T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1537 Esas KARAR NO : 2026/409 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 27/06/2024 NUMARASI : 2023/105 ESAS, 2024/185 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. M…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1537 Esas KARAR NO : 2026/409 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 27/06/2024 NUMARASI : 2023/105 ESAS, 2024/185 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili vakıfın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6721 sayılı ... Kanunu ile kurulduğunu ve anılan kanun ile vakfın isminin “...” olarak belirlendiğini, “...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayı ile özel korunan marka olarak kayıt altına alındığını, müvekkili vakfın kurulduğu günden beri "..." ibaresini birçok alanda kullandığını, anılan ibarenin şemsiye marka olarak kullanılması ile seri markalar meydana getirildiğini, bu markaların Türk Patent Marka Kurumu nezdinde müvekkili ... adına tescilli olmakla birlikte Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde de dünyanın birçok ülkesinde tescil edildiğini, müvekkili vakıfın 44 ülkede 9’u eğitim merkezi, 1’i üniversite olmak üzere 357 eğitim kurumu ile 41 yurtta, 42.107 öğrenciye eğitim-öğretim hizmeti verdiğini, dilekçeye konu https://....com.tr linkinde bulunan site incelendiğinde "..." ibaresinin sitede ana unsur olarak kullanıldığını, yine "..." ismine link verilmiş olduğunu linke tıklandığında https://....com.tr/ URL adresine yönlendirdiğini, https:// ....com.tr sitesindeki belgelerden anlaşılacağı üzere, https://....com.tr sitesini de aynı kişilerin yönettiğini, ayrıca bahse konu şirket ortağınca Türk Patent Marka Kurumu nezdinde ...tescil başvuru numaralı "... EĞİTİM KURUMU" markasının tescili için müracaat yapıldığını, bülten aşamasında yaptıkları itirazın kabul görerek markanın iptal edildiğini, İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2023/41 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, karşı taraf web sitesindeki "..." şeklindeki kullanımların, müvekkilinin marka tescillerinden kaynaklanan haklarına tecavüz niteliği taşıdığını ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek https://....com.tr linki ile erişim sağlanan internet sitesinin sahiplerinin ticari unvanı, kayıtlı oldukları ticaret odası ve ticaret sicil numaralarının tespitine, https://....com.tr linkleri ile erişim sağlanan internet sitesi üzerinden müvekkili vakfın tescilli ...sayılı "... . ", ... sayılı "... de türkiye" markalarının davalı tarafça internet üzerindeki kullanımları da dahil olmak üzere her türlü kullanımlarının tedbiren engellenmesine, "..." ibaresinin alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimde kullanımının tedbiren engellenmesine, https://....com.tr/ alan adlı siteye tedbiren erişimin engellenmesine karar verilmesini, Davalı şitket tarafından “...” markalarının her nevi kullanımının TEDBİREN ENGELLENMESİNE, Davalı şirket tarafından müvekkil vakfa ait ... sayılı markalarının kullanılması dolayısıyla ikame edilen davanın kabulü ile tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, davalı şirkete ait https://....com.tr/ url. linkinde yer alan sitevre engellenmesine ve özellikle marka ihlali teşkil eden tüm linklere erişimin engellenmesine, müvekkil vakfa ait markaların kullanıldığı her türlü doküman ve materyale el konulmasına, tabelaların sökülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 01.02.2013 tarihinde kurulduğunu, kuruluşundan bu yana sağlık, psikoloji, kişisel gelişim spor vb alanlarda eğitim almak isteyenlere eğitim vermek ve bu konuda danışmanlık yapmak üzerine faaliyet gösterdiğini, amaçları doğrultusunda kuruluşundan bu yana online ve örgün olmak üzere eğitimler verdiğini, davacı vakfın amacı ise dava dilekçesi ile ve gelen müzekkere cevapları doğrultusunda tüm dünyada okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar eğitimin her seviyesinde insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak örgün ve yaygın eğitim hizmetleri sunmak, burslar vermek, eğitimciler yetiştirmek ve eğitim alanında araştırma-geliştirme faaliyetlerinde bulunmak olduğunu, bu nedenle danışmanlık yapmakta ve eğitim sonucu sertifikalar düzenlemekte olduğunu, söz konusu bu sertifikaların üzerinde de davalının unvanının yer almakta olduğunu, davacı ... ve bu vakfa ait diğer 25 markanın sembol yahut başka bir ibaresi yer almadığını, davacı yanın 2016 yılında