10. Hukuk Dairesi 2023/2560 E. , 2023/4244 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/239 E., 2022/477 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 154 günlük yurtdışı borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf…
**10. Hukuk Dairesi 2023/2560 E. , 2023/4244 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/239 E., 2022/477 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 154 günlük yurtdışı borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışı hizmet borçlanması yapmak için kuruma müracaat ettiğini, ancak davalı kurumun 31.12.1997-02.09.2008 dönemini borçlandırarak 03.06.1992-27.03.2015 tarihleri arasındaki ikamet süreleri dahil sigortalılık süresi bulunmasına rağmen 03.06.1992-31.12.1997 ve 03.09.2008 tarihinden sonraki dönemleri için borçlanmayı kabul etmediğini, davacının 01.12.2016 tarihinde kuruma başvurarak 03.06.1992-31.12.1997 ve 03.09.2008 tarihinden sonraya mal edilmek üzere 500 gün borçlanma talebinde bulunduğunu hizmet karşılığında 8.800 TL tutarı beyan usulü ile kurum hesabına yatırdığını, ayrıca 541 günlük askerlik borçlanması yaptığını ve kuruma bedelini yatırdığını, 06.12.2016 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu ancak kurumca eksik gün gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini, halbuki davacının toplam 4584 günlük hizmetinin bulunduğunu, kuruma verdiği hizmet belgesinden de yüzde 80-100 oranında malul ve çalışma gücü kaybının bulunduğunun anlaşıldığını, bu durumda 3600 günlük hizmetin bulunması ve yüzde 40 m üzerinde iş gücü kaybının bulunması, 15 yıllık sigortalılık süresinin bulunması koşullan ile 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine göre davacıya emekli aylığı bağlanmasının gerektiğini belirterek, davanın terditli olduğu dikkate alınarak, reddedilen dönemde yurt dışı borçlanması yapabilmesinin tespitine ve borçlanma bedelinin ödendiği dikkate alınarak tahsis talep tarihin takip eden 01.01.2017 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini, bu talebin haklı görülmemesi halinde davacının SSK hizmetleri de dikkate alınarak Hollanda mercilerince onaylanan sağlık raporları kapsamında tahsis talep tarihinden itibaren her halükarda 5510 sayılı Kanun'un 28 inci md. yer alan özür ve sakatlıktan dolayı yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile kurum işleminin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının 06.12.2016 tarihli talebinin 5225 gün prim ödeme gün sayısı şartını sağlamadığı tespit edildiğinden bahisle reddedildiğini, kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/19 E., 2019/407 K. sayılı kararı ile yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya münderacatına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının reddedilen dönemde yurtdışı hizmet borçlanması yapıp yapamayacağı ve borçlanma bedelinin ödenmiş olması karşısında 01.01.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı, bunun kabul edilmemesi halinde 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine göre özür ve sakatlıktan dolayı yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkin olup, mahkememizin 2017/45 E. sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde 06.04.2017 tarihinde davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, istinaf edilen karar ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2017/1505 E. 2017/1577 K. ve 19.10.2017 tarihli ilamı ile mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve mahkememizin 2017/495 Esasına kaydı yapılmış, yapılan yargılama neticesinde 15.02.2018 tarihinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş ve istinaf edilen söz konusu karar ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 2018/1158 E. 2018/2093 K. 11.12.2018 tarihli ilamı ile mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve mahkememizin işbu esasına kaydı yapılarak iade gerekçesi doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; davacının 05.09.2003 tarihinde vatandaşlıktan çıktığı, 09.02.2014 tarihinde tekrar vatandaşlığa