Başvuru, baro levhasına yazılmaya ilişkin tesis edilen işlemin yürütmesinin durdurulmasından kaynaklanan zararlar nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, baro levhasına yazılmaya ilişkin tesis edilen işlemin yürütmesinin durdurulmasından kaynaklanan zararlar nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, hâkim olarak görev yaptığı sırada Hâkimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) 16/7/2016 tarihli kararıyla görevden uzaklaştırılmıştır. Akabinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında ceza soruşturması başlatılmıştır. HSK, 11/10/2016 tarihinde başvurucu hakkındaki uzaklaştırma kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Görevine dönen başvurucu, kendi isteği ile 15/3/2017 tarihinde emekli olmuştur. Başvurucunun baro levhasına avukat olarak yazılma talebi Adana Barosu ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından kabul edilmiştir. Bu yönde verilen karar Adalet Bakanlığı (Bakanlık) tarafından uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere TBB'ye geri gönderilmiştir. Bakanlık, başvurucu hakkında devam eden ceza soruşturması olduğunu ve baro levhasına yazılma talebinin soruşturma sonuna kadar reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. TBB, önceki kararında ısrar ederek soruşturma altında olmanın avukatlığa engel bir hâl teşkil etmediği gerekçesiyle başvurucunun baro levhasına yazılmasına karar vermiştir. Bakanlık, başvurucunun baro levhasına yeniden yazılmasına ilişkin TBB kararının kesinleşmesi üzerine Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde, soruşturma altında olan başvurucunun baro levhasına yazılması yönünde tesis edilen işlemin 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesi kapsamında hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Başvurucu, iptal davasında davalı TBB yanında müdahil olarak yer almıştır. İdare Mahkemesi, 9/11/2017 tarihinde başvurucunun baro levhasına yazılma talebinin kabulüne ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Kararda; devam eden ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiği, işlemin hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde telafisi güç zararların doğabileceği belirtilmiştir. İdare Mahkemesi, 27/2/2018 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, karar tarihi itibarıyla başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olsa da işlemin tesis edildiği tarihte ceza soruşturmasının bulunması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi, istinaf talebinin kabulüne ve davanın reddine 7/9/2018 tarihinde kesin şekilde karar vermiştir. Kararda, başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesiyle ortaya çıkan yeni hukuki durumun tesis edilen işlemi hukuka uygun hâle getirdiği belirtilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 30/11/2018 tarihinde öğrendikten sonra 25/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.