Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulüne ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile gerekçeli karar hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) olduğunu değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanmaya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Yargı organları birçok kararda FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğunu kabul etmiştir. Yargı organları kararlarında ayrıca FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi birçok özelliğinin bulunduğunu, bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve karmaşık bir yapı olduğunu ortaya koymuştur (FETÖ/PDY'nin genel özellikleri için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; yargı organlarındaki örgütlenme biçimi için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 22; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 11).B. ByLock Programına İlişkin Açıklamalar FETÖ/PDY'nin örgütsel haberleşme için oluşturduğu ve örgüt mensuplarınca kullanılan iletişim yöntemlerinden birinin ByLock uygulaması olduğu özellikle darbe teşebbüsünden sonra örgütle bağlantılı soruşturma ve kovuşturmalarda tespit edilmiştir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 23). ByLock haberleşme programıyla ilgili kavramsal açıklamalara, programın tespitine, program verilerinin adli makamlara ulaştırılmasına, adli sürece, programın yüklenmesine, iletişimde kullanılmasına, genel ve örgütsel özelliklerine, yaygın uygulamalardan ayrılan yönlerine, ByLock verilerinin niteliği, anlamlandırılması ve kişilerle eşleştirilmesine ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına Ferhat Kara kararında yer verilmiştir (Ferhat Kara, §§ 23-67). Başvurucuya İlişkin Süreç Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1993 doğumlu olup bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte İzmir'de ikamet etmekte ve beyanına göre nakliye işçisi olarak çalışmaktadır. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 3/4/2018 tarihinde yapılan rutin kontroller sırasında başvurucu durdurulmuş ve kimlik bilgileri üzerinde yapılan sorgulamada ByLock programı kullanıcıları arasında yer aldığına dair tespitte bulunulması üzerine FETÖ/PDY üyesi olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştır. Durum İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) bildirilerek alınan talimatlar doğrultusunda kolluk tarafından başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatına dair yapılan araştırma sonucunda düzenlenen fezlekede başvurucu hakkında yer verilen tespitler şu şekildedir: i. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı dosyasında yürütülen soruşturma ile ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca (EGM-KOM Daire Başkanlığı) yapılan ByLock tespitlerinde, başvurucu adına kayıtlı iki ayrı GSM hattı üzerinden biri 10/8/2014, diğeri de 12/8/2014 tarihinden itibaren olmak üzere ByLock programının kullanıldığının tespit edildiği belirtilmiştir. ii. Bu tespitle ilgili olarak anılan GSM numaralarına tanımlanan internet protokol (IP) numaraları ile ByLock sunucusuna ait olduğu belirlenen IP adresleri arasındaki bağlantıları gösteren CGNAT (HIS) kayıtları temin edilmiştir. Anılan kayıtlarda; ..73 numaralı GSM hattına tanımlanan IP numaraları ile ByLock sunucusuna ait 137 numaralı IP adresi arasında ilk kez 12/8/2014, son kez de 24/10/2014 tarihleri arasında toplam 91 kez; ..47 numaralı GSM hattına tanımlanan IP numaraları ile ByLock sunucusuna ait aynı numaralı IP adresi arasında ilk kez 10/9/2014, son kez de 16/10/2014 tarihleri arasında toplam 62 kez ByLock IP bağlantısı yapıldığı tespit edilmiştir. iii. