(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/13935 E. , 2006/15642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.1.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düş
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/13935 E. , 2006/15642 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.1.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacıya ait 1050 parsel sayılı taşınmaz için davacının taşınmazını davalıdan satın aldığı 1990 tarihinden itibaren aralarındaki anlaşma uyarınca kullandığı 1454 ve 397 sayılı parseller arasındaki yolun geçit hakkı olarak tesisi istenmiş, davalı davacının geçici olarak buraya kullanmasına müsade ettiğini, ... yerde narenciye bahçesi yapacağını iddia ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne karar ..., hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek ... bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın ... bir değer tesbiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; I- Dosyada mevcut pafta örneğide 1050 parsel sayılı taşınmazın kuzey hudut komşusunun kuzey doğudan yola sınır olduğu görülmüştür. Yapılan her iki keşifte de bu yola ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, bu yol genel yol niteliğinde ise, davacı için bu yola bağlantı kurulacak şekilde bir geçit hakkı tesis edilip edilemeyeceğinin incelenmemiş olması doğru görülmemiştir. II- Kabule göre de; davacı parseli lehine geçit hakkı kurulmasına karar verilen bilirkişi krokisinde A işaretli güzergahın uluştağı yer bir umumi yol olmayıp 1454 parsel lehine 1618 parsel aleyhine evvelce kurulmuş bulunan geçit hakkıdır. 1618 sayılı parselin tapu kaydı celbedilerek malikinin kim olduğu araştırılmamış, davanın tarafları dışında 3. bir kişi olması halinde davaya katılımı sağlanmamış, dolayısıyla davacı parseli lehine kurulan A işaretli geçit hakkının güneyindeki umumi yolla bağlantısı kurulmamıştır. Ayrıca, ... mühendisi Gencer ... ile kadastro kontrol memuru ... ...'nin birlikte verdikleri 21.2.2005 havale tarihli krokili raporda, davalıya ait 1454 sayılı parsel ile 397 nolu parsellerin az da olsa batı ... yönünde meyilli oldukları, ... ... sularının ... ve kuzeyde bulunan parseller yönünden aktıklarını, 397 parselin 1050 parsel sınırından başlamak suretiyle güney yöne doğru parselin batı sınırında herhangi bir direnaj kanalına ve dereye bağlantısı olmayan, 1050 parsel sınırından yaklaşık 80 m. uzunluğunda kuzey-güney yönde 40x40 cm.lik su kanalı bulunduğunu, bu kanalın suyunun 1050 ve 395 parsellere doğru aktığını, 1454 sayılı parselin A, 397 parselin B işaretli kısmından geçit hakkı kurulması halinde 1454 parsel içinde ... bulunan narenciye fidanlarının köklerinin yükselecek olan taban suyundan zarar göreceğini ve fidanlarda kurumalar olacağını açıklamışlardır. İnşaat mühendisi ... ... ise 13.5.2005 günlü raporunda; 1454 sayılı parselin kuzey ... yönüne doğru meyilli olduğunu, 397 parselin kuzey batı köşesinden ve mevcut yolun altından 50 cm çapında iki adet büz yatırıldığı, arazi içinde biriken suların 397 parselin batısından ve kuzeyinden mevcut olan kanala akıtıldığı takdirde 1454 parselde suyun birikmesinin önlenmiş olcağını ifade etmiştir. Görüldüğü gibi davalının 1454 parselinin A işaretli ve bu arada 397 parselinde B işaretli kısmından geçit hakkı kurulması halinde 1454 sayılı parselde su toplanması olgusunun gerçekleşeceği bilirkişilerce belirtilmiş ve buna karşı alınabilecek önleme de değinilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konu üzerinde durulmayarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda I ve II. bentte yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 25.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.