kurulduğunu, buna göre davalıdan çok daha sonra (3 yıl) kurulan ve faaliyet göstermeye başlayan davacının; davalının faaliyet gösterdiği alan ile ilgili olarak "bilgi" anlamına gelen "..." kelimesini de genel geçer bir kelime olarak kullanması herhangi bir şekilde marka tecavüzü olarak sayılmayacağını, "..." kelimesi TDK' ye Arapça kökenli bir kelime olup "bilgi ve kültür, öğretim ve eğitim sistemleri" anlamını içerdiğini, davalı tarafından da kullanımının genel bir kelime olmasından dolayı olduğunu, "..." kelimesin kendi başına tescil edilmemiş olduğunu, ... ve dava dilekçesi ile belirtilen diğer 25 marka da ... kelimesinin sağına ve soluna kelimeler getirilmek suretiyle oluşturulmuş olduğunu, markanın sembol ile de temsil edilmekte olduğunu, davacının markasına ait sembol ise kolaylıkla ayırt edilebilecek şekilde olduğunu, kullanılan renk ve sembol davacının markasını ilk bakışta makul ve orta zekalı birinin anlayacağı şekilde ayırt edici kılmakta olduğunu, öne çıkan husus "..." kelimesinden çok diğer etkenler olduğunu, eğitim almak isteyenler tarafından görsellerin farklı olduğu anlaşılabilir olduğunu, davacının markasında "..." kelimesinin bulunması salt davacının markasını yansıttığı anlamına gelmeyeceğini, markalar karşılaştırılırken tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenimin dikkate alınması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/06/2024 tarih ve 2023/105 Esas - 2024/185 Karar sayılı kararıyla; ''...Bu tespitlerden sonra davalı kullanımlarının davacı tarafın "..." ana unsurlu markalarına tecavüz talepleri değerlendirilmiş, davacı ... 17 Haziran 2016 tarihli 6721 sayılı Kanun ile kurulduğu, eğitim öğretim alanında faaliyet göstermekte olduğu, davacı vakıfın yukarıda yer verildiği üzere ... ibareli birçok markası olup, en eski tarihli markalarının koruma tarihi 18.09.2017 olduğu, davalı .... Ltd. Şti. 01.02.2013 tarihinde kurulmuş olup, dosyaya sunulu belgelerden T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün 02.03.2017 ve 10.05.2017 tarihli yazılarından davalı şirkete Çankaya/Ankara’da “Özel ... Uzaktan Eğitim Kursu” iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verildiği, davalı şirket tarafından www...com.tr alan adı 14.07.2017 tarihinde tahsis edildiği, söz konusu alan adına bağlı internet sitesinin fiili kullanımları 2018 yılı itibariyle tespit edildiği, www...com alan adı da 24.05.2023 tarihinde tahsis edildiği, davacı ...’ın “...” ibareli markalarının ilk marka koruma tarihi 18.09.2017 olduğu, davalının “...” ibareli alan adını kullanmasından öncesine ait olduğu, davalı tarafından 02.03.2017 ve 10.05.2017 tarihli yazılar ile Çankaya/Ankara’da “Özel ... Uzaktan Eğitim Kursu” iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alınmış ise de, anılan tarih itibariyle bu ad altında bir eğitim kurumunun faaliyette olduğuna ilişkin herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığı, davaya konu alan adlı internet sitelerinin içeriklerinde, ...”, “... Eğitim Kurumları”, “... ... Eğitim Kurumları Kurumları bir ... kuruluşudur” şeklinde kullanımlar bulunduğu, yine davalının internet sitesinde "...+şekil" şeklinde kullanımlar bulunduğu, bu kullanımların markasal kullanımlar olduğu, davacının tescilli markası ile ses, şekil ve anlam itibariyle birebir aynı kullanımlar olduğu dikkate alındığında davalı kullanımlarının davacı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiş ve ve SMK'nın 149. Maddesine göre davacı tarafın marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile tecavüz oluşturan doküman ve materyale el konulmasına, tabelaların sökülmesine ve “https://....com.tr/ alan adlı internet sitesine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın www...com.tr adresindeki ve diğer internet adresleri ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın "..." ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİ ile TECAVÜZÜN MEN'İ VE REF'İNE 2- Davacı tarafa ait markaların kullanıldığı, davalı tarafa ait her türlü doküman ve materyale EL KONULMASINA, tabelaların SÖKÜLMESİNE, 3- Davalı tarafa ait “https://....com.tr/ alan adlı internet sitesine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, karar kesinleştiğinde bu yönde erişim sağlayıcıları birliğine karar kesinleştiğinde müzekkere yazılmasına,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalının "..." ibaresine ilişkin kullanımının davacının marka hakkını ihlal eder nitelikte olmadığını,davalı şirketin 01.02.2013 tarihinde kurulduğunu, kuruluşundan bu yana sağlık, psikoloji, kişisel gelişim spor vb alanlarda eğitim almak isteyenlere eğitim vermek ve bu konuda danışmanlık yapmak üzerine faaliyet gösterdiğini, "..." kelimesi tdk' ye göre arapça kökenli bir kelime olup "bilgi ve kültür, öğretim ve eğitim sistemleri" anlamını içerdiğini, müvekkili tarafından da kullanımının genel bir kelime olmasından dolayı olduğunu, "..." kelimesinin kendi başına tescil edilmediğini, davacının markasına ait sembolün ise kolaylıkla ayırt edilebilecek şekilde olduğunu, eğitim almak isteyenler tarafından görsellerin farklı olduğu anlaşılabilir olduğunu, davacının internet sitesi ile müvekkiline ait internet sitelerinin tasarımı, renkleri, uyandırdığı intiba ilk bakışta anlaşılacak derecede farklı olduğunu, iltibasa yol açacak bir durumun bulunmadığını, davacı ve davalının internet sitelerinde kullanılan renklerden, dizayna, logo ve simgelere kadar her şey farklı olduğunu, davalının, "..." ibaresini davacının marka koruma tarihinden daha önce kullanmak suretiyle hak sahipliğini kazandığını, davalı şirketin 01/02/2013 tarihinde kurulduğunu, davacı ... ise 17/06/2016 tarihinde kurulduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacı vakıfın markaya ilişkin en eski koruma tarihinin 18/09/2017 tarihinde olduğu tespit edildiğini, davalı şirketin ise "özel ... uzaktan eğitim kursu"nu 02/03/2017 ve 10/05/2017 tarihli yazılar ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alarak açtığını, açıldığı tarih itibariyle de aktif olarak faaliyet göstermeye başladığını, bu tarihten beri aralıksız ve fasılasız olarak faaliyetine devam ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından "..." ibaresinin kullanımının davacı vakfın marka koruma tarihinden daha önce olduğunu, mahkemece bu hususta eksik araştırma yapıldığını, müvekkili şirketin "..." ibaresine ilişkin kullanımının aktif olarak ne zaman başladığının araştırılmadığını, müvekkili şirketin kurumu açtığı tarih itibariyle kullanıma başladığını, müvekkilinin verdiği kurs ve eğitimler denetim ve kontrolleri kapsamında gerçekleştiğinden müvekkili şirketin verdiği eğitimler, kurs kapsamında eğitim gören kursiyerler tespit edilebileceğini, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinde de milli eğitim bakanlığına müzekkere yazılarak müvekkili şirketin "özel ... uzaktan eğitim kursu" kapsamında verdiği 02/03/2017 - 31/12/2017 tarih aralığındaki eğitim ve kurslara ilişkin bilgi ve belgelerin celbi talep edildiğini, ancak yerel mahkemece rapora itirazlarının reddine karar verilerek eksik araştırma neticesinde hüküm tesis edildiğini, müvekkile ait internet sitesi yönünden verilen erişimin engellenmesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının, davacıya ait markanın tecavüzü niteliğinde bir kullanımı söz konusu olmadığını, müvekkilinin söz konusu markaya ait kullanımı daha eski tarihli olduğunu, müvekkilinin tüm ticari iş ve işlemlerini yürüttüğü internet sitesi olan "https://....com.tr/" 'ye erişimin engellenmesi yönünde verilen karar hatalı olduğunu, müvekkili şirketin uzaktan eğitim faaliyeti gösterdiğinden internet sitesi aracılığı ile eğitim verdiğini, online olarak yapılan kurs ve eğitimler bakımından bu internet sitesi kullanıldığını, siteye erişimin engellenmesi halinde müvekkili şirketin ticari itibarı, kursiyerler nezdinde oluşturduğu imaj ve güveni zarar göreceği gibi büyük bir maddi kayba da yol açacağını, erişim engeli kararının da kaldırılması gerektiğini, mahkeme ilamında davacı lehine iki defa vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 27/06/2024 tarihli ihtiyati tedbire itirazımızın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki ara karar da taraflarınca istinaf edildiğini, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini,davacı tarafın bildirmiş olduğu url adresleri hakkında erişim engeli getirilerek ihtiyati tedbirin genişletilmesi talep edildiğini, mahkemece verilen 27/05/2024 tarihli ara karar ile müvekkiline ait çeşitli sosyal medya hesaplarına ait yüzlerce url adresinin yayından kaldırılmasına karar verildiğini, söz konusu ihtiyati tedbir kararı müvekkil şirketin tüm sosyal medya hesapları ve internet sitelerini kapsayacak şekilde verildiğini, karara itiraz edildiğini, 27/06/2024 tarihli son celsede verilen ara karar ile yalnızca "https://....com.tr/" yönünden itirazın kabulüne karar verildiğini, ancak verilen tedbir kararı ile müvekkiline ait tüm internet siteleri, tüm