alındığı, davacının 10.01.2013 tarihli borçlanma dilekçesine istinaden kurumun davacıya 31.12.1997-02.09.2008 tarihleri arasında 3842 günlük borç tahakkuk cetveli gönderdiği, davacının 04.03.2014 tarihinde borçlanma bedelinin tamamını ödediği, ancak kurumun sonraki işlemi ile davacının vatandaşlıktan çıktığı dönemi dışlayarak davacının ödediği miktarı 31.12.1997-04.09.2003 ve 09.02.2004-02.09.2008 tarihleri arasına mal ettiği ve davacının toplam 3688 gün borçlandınldığı, davacının 30.11.2006 tarihli borçlanma talep dilekçesi ile 1993 sonrası 650 gün, 01.12.2016 tarihli borçlanma talep dilekçesi ile 03.06.1992-31.12.1997 ve 03.09.2008 tarihinden sonraki süreleri kapsayacak şekilde 500 gün borçlanma talebinde bulunduğu, kurumun tahakkuk cetveli göndermediğinden bahisle 500 gün borçlanma bedeli karşılığı 8.800,00 TL'yi 01.12.2016 tarihinde ödediği ve davacının askerlik borçlanması ve yapılan ödeme de nazara alınarak yaşlılık aylığının bağlanmasını talep ettiği, davalı kurumun davacının 4584 gün prim ödemesi olduğu 5225 gün şartını yerine getirmediğinden davacının tahsis talebini reddettiği, taraflar arasındaki anlaşmazlık davacının yurtdışı borçlanma bedeli olarak ödediği 8.800 TL'nin ve davacının ilk tahakkuk cetveline göre vatandaşlıktan çıktığı dönemi kapsayan 154 günlük borçlanma bedelinin kurum tarafından borçlanılan gün sayısı olarak dikkate almaması nedeni ile bunların davacının yurtdışı sigorta belgesine göre borçlanıp borçlanamayacağına ilişkin olup, Lahey Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliğinin 15.01.2018 tarihli yazısı içerğine göre davacı ... adına 16.11.2016 tarihli Hizmet ve İkamet Belgesi'nin düzenlendiği ve bu belgeye göre Hollanda'da resmi ikametinin başlangıç tarihi olan 07.01.1993 ile belgenin düzenlendiği tarih olan 16.11.2016 tarihleri arasında Hollanda Sigorta Kurumu tarafından yaşlılık aylığı bakımından sigortalı olduğu, yine aynı belgeye göre davacı ...'ın 31.12.1997-03.09.2008 tarihleri arasında bir işveren adına ücretli olarak çalıştığı, hastalık, işsizlik ve maluliyete karşı sigortalılık süreleri fiili hizmetinin bulunduğu, hastalık ve işsizlik ödenekleri ile maluliyet aylığına hak kazanabilmeleri için kişilerin ikamete dayalı sigortalılık sürelerinin bulunmasının yeterli olmadığı, fiili hizmet süresinin arandığı, ...’ın Rotterdam Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ateşeliği tarafından düzenlenen hizmet ve ikamet belgesinin 16.11.2016 tarihli olsa da T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu kayıtlarına göre davacının halen Hollanda'da ikamet ettiği ve ikamet esasına dayanan yaşlılık sigortasının bulunduğunun belirtildiği, ancak ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2018/1158 E. 2018/2093 K. ve 11.12.2018 tarihli iade gerekçesi doğrultusunda tekrar Rotterdam Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ateşeliği tarafından dosyaya ibraz edilen 12.08.2019 tarihli belge içeriğine göre davacı ...'a Hollanda ülkesinden bağlanan WAO= maluliyet ödeneğinin transfer edilebilir bir nitelikte olduğu, ikamet şartına dayanmadığı, gene iade gerekçesi doğrultusunda bilirkişi Arif Aytürk'ten alınan rapor içeriğine davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı ve kurumca kabul edilmeyen ve davacı tarafça 01.12.2016 tarihinde ödemesi yapılan 8.800,00 TL karşılığı 154 günlük borçlanma süresinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B. İstinaf Sebepleri: Davalı kurum vekili, yerel mahkemenin talep konusu dışında hüküm kurduğunu, davacının ilk talebinin kurum reddettiği tarihte borçlanma yapabileceğinin tespiti ile 01.01.2017 tarihinden itibaren aylık almaya hak kazandığının tespiti talebidir. Mahkemenin bu husus gözden kaçırarak hüküm kurduğunu, ayrıca davacının ilk sigortalı olduğu tarih 09.01.1984 olup bu tarih itibariyle malul olduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığını, maluliyet aykırılığı için Türkiyede sağlık kuruluşlarına başvurarak belgelemesi gerektiğini davanın tedritli açıldığını, reddi gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2018 tarih ve E.2017/2706, K.2018/1146 sayılı karan ile dosya kapsamına göre davacının Hollanda'da Türk vatandaşı olarak bulunduğu 154 gün daha borçlanma hakkı olduğundan davacı tarafından yapılan bu ödemenin davacının hizmet cetveline işlenmesi gerektiği, Mahkeme kararında "8.800,00 TL karşılığı 154 günlük borçlanma denilmiş ise de; kurumun 02.05.2019 tarihli yazısından 154 günlük borçlanma bedeli karşılığının 1623,14 TL olduğunun sabit olduğu, bu huşunun maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde düzeltilebileceği; davacı tarafından yapılan 154 günlük ödeme de davacının hizmet cetveline işlendiğinde davacının toplam 5238 gün prim ödeme günü olacağından 506 sayılı kanunun geçici 81/B-e bendine göre yaşlılık aylığı şartlarına sahip olacağı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 10.03.2022 tarih ve E.2021/8514, K.2022/3418 sayılı kararında; "Somut olayda; 20.08.1965 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihinin 09.01.1984 tarihi olduğu ve bu tarihten 24.05.1985 tarihine kadar 506 sayılı Kanun kapsamında Türkiye'de geçen 355 gün sigortalı çalışmasının bulunduğu, 10.01.2013 tarihinde yurtdışında bulunan hizmetlerini borçlanmak için davalı kuruma başvuruda bulunduğu, davalı kurum tarafından 31.12.1997-02.09.2008 tarihleri arasındaki 3842 gün karşılığında 40.104,33-TL borç tahakkuk işlemi yapıldığı, davacı tarafından 04.03.2014 tarihinde bu tutarın ödendiği, davacının reddedilen 03.06.1992-31.12.1997 ve 03.09.2008 tarihinden sonraki dönem için 500 günlük ek borçlanma yapmak istediği ancak kurum tarafından cevap verilmeden beyan usulüyle 8.800 TL'yi 01.12.2016 tarihinde ödediği, ayrıca 541 gün askerlik borçlanması yaparak yine aynı tarihte 9.504,29 TL ödediği, 06.12.2016 tarihinde tarafına 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunduğu ancak kurum tarafından davacıya 09.01.1984-02.09.2008 tarihleri arası toplam 4584 prim ödeme gün sayısı bulunduğu belirtilerek 5225 gün şartını yerine getirmediğinden tahsis talebinin reddedildiği, davacının 21.07.2003 tarihli ve 2003/3 sayılı İçişleri Bakanlığı kararı ile vatandaşlıktan çıkmasına izin verildiği ve Türk vatandaşlığından çıkma belgesini teslim aldığı 05.09.2003 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybettiği ve yeniden İçişleri Bakanlığı'nın 09.02.2004 tarih ve 2-2004/8 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığını kazandığı, davalı kurum tarafından 31.12.1997-02.09.2008 tarihleri arasındaki 3842 gün üzerinden düzenlenen borç tahakkuk cetveli detaylarında "çalışma ve işsizlik süreleri’ne ilişkin 31.12.1997-04.09.2003 tarihleri arasında 2045 gün ve 09.02.2004-02.09.2008 tarihleri arasında geçen 1643 gün olmak üzere toplam 3688 gün karşılığı olmak üzere 38.496,82 TL olarak bilahare değişiklik yapıldığı, bu döneme ilişkin ödemenin 3842 gün karşılığı olmak üzere daha önce 40.104,33-TL olarak davacı tarafından 04.03.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, aradaki fark olan 154 günün davacı tarafından borç tahakkuku neticesinde karşılığı ödenen ancak vatandaş olmadığı döneme ait olması nedeniyle kurum tarafından bu sürenin dışlandığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararından sonra, kuruma yazılan müzekkere ile 154 günlük ödemenin hizmetten sayılıp sayılmadığının sorulması üzerine, davalı kurumca; sehven yapılan 154 günlük borçlanma bedeli olan 1.623,51 TL'nin düşüldükten sonra 650 gün karşılığı için 11.419,20 TL yerine 9.800,00 TL ödemesinin yeterli olacağının sigortalıya bildirildiği, sigortalının yapmış olduğu 500 günlük 8.800,00 TL ödemenin de sigortalının hizmetinden sayıldığı bildirilmiş, yazı ekinde yer alan hizmet cetvelinin incelenmesinde söz konusu 500 günlük sürenin daha önce borçlanma kapsamı dışında tutulan 01.01.1992-20.05.1993 tarihleri arasına hasredildiği görülmektedir. Kurum, 10.01.2017 tarih ve 13100156 sayılı yazısında ayrıca, Türkiye-Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri gereğince malullük aylığının tek taraflı