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/37666 sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada 72 kişi adına kayıtlı 336 GSM numarasına ait HTS kayıtlarına göre FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticilerinden olduğu iddia edilen A.K. adlı kişiyle başvurucu arasında 2/7/2014 ve 3/7/2014 tarihlerinde iki kez görüşme kaydı bulunduğu tespit edilmiştir. iv. Sosyal medya paylaşım sitelerinde yapılan araştırmada, başvurucunun kendi kullanımındaki Twitter hesabı üzerinden FETÖ/PDY'yi övme niteliği taşıyan paylaşımlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun 5/4/2018 tarihinde kollukta müdafii de hazır bulunmasıyla alınan ifadesinde;i. 2010 ila 2015 yılları arasında İzmir ilinin Bayraklı ilçesinde oturduğunu, 2015 ila 2017 yılları arasında yüksekokul öğrenimi için Manisa'da kaldıktan sonra 2017 yılının Eylül ayından itibaren yakalandığı tarihe kadar yeniden Bayraklı'da ikamet ettiğini savunmuştur. ii. Yaklaşık iki yıldır kendi adına kayıtlı ..77 numaralı GSM hattını kullandığını, başka bir hat kullanmadığını ve bu hattan önce kullandığı diğer numaraları hatırlamadığını söylemiştir. iii. ByLock ya da başka bir iletişim programını yüklemediğini ve kullanmadığını savunan başvurucu, kendi adına kayıtlı ..47 ile ..73 numaralı GSM hatları üzerinden yapılan ByLock tespitleri sorulduğunda her ne kadar ByLock programını yüklemediğini söylemişse de ByLock programını telefonuna yüklediğini, kayıtlarda belirtilen tespit tarihlerinde iki ayrı GSM hattının takılı olduğu iki ayrı telefonuna da ByLock yüklediğini ancak bu programı hiç kullanmadığını ve program üzerinden görüşmediğini, ByLock programını telefonlarına nasıl yüklediğini hatırlamadığını savunmuştur.iv. Kendisiyle HTS kaydı tespit edilen A.K. adlı kişiyi tanımadığını ve böyle bir görüşme yaptığını hatırlamadığını söylemiştir.v. Başvurucuya FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalara dair haberlerle ilgili 23 ayrı yorumun Twitter hesabı üzerinden retweet edilerek paylaşılması sorulduğunda, anılan Twitter hesabının kendisine ait olduğunu ve paylaşımları kendisinin yaptığını, anılan haberlerin ve bunlara dair yorumların gerçek olup olmadığını araştırmaksızın sadece paylaşımda bulunduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu atılı suçtan tutuklanması istemiyle sevk edildiği İzmir Sulh Ceza Hâkimliğince 6/4/2018 tarihinde yapılan sorgusunda; kollukta alınan ifadesini tekrar ettiğini, ByLock programının telefonuna kim tarafından yüklendiğini hatırlamadığını ve bu programı kullanmadığını, HTS kaydında adı geçen ve görüştüğü tespit edilen kişiyi tanımadığını, sosyal medyada başkalarının yaptığı paylaşımları retweet etmek suretiyle kendisinin de paylaştığını savunmuştur. Başvurucu sorgusunun ardından tutuklanmıştır. Soruşturmanın tamamlanması üzerine Başsavcılık başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 19/4/2018 tarihinde iddianame düzenlemiştir. Anılan iddianamede, başvurucunun iki ayrı GSM hattı üzerinden ByLock programını kullandığı ve FETÖ/PDY mensuplarına yönelik yürütülen soruşturmalar nedeniyle kişilerin mağdur edildiklerine dair sosyal medya paylaşımlarında bulunduğu iddia edilmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamada 4/5/2018 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda verilen ara karar uyarınca, çözümlenmiş olması hâlinde başvurucu hakkındaki ByLock tespitine konu görüşme içeriklerinin Mahkemeye gönderilmesi hususunda Başsavcılıktan talepte bulunulmuştur. Ancak Başsavcılıktan gönderilen 9/5/2018 tarihli yazıda başvurucu hakkında ByLock görüşme içeriklerinin henüz çözümlenemediği belirtilmiştir. Yargılamanın 12/7/2018 tarihli ilk celsesinde sorgusu yapılan başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir: "Bylock kullanıcısı olduğum iddiası[nı ...] sorduklarında kesinlikle indirmediğimi ve kullanmadığımı söyledim. Ancak avukatım cezaevinde beni ziyaret ettiğinde, ifademi indirdim ama kullanmadım şeklinde yazıldığını söyledi. Onun da şundan kaynaklandığını düşünüyorum. Polis memurları bana ısrarla kullanmışsın işte listede ismin var diye söylenmeye başladı. Ben de bunu kendilerine kesinlikle indirmediğimi ve kullanmadığımı ancak playstore de indirilebilen programlar arasında karşıma çıktı ise belki indirmiş olabilirim ama kesinlikle kullanmadım, dedim. İndirdiğimi de