14. Hukuk Dairesi 2016/458 E. , 2018/5324 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.08.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.09.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya…
**14. Hukuk Dairesi 2016/458 E. , 2018/5324 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.08.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.09.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Dava, suya elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmazdaki ağaçlarını komşu taşınmazdan çıkan kaynak suyu ile suladığını, bu kullanım şeklinin ise müvekkilinin babası tarafından oluşturulduğunu; ancak, davalı kooperatifin kaynak suyuna el attığı gibi ayrıca kaymakamlığa müracaat ederek aldığı karar neticesinde müvekkiline ait sulama tesislerini de yıktırdığını ileri sürerek, suya vaki müdahalenin önlenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; ... Belediye Meclisinin 06.07.2009 tarihli Kararı ve bu karar uyarınca belediye ile müvekkili kooperatif arasında imzalanan 03.02.2010 tarihli protokol ile dava konusu suyun da dahil olduğu su ve boru hatlarının müvekkili kooperatife devredildiğini, bu nedenle idari bir işlem olan Belediye Meclisi kararının iptal edilmedikçe davaya adli yargıda bakılamayacağını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davalının, bir idari işleme dayanarak dava konusu suyu kullandığı, davalıya suyu kullanma hakkı tanıyan idari işlem iptal edilmedikçe davanın adli yargıda görülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2013 tarihli, 2013/1154-3472 Esas-Karar sayılı ilamıyla uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiğinden söz edilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile taraflar arasında su rejimi kurulmak suretiyle davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."