10. Hukuk Dairesi 2012/11480 E. , 2012/12440 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :76-447 Dava, Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... İnşaat San.Tic.Ltd Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin g…
**10. Hukuk Dairesi 2012/11480 E. , 2012/12440 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :76-447 Dava, Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... İnşaat San.Tic.Ltd Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 16.01.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 26. ve 87. maddeleri uyarınca davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; ... 'ne ait depoların çatı kaplama işinde çalışan işçilerden ... bastığı asbest levhanın kırılması sonucunda düşerek vefat etmiştir. Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/399 Esas 2009/694 K. sayılı dosyasında , alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; meydana gelen iş kazasında ... İnşaat Şirketi sorumlusu ... ... ...'ın 3/8 oranında, ... ait taşeron inşaat şirketi sorumlusu ... 'ın 3/8 ve vefat eden işçinin 2/8 oranında kusurlu olduğuna ve sanıkların cezalandırılmasına ve haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Ve bilindiği üzere, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı Kararında belirtilmekle "Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nin 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanıkla devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmakla mahkumiyet vaki olmadığından, hüküm bu süre de kesinleşmemektedir. Dosya içerisindeki ODTÜ öğretim üyeleri tarafından hazırlanan 27.02.2010 tarihli raporda; yapılan sözleşme gereğince anahtar teslimi sureti ile ,... tarafından işin yapımı diğer davalı şirketlere verildiğinden, ... 'nin kusursuz, asıl işveren ... İnşaat San.Tic.Ltd Şirketi 'nin %30 oranında, ... ait taşeron inşaatının %20 oranında, ceza dosyasındaki karar ile cezalandırılmalarına karar verilen ... İnşaat Şirketi sorumlusu ... 'ın %10 oranında, ... ait taşeron inşaatının sorumlusu ... 'ın %10 oranında ve vefat eden sigortalının %30 oranında kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği, mahkemece, bu rapor hükme dayanak alınarak davalı ... İnşaat San.Tic.Ltd Şirketi ve ... ait taşeron inşaatının % 70 oranıdan kusura göre davanın bu şirketler yönünden kabulüne ve davalılar ... ve ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, bu tür davalar kusur sorumluluğu esasına dayanmaktadır. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle yapılan işin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Mahkemece yapılacak yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp, alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenip ve tüm çelişkiler giderilerek karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, kusur aidiyeti konusunda eksik ve yetersiz incelemeye dayalı kusur raporu esas alınmak suretiyle sonuca varılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Kabule göre de, dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerekmektedir. Sigortalının hak sahibi olan ... yönünden; bu doğrultuda bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ve fiili ödeme tespit edilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Diğer bir husus, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, hak sahiplerinin yaşı, gelirin kesilme olasılığı ve iskonto oranı gözetilerek belirlenen tutarı ifade etmektedir. 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi ise, "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir." düzenlemesini içermektedir. İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibi Bedriye Doğan'a 16.01.2002 tarihinden itibaren bağlanan gelir, hak sahibinin aynı zamanda ölüm aylığına hak kazanması nedeniyle, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi uyarınca yarıya indirilmiştir. Kurumun, hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda, Kurumun ödemediği veya ödeyemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır. Dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi uyarınca yarıya indirildiği gerçeği karşısında, bu indirimin davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına da yansıtılması gereği üzerinde durulmaksızın, peşin sermaye değeri hesap tablosunun ilk satırındaki miktar esas alınarak sonuca varılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum ve davalılardan ... İnşaat San.Tic.Ltd Şirketi vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine, 26.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.