mezrasında Jandarma tarafından yapılan araştırma sonucu düzenlenen tutanakta davacının teröristlerce kaçırıldığı mezra halkından iki kişi tarafından beyan edildiği görülmüş ise de, söz konusu belgeler Mahkememizce kanaat oluşturmaya yeterli görülmediğinden, ara kararıyla Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığından davacının kaçırılma olayına ilişkin yazının dayanağı ile bu kapsamda herhangi bir tahkikat yapılıp yapılmadığı, tutanak tutulup tutulmadığı sorulmuş, alınan cevap yazısında arşiv kayıtlarında buna dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı, mezra halkından ifadesine başvurulanların o dönemde böyle bir olay duymadıkları yönünde beyanda bulunduklarıbildirilmiş, DSİ Bölge Müdürlüğünün cevap yazısında ise davacı adına kayıtlı taşınmazların kamulaştırılmadığı belirtilmiştir.Bu durumda, davacının ikamet ettiği Kaletepe Köyü ile İnanlı Mezrasının tamamen boşalan köy ve mezralardan olmadığı, davacının teröristlerce kaçırılıp fidye karşılığı serbest kaldığı iddiasının somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı dikkate alındığında, davacının malvarlığına ulaşamama ve fidye tutarı nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararının 5233 sayılı Yasa kapsamında karşılanmasına olanak bulunmamaktadır...” Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 26/4/2013 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek onanma kararı verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 26/11/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvurucu vekiline 15/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 10/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. B. Başvurucu Mehmet Tayfur Tarafından İzlenenSüreç Başvurucu 12/7/2005 tarihinde 679 ve 1057 parsel numaralı taşınmazlarını kullanamadığı iddiasıyla 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Komisyona başvurmuştur. Komisyon 7/4/2008 tarihli ve 2008/2-1487 sayılı kararında 1057 parsel numaralı taşınmazla ilgili başvurucuya tazminat bedeli olarak 000 TL ödenmesine karar vermiştir. Komisyon kararı akabinde davet yazısı ile birlikte gönderilen sulhname örneği başvurucu tarafından kabul edilmiş ve ilgili idare ile sulhname imzalanmıştır. Başvurucu 7/12/2009 tarihinde Komisyona dilekçe sunarak 679 parsel numaralı taşınmazı hakkında yapmış olduğu başvurunun hangi aşamada olduğunu, başvurusu hakkında karar verilip verilmediğini öğrenmek istediğini beyan etmiştir. Komisyonun 15/12/2009 tarihli ve 2009/561 sayılı kararında başvurucunun başvurusunun daha önce görüşülerek karara bağlandığı ve başvurucuya ödeme yapıldığı, ilk defa ibraz edilen tapunun yeni bir başvuru olarak değerlendirildiği, başvuru süresinin 31/5/2008 tarihi itibarıyla dolduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. 7/12/2009 tarihli dilekçesinin (bkz. § 21) Komisyonca hatalı değerlendirilerek yeni bir başvuru şeklinde algılandığı iddiasıyla başvurucu tarafından Diyarbakır İdare Mahkemesinde Komisyon kararının iptali davası ve maddi tazminat istemli tam yargı davası açılmıştır. Batman İdare Mahkemesinin 28/3/2012 tarihli kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın incelenmesinde, başvurucunun daha önceki başvurusu üzerine 5233 sayılı Kanun uyarınca tazmini gereken zararları tespit edilerek davalı idare ve başvurucu arasında anlaşma sağlanıp sulhname imzalanmak suretiyle karşılıklı olarak uzlaşmaya varıldığı, bu durumda ayni ve nakdi tüm zararlarının karşılandığı kabul ve taahhüt edilerek sulhname imzalandıktan, başvuru süresi dolduktan sonra bazı taşınmazların değerlendirilmeye alınmadığı iddiasıyla yapılan tazminat talebinin karşılanmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesine dayanıldığı tespit edilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 21/9/2012 tarihli kararı ile 679 parsel numaralı taşınmaz hakkında da karar vermiştir. Danıştay kararında başvurucunun Batman ili, Kozluk ilçesi, Kaletepe köyü, İnanlı mezrasında bulunan 679 ve 1057 parsel numaralı iki ayrı taşınmazının bulunduğu, bu iki taşınmazına ilişkin zararlarının tazmini için 12/7/2005 tarihinde iki ayrı başvuru yapıldığı, 5502 ve 5500 sayılı iki müracaat dosyasının açıldığının açık olduğu, 5502 sayılı dosyanın 1057 parsel numaralı taşınmaza ilişkin olduğu, bu dosya kapsamında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu 000 TL zarar tespit edilerek sulhname imzalandığı belirtilmiştir. Diğer dosya olan 5500 sayılı dosyanın ise 679 parsel numaralı taşınmaza ilişkin olmasına karşın bu dosyanın ayrıca değerlendirilmediğinin anlaşıldığı, fakat Dairenin esasına kayıtlı diğer dosyaların incelenmesinden Kaletepe köyü, İnanlı mezrasının terör olayları veya terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılmadığı anlaşıldığından anılan parselle ilgili oluştuğu ileri sürülen zararın tazmininin mümkün olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararı, sonucu itibarıyla yerinde görülmüş ve kararın onanmasına hükmedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 23/10/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvurucu vekiline 20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 6/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. 5233 sayılı Kanun’un , , , , ve maddeleri, 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) maddesi.