hatırlamıyorum, onlar bu derece baskı yapınca ben de acaba popüler program arasında indirmiş miyimdir diye düşündüm, çünkü genellikle oradan programları indiriyorum, ancak avukatımdan öğrendiğim kadarı ile bu program zaten flash disk ile yükleniyormuş, kullanmak için de bir başka kullanıcının şifresi felan gerekiyormuş, benim telefonuma flash ile ne bir program yüklendi ne de kimse bana şifre girdi, bylock iddiasını kabul etmiyorum, listeye nasıl girdim bilmiyorum. Sosyal medya hesabında yaptığım paylaşımlarla ilgili suçlanıyorum, sosyal medyada çocukların cezaevinde olduğuna ilişkin paylaşımları [...] milletvekili [S.T.nin] paylaşımlarından gördüm, sürekli bu tür paylaşımlar yapıyordu, ben de çocuklar cezaevine girdi için üzüldüğümden paylaşımları [Retweetliyordum]. Hiç bir şekilde örgüt üyesi kastı ile bu paylaşımları beğenmedim. Zaten kendime ait hiçbir paylaşımım yoktur. Hepsi başkasınındır. [...] milletvekili bunları paylaşınca bir sıkıntı olmadığını düşündüm. Hatta daha sonra paylaşımların bir çoğunun yalan olduğunu yine başka bir sosyal medya kullanıcısından öğrendim. Twitter şifremi unuttuğum için silemedim. Bu paylaşımların gerçek yüzünü bilmeden paylaştığım için pişmanım. Örgüt üyeliği kastı ile yapmış olduğum bir paylaşım bulunmamaktadır.... [Mahkeme Başkanı tarafından başvurucuya ByLock tespitine ilişkin kollukta verdiği ifadesi okunduğunda:] Yüklediğimi hatırlamıyorum, emniyette de söylemiştim memur beye yüklemedim ama sürekli playstore de popüler programlar çıkıyor belki indirmiş olabilirim diye dedim ama, polis memuru bey indirdiğimi yazmış yani ben kabul etmiyorum, kesinlikle indirmedim ve kullanmadım." Aynı celsede söz alan başvurucu müdafii, başvurucunun sorguda ileri sürdüğü savunmalarını tekrar ettikten sonra, başvurucu hakkında ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın düzenlenemediğini, Yargıtay içtihatları doğrultusunda CGNAT kayıtlarının yalnızca üst veri olarak kabul edilebileceğini ve başvurucunun ByLock programını kullanmadığını beyan etmiştir. Celsede başvurucuya ByLock tespitine konu GSM hatlarına ilişkin CGNAT kayıtları okunduğunda, her iki hattın kendisine ait olduğunu ve bu hatları tespit tarihlerinde kendisinin kullandığını ifade etmiştir. Yargılamanın 3/8/2018 tarihli son celsesinde başvurucu önceki celsede ileri sürdüğü savunmalarını tekrar etmiş, başvurucu müdafii de somut olayda ByLock programının indirildiği kabul edilse dahi örgüt üyeliği suçu açısından delil olarak değerlendirilebilmesi için bu programın örgütsel amaçla kullanıldığının tespit edilmesi gerektiğine dair Yargıtay kararları olduğundan bahisle başvurucunun aşamalardaki beyanlarında bu programı kullanmadığına dair savunmalarına vurgu yapmış, dolayısıyla başvurucunun ByLock programını kullandığının ispat edilemediğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Mahkemenin 3/8/2018 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde, başlangıçta terör kavramının hukukumuzdaki yeri açıklanmış; sonrasında hem FETÖ/PDY'nin kuruluşu, amaçları ve yapılanmasıyla ilgili olarak hem de ByLock iletişim programına, bu programa dair verilerin hukuka uygun delil olduğuna, programın örgütün kullanımına sunulan ve örgütsel amaçlarla kullanılan bir program olduğuna dair açıklamalara yer verilmiştir. Mahkûmiyete gerekçe olarak başvurucu hakkındaki şu tespitlere yer verilmiştir: "Dosyada mevcut CGNAT kayıtlarına göre sanığın ..47 GSM nolu hat üzerinden, 10/09/2014 - 16/10/2014 tarihleri arasında 62 kez, ..73 GSM nolu hat üzerinden de 12/08/2014 - 24/10/2014 tarihleri arasında 91 kez ByLock serverlerine internet erişimi sağladığının tesbit edilmiş olmasına göre isnat edilen suç açısından yukarıda delil değeri izah edilen ByLock isimli özel olarak üretilerek örgüt üyelerinin kullanımına sunulmuş iletişim programını kullanarak diğer örgüt üyeleri ile örgüt üyeliği kapsamında örgüt faaliyetleriyle ilgili gizli görüşmeler yaptığının belirlendiği anlaşılmıştır. .....47 ve ..73 GSM nolu numaralı hatların sanık adına