sosyal medya hesaplarını kapsayacak şekilde yüzlerce linke erişim engeli getirildiğini, 27/06/2024 tarihli ara karar son celsede verildiğini, bu nedenle ara kararın hükümle birlikte istinaf edilmesi zarureti doğduğunu, 27/05/2024 tarihli tedbirin genişletilmesine ilişkin kararın, amaçlanan geçici korumanın sınırını aştığını ve müvekkilinin ticari faaliyetini imkansız hale getirdiğini, müvekkilinin bu hesaplar üzerinden müşterilere ve kursiyerlere eriştiği, bilgi verdiği ve iletişim kurduğu dikkate alındığında müvekkilinin ticari faaliyeti tamamen engellendiğini, müvekkiline ait sitelerin kapatılması üzerine müvekkili şirket faaliyetine devam edemeyecek olup büyük bir zarara uğrayacağını, ayrıca müvekkilinin itibarının zedelenmesine de yol açtığını, tedbir kararının hakkaniyetle bağdaşmadığını, tedbirin genişletilmesi nedeniyle müvekkilinin doğabilecek zararını teminen ek teminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de teminat yönündeki taleplerinin de dikkate alınmadığını beyanla mahkemece 27/05/2024 tarihli ara kararın ve esas hakkında verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Markaya tecavüzün tespiti ve men'i istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından; İlk derece mahkemesinin esas hakkındaki kararına ve ihtyati tedbir talebinin değerlendirmesine yönelik ara kararına karşı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 1-Davacı, "..." esas unsurlu tescilli markalarına dayanarak, davalı kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı önceye dayalı hak sahipliği ve kullanımların iltibas yaratmadığı savunmasında bulunmuştur. Yargıtay 11 HD 19.03.2018 Tarih 2016/8543 Esas 2018/2067 Karar; "... 4- Birleştirilen İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/13 Esas sayılı dosyasında davalı üniversite vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı üniversite 27.02.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6525 sayılı Kanunun 13. maddesi ile 2809 sayılı Yüksek Eğitim Kurumları Teşkilatı Kanununa eklenen 156. maddesi uyarınca kamu tüzel kişiliğine haiz bir ... üniversitesi olarak kurulmuş olup, üniversitenin tıp, diş hekimliği, eczacılık, sağlık bilimleri, eğitim, mühendislik fakültelerinden, meslek yüksekokulundan, eğitim bilimleri, fen bilimleri, sağlık bilimleri enstitülerinden oluşacağı anılan kanunda belirtilmiştir. Davalı üniversitenin bu alanlarda ... Üniversitesi ibaresini kullanım hakkı yasa ile kendisine tanındığından anılan ibareyi kullanmasının 556 sayılı KHK uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği nazara alınmaksızın birleştirilen İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/13 Esas sayılı dosyasında, davalı üniversitenin "..." ibaresini sağlık hizmetleri alanında markasal olarak kullanmasının, davacı şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu yönden İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/13 Esas sayılı dosyasında verilen kararın davalı üniversite yararına bozulmasını gerektirmiştir..."şeklinde karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Davacı vakfın 17/06/2016 tarihinde kanunla kurulduğu, 28.09.2016 başvuru tarihli "... + şekil" markasının 07.10.2016 tarihinde koruma markası olarak ... sayı ile tescil edildiği, yine davacı adına 2017 yılında ve devamı süreçte tescil edilen "..." ibareli seri markaları bulunduğu görülmüştür. Davalı şirketin her ne kadar 2013 yılında kurulduğu görülmüş ise de ibare kullanımının yer aldığı işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin yazıların 02.03.21017 ve 10.05.2017 tarihli oldukları, yapılan bilirkişi incelemesi ile 14.07.2017 tarihinde alındığı anlaşılan davalı yan alan adı içeriklerinde en eski fiili kullanımın 2018 yılı olarak tespit edilmesi karşısında önceye dayalı hak savunmasına itibar edilmesi mümkün bulunmadığı gibi tespit edilen tarihler ve davacı şirketin ibareyi kanuna dayalı olarak kullandığı (Yukarıda özetlenen emsal Yargıtay 11. HD ... kararı) dikkate alındığında önceye dayalı hak savunması yönünden ileri sürülen istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. 