11. Ceza Dairesi 2011/2438 E. , 2013/3942 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar. Sanığın yokluğunda verilen 06.05.2010 günlü hükmün tebliğinin sanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu adrese usulüne uygun tespit edilmiş ise de sanığın savunmasında yeni bildirdiği adrese tebliğ edilmemesi nedeniyle yapılan…
**11. Ceza Dairesi 2011/2438 E. , 2013/3942 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar. Sanığın yokluğunda verilen 06.05.2010 günlü hükmün tebliğinin sanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu adrese usulüne uygun tespit edilmiş ise de sanığın savunmasında yeni bildirdiği adrese tebliğ edilmemesi nedeniyle yapılan tebligat geçersiz olduğu anlaşıldığından sanık müdafinin 14.10.2010 tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş eski hale getirme ile temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiği; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan aynı mahkemenin 14.10.2010 günlü ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede gereği görüşüldü: Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı TCK'nun 204/1 (765 sayılı TCK'nun 342/1). maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu ve anılan suça ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin iddianamenin düzenlendiği 29.04.2008 tarihi itibariyle asliye ceza mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Sanığın aşamalı savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, kendisinin pazarlama şirketinin sahibi olduğunu, yanında çalışan elemanların pazarlama işini yaptıklarını, katılanın yerine eşinin imza atmış olabileceğini, satışı gerçekleştiren elemanların isimlerinin satış sözleşmesinde mevcut olduğunu, mal satılmadan sözleşme ve senedin imzalanmayacağını beyan etmesi, katılanın ise satış sözleşmesine konu tencerelerin halen evde olduğunu ifade etmesi ve 09.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda senette bulunan borçlu imzaları ile katılanın mukayese imzaları arasında genel yapı ve imza yolu yönünden benzerlikler bulunmakla birlikte senet üzerindeki borçlu imzalarının katılanın ve sanığın eli ürünü olmdığının belirtilmesi karşısında her türlü kuşkunun giderilmesi amacıyla, satış işlemine muhatap olan katılanın eşi ile satışı gerçekleştiren şirket çalışanlarının kim/kimler olduğu belirlenerek olaya ilişkin bilgi ve görgüleri tespit edilip, aynı zamanda anılan şahısların temin edilecek mukayese yazı ve imza örnekleri ile suça konu senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra somut olayda 765 sayılı TCK'nun 347. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı da tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,