kayıtlı olduğu ve sanığın kendi kullanımında bulunduğu sanığın soruşturma aşamasındaki beyanlardan anlaşılmış olup sanığın ByLock isimli programı iki ayrı cep telefonuna yüklediğine dair soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki tevilli ikrarına dayanan beyanı nazara alındığında; ... sanığın belirtilen numaralar ve program üzerinden ByLock serverlarına internet erişimi sağladığı, sanığın örgütün gizli yapısından haberdar olduğu, bu haliyle sanığın örgüte ait bir haberleşme ağına örgütsel amaçla bağlantı kurmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ayrıca sanığın ByLock haberleşme programı kullanıyor oluşu nedeniyle aktif olarak bu yapı içerisinde bulunduğunu ve konumunu ortaya koyduğu, sanığın örgüt üyeliği kapsamında diğer kullanıcı örgüt üyeleri ile gizlice iletişim kurduğu kanaatine varılmıştır.Sanığın söz konusu iki ayrı hatta iki ayrı telefona bu programı yüklediğine dair soruşturma aşamasında Emniyet Müdürlüğü'ndeki beyanının yine dosyada mevcut KOM Daire Başkanlığı'nın 04/04/2018 tarihli ByLock Sorgu sonucu ile birebir örtüştüğü, sanığın kendisinin kullanımında bulunan ..47 ve ..73 GSM nolu numaralı hatlar ile yine sanığa ait olduğu anlaşılan ..8 imei numaralı cihaz üzerinden 10/09/2014 tarihinde, ..7 imei 12/08/2014 tarihinden itibaren ByLock programını yüklediği tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmiştir....Sanık ısrarlı bir şekilde söz konusu programı iki ayrı hat üzerinden iki ayrı telefonuna yüklediğini ancak kullanmadığını savunmuş ise de, savunmasını destekleyen bir argüman sunmadığı, sanığın kullanmadığı bir programı iki ayrı telefona ve iki ayrı hat üzerinden yüklemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, sanığın bu programı cep telefonlarına yüklemesindeki gayesini de makul bir şekilde izah edemediği hususu da gözetildiğinde, sanığın Bylock tespit edilen telefon numaralarının bizzat kullandığına yönelik beyanları da nazara alındığında, ByLock program tespitine dair CGNAT kayıtlarının ve KOM Daire Başkanlığı'nın yazılarını hukuken geçersiz kılacak bir durum bulunmadığı, ortada istihbari bir verinin değil bizzat sanık tarafından yapılan iletişimin bulunduğu diğer bir anlatımla kullanıma ilişkin tespitin somut veri niteliğinde olduğu anlaşılmış olup, sanığın örgüt içi gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullandığı kanaatine varılmıştır. Sanık ile aynı düzeyde bulunabilecek sıradan bir vatandaştan iletişim için doğrudan telefon hattını ya da yaygın olan diğer mobil uygulamaları kullanması beklenirken, sanığın ByLock uygulamasını kurup kullanmasının da olağan olmadığı ve örgüt üyeliği için somut bir delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır.ByLock uygulamasını kullandığının teknik verilerle tespit edilmesinin gerektiği ve bu nedenle sanığın üzerine kayıtlı olan ve kendisinin kullandığını beyan ettiği hatlar ile CGNAT kayıtları itibariyle (sanığın tevilli ikrarları da nazara alınarak) sanık tarafından bu programın kullanılmasının terör örgütü üyeliği için yeterli delil teşkil ettiği anlaşılmış örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programını yüklediği ve server bağlantı sayısına göre etkin olarak kullandığı, Keza Bylock programının örgütle bağlantısı olmayan hiç kimse tarafından kullanılmadığı gibi adının dahi duyulmadığı, bu program kullanıcılarının sadece örgüt üyeleri ile bağlantı kurdukları, normal eş, dost, akraba gibi kişiler ile herhangi bir görüşme yapmadıkları, dolayısıyla dosyada mevcut delillere göre ByLock adlı haberleşme programını bilerek yükleyip kullandığı tespit edilen sanığın, ceza tehdidi altında suçlamadan kaçınmaya yönelik olduğu değerlendirilen inkara yönelik savunmasındaki beyanlarına itibar edilmeyerek, sanığın kendisi tarafından kabul edilen sosyal medya üzerinden belirtilen örgütü destekleyen paylaşımları itibariyle de dosyada mevcut olup yukarıda belirtilen diğer deliller ve örgütün yapısı işleyişi ve isnat edilen suçun sübut kriterlerine ilişkin yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın yukarıda kuruluşu, yapısı ve örgütlenmesi açıkça anlatılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün üyesi olduğunun kabul edilmesinin gerektiği" Başvurucu, sosyal medya paylaşımlarının örgütsel amaçla yapılmadığını, ByLock programını kullandığını kabul etmemesine rağmen ve Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde user-ID tespiti yapılmaksızın bu programı kullandığının kabul edildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince (Daire) 1/3/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir. Gerekçeli kararda, ByLock programını kullandığını kabul etmeyen başvurucu yönünden Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın gönderilmesi beklenilmeden eksik soruşturma ile karar verildiği ancak başvurucunun soruşturma evresinde müdafii huzurunda verdiği ifadesinde telefonuna Bylock yüklediğini ikrar etmiş olmasının ve Mahkemece hükme esas alınan diğer delillerin mahkûmiyet hükmü kurulması için yeterli olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Bu sırada, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca Mahkemeye gönderilen 11/3/2019 tarihli yazı ile 28/9/2016 tarihinde Demirci-Selendi yol ayrımı Parsamaz mevkiindeki boş arazide FETÖ/PDY'e iltisaklı yayın evlerine ait kitapların bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ve bu yayınlar üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde başvurucuya ait parmak izinin de tespit edildiği belirtilerek bu hususun başvurucu açısından değerlendirilmesi için Mahkemeye bildirimde bulunulmuştur. Başvurucu, -diğer itirazlarının yanı sıra- ByLock programını kullanmadığını her aşamada ileri sürdüğünü ve bu programı kullandığına dair değerlendirmenin programın indirildiğine dair kabule dayandırılarak istinaf başvurusunun esastan reddedildiği gerekçesiyle Daire kararını temyiz etmiştir. Diğer yandan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı da başvurucunun örgüt içi haberleşme yaptığının tespiti için user-ID ve buna bağlı verileri içeren ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın getirtilmesi gerektiği, dolayısıyla somut olayda salt ByLock CBS Sorgu Sonucu ve CGNAT kayıtlarından hareketle başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle Daire kararını temyiz etmiştir. Yargıtay, Mahkemenin 3/8/2018 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararını onamıştır. Anılan kararda, tüm dosya kapsamı ve başvurucunun aşamalardaki ifadesinde yer alan kabulü gözetilerek ByLock kullanıcısı olduğu bildirilen ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın dosyaya gelmesi beklenilmeden karar verilmesinin sonuca etkili bulunmadığı açıklamasına yer verilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Ferhat Kara, §§ 83- (Kapatılan) Yargıtay Ceza Dairesinin 28/6/2018 tarihli ve E.2018/1279, K.2018/2142 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip değerlendirilerek duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, EGM KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz By[L]ock CBS sorgu tutanağına dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması... [bozmayı gerektirmiştir.]" (Kapatılan) Yargıtay Ceza Dairesinin 11/2/2019 tarihli ve E.2018/5762, K.2019/749 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Bylock programını telefonuna indirdiğini fakat kullanmadan sildiğini savunan sanığın, [B]ylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, [B]ylock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip değerlendirilerek CMK’nın maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması [kanuna aykırıdır.]" (Kapatılan) Yargıtay Ceza Dairesinin 21/12/2020 tarihli ve E.2019/9949, K.2020/6593 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Sanığın aşamalardaki beyanlarında 'ByLock programını cep telefonuna yüklediğini, bir hafta on gün müddetçe telefonunda yüklü olarak kaldığını, ancak şifre istediğinden dolayı programa giremediğini ve aktive edemediğinden dolayı programı