2- 6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı aynı kanun 7/2-3 maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz teşkil etmekle birlikte SMK 7/5-b madde uyarınca da; Kullanım hukuka uygun kullanım olmak koşulu ile malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması marka sahibi tarafından engellenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, hukuka uygun kullanım adı altında, başlangıçta tanımlayıcı da olsa, başkasının tescilli ve hükümsüz kılınıncaya kadar geçerli ya da ayırt edicilik kazanmış markasının aynısını ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılmasına da izin verilmemektedir. (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, Ocak 2023, Oniki Levha, 5. Baskı, sayfa:860) Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/11-697 Esas 2016/607 Karar 11.05.2016 Tarihli kararında;"...Davacı şirket adına 13.06.2000 tarihinden itibaren kayıtlı olup tek ve esaslı unsuru “...” olan ... numaralı marka hükümsüz kılınmadığı sürece herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari bir marka hakkı vermektedir. Dava ve başvuru konusu “...” ibaresinin davalı şirketçe kullanılması imkansız olup bu şekilde kullanım, 556 sayılı KHK’nın 12. maddesine de uygun değildir. “...” ibaresi davacı şirkete ait markanın asli unsurudur. Davacı taraf, bu ibareyi tek başına marka olarak almıştır. Tanımlayıcı bir ibare olarak kabul edilse bile marka davacı taraf adına tescilli bulunduğundan hükümsüz kılınmadıkça geçerlidir. Bu durumda mahkemece, marka tescilinin sahibine tescile konu kelime veya işaretin üçüncü kişiler tarafından her türlü kullanımını değil, iltibas oluşturacak benzerini kullanma veya tescilini engelleme hakkı tanıdığı, davacı markaları ile davalı markasının “...” emtiaları bakımından 556 sayılı KHK'nin 8/1-b hükmü anlamında benzer olmadıkları, diğer emtialar bakımından benzer oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacı adına tescilli “...” ...” emtiası yönünden kullanımla ayırt edici hale geldiğinden kabulü ile davanın “...” emtiası yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçelerle hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, davacı markaları ile dava konusu marka arasında “...” emtiası yönünden benzerliğin bulunmadığı, davalı markasındaki “kaymaklı” ibaresinin tanımlayıcı nitelikte kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir..." şeklinde karar verilmiştir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, davacı taraf adına tescilli markalarda yer alan ve aslen Arapça bir kelime olup, dilimize geçen “...” kelimesinin “eğitim” anlamına geldiği ve uyuşmazlığa konu tarafların faaliyet alanları olan eğitim ve öğretim alanında "tanımlayıcı" bir ibare olduğu, tanımlayıcı ve ayırt edici niteliği düşük ibarenin SMK 7/5 madde uyarınca ancak hukuka uygun kullanılması halinde kullanımına engel olunamayacağı, buna karşın yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı tarafından ibarenin markasal olarak ve davacının tescilli markası ile iltibas meydana gelecek şekilde kullanıldığının tespit edildiği, davalı kullanımın "hizmetin türünü ve niteliğini" belirtme amacını aştığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalı vekili tarafından uyuşmazlığın esası yönünden verilen ilk derece mahkeme kararına karşı ileri sürülen istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. 3-Davalı vekili tarafından, 27/05/2024 tarihli ihtiyati tedbir verilmesi konulu ara karara karşı ileri sürdüğü istinaf sebepleri incelendiğinde ise; Davalı vekili tarafından, 11.06.2024 tarihli dilekçesiyle ihtiyati tedbir ara kararına itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince mürafaa duruşmasının 27.06.2024 tarihli celsede değerlendirilmesine karar verdiği ve talep hakkında 27.06.2024 tarihli celsede karar verdiği ve tesis edilen 27.06.2024 tarihli gerekçeli ara kararın davalı vekiline 22.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK 103. Maddesine göre ihtiyati tedbire ilişkin davalar ve buna dair verilen kararlara karşı itiraz ve istinaf taleplerinin adli tatil içinde görülmesi mümkün bulunmasına karşın, davalı tarafından yasal süre dışına çıkılarak ara karara yönelik istinaf talebinin 06.09.2024 tarihli dilekçe ile yapıldığı anlaşılmakla yasal süre içerisinde yapılmayan ara karara yönelik istinaf talebinin reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin, ilk derece mahkemesinin esas hakkında veriği nihai karara ilişkin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir ara kararına yönelik istinaf talebi yasal sürede olmadığından HMK 346. Ve HMK 352/1-c USULDEN REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, İhtiyati tedbir ara kararına yönelik KESİN olmak üzere, esas hakkındaki nihai karara karşı ise HMK'nun 361. maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 11/03/2026