sildiğini' ifade etmesi karşısında;1-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; 'ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı'nın kabul edildiği gözetilmekle,ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun vasfının ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilmesi [gerekmektedir.]" Yargıtay Ceza Dairesinin 22/9/2021 tarihli ve E.2021/1987, K.2021/8892 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair ayrıntılı ByLock tespit değerlendirme tutanağı beklenmeden hüküm kurulması, sanığın 2016 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde ByLock programını yükleyip kullandığına dair ikrarı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sonuca etkili görülmemiştir." Yargıtay Ceza Dairesinin 20/10/2021 tarihli ve E.2021/2080, K.2021/9667 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu veya vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, tespit ve değerlendirme raporunun temin edilememesi halinde sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HIS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde alanında uzman bağımsız bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmasında zorunluluk bulunması [bozmayı gerektirmiştir.]" Yargıtay Ceza Dairesinin 24/1/2022 tarihli ve E.2021/17331, K.2022/437 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"ByLock'u indirdiğini ancak kullanmadığını beyan eden sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, istinaf aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağını[n] ... CMK’nın maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak ... karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu [bozmayı gerektirmiştir.]" Yargıtay Ceza Dairesinin 13/4/2022 tarihli ve E.2022/3560, K.2022/2019 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"ByLock uygulaması programını indirmek, mesajlaşmak/haberleşmek için yeterli değildir. Öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik) numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerekmektedir. Karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkanı bulunmamaktadır.ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebilmektedir. Bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi, kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterlidir. Haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgilerdir.ByLock kullanıcı tespitleri ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden tespit edilebilmektedir. ByLock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların User-ID (Kullanıcı No) tespiti yapılabilmekte ve mesaj içeriklerinin çözümü gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle ByLock tespit değerlendirme tutanağında yer alan User-ID (Kullanıcı No), şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespiti bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatların ortaya konulması sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemlidir.ByLock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan CGNAT (HIS) kayıtları bir çeşit üst veridir. CGNAT kayıtları özet veri olması nedeniyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermez. Kişiler iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmiş olabilirler. Nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirildikleri saptanan 480 kişinin tamamının CGNAT kayıtlarının olduğu ve tespit edilen CGNAT kayıtlarına göre ByLock uygulamasının IP’lerine bağlantıya yönlendirildikleri belirtilmektedir.Kişinin User-ID ve şifrelerinin belirlenememesi ve fakat CGNAT kayıtlarıyla ByLock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğu ancak henüz User-ID ve şifresinin tespit edilemediği anlaşılabileceği gibi ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle (Morbeyin vb.) yönlendirilmiş olabileceği sonucuna da ulaşılabilir.Bu nedenle ancak operatör kayıtları ve User-ID eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının, User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanması zorunludur."