olarak bağlandığını, davacıya Hollanda sigorta merciince maluliyet aylığı bağlandığından bu talebin incelenemeyeceğinin belirtildiği görülmektedir. Mahkemece, davacının sigortalılık süresinin toplam 5238 güne tekabül ettiğinden ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-e bendine göre yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının oluştuğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde; davacının Türkiye'de 09.01.1984- 24.05.1985 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında geçen sigortalı çalışmaları karşılığı 355 gün, askerlik borçlanması nedeniyle 05.06.1985-05.12.1986 tarihleri arasında 541 gün; kurum tarafından ihtilafsız olarak kabul edilen yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması neticesinde "çalışma ve işsizlik süreleri"ne ilişkin 31.12.1997-04.09.2003 tarihleri arasında 2045 gün ve 09.02.2004-02.09.2008 tarihleri arasında geçen 1643 gün olmak üzere toplam 3688 gün; yine kurumca kabul edilen 01.01.1992-20.05.1993 tarihleri arasında geçen 500 günü bulunduğu; bu 500 günlük dönem yönünden kurum tarafından prim borcu hesaplanırken davacının sehven ödediği 154 günün prim karşılığının düşülmesi karşılığında hizmet cetveline yansıtıldığı, bu haliyle davacının toplam 5.084 prim gün sayısı bulunduğu, Mahkemece, 154 günün mükerrer olarak prim gün sayısına eklenmesi suretiyle 5.238 prim gün sayısına ulaşıldığı anlaşılmakla; 154 günlük prim yönünden yeniden değerlendirme yapılarak ve şartları oluştuysa süre verilerek davacının prim ödemesinin sağlanması ve sonucuna göre talep edildiği üzere davacının, yaşlılık aylığı ya da şartlan oluşmadığı takdirde 5510 sayılı kanunun 28. md. yer alan özür ve sakatlıktan dolayı aylığa hak kazanıp kazanmadığı değerlendirilerek talepleri yönünden bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karan ile tanık beyanlan, işe giriş bildirgeleri, imza incelemeleri, puantaj kayıtları dikkate alınarak; davacının davalı işveren Bozkurt Zirai ürünler Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne ait 1210811.35 sicil sayılı işyerinde 10.09.2005-24.06.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 1645 gün çalıştığı, 607 günlük çalışmasının kuruma bildirildiği, 1038 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili, kararın eksik araştırma ile verildiğini beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 154 günlük yurtdışı borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali talebidir. 2. İlgili Hukuk Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma karan ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykın bir şekilde, ikinci bir bozma karan verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karan, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı karan) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma karannın kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir Bozma karanna uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yaranna usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Önceki bozma ilamında; "... Dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde; davacının Türkiye'de 09.01.1984- 24.05.1985 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında geçen sigortalı çalışmaları karşılığı 355 gün, askerlik borçlanması nedeniyle 05.06.1985-05.12.1986 tarihleri arasında 541 gün; kurum tarafından ihtilafsız olarak kabul edilen yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması neticesinde "çalışma ve işsizlik süreleri"ne ilişkin 31.12.1997-04.09.2003 tarihleri arasında 2045 gün ve 09.02.2004-02.09.2008 tarihleri arasında geçen 1643 gün olmak üzere toplam 3688 gün; yine kurumca kabul edilen 01.01.1992-20.05.1993 tarihleri arasında geçen 500 günü bulunduğu; bu 500 günlük dönem yönünden kurum tarafından prim borcu hesaplanırken davacının sehven ödediği 154 günün prim karşılığının düşülmesi karşılığında hizmet cetveline yansıtıldığı, bu haliyle davacının toplam 5.084 prim gün sayısı bulunduğu, Mahkemece, 154 günün mükerrer olarak prim gün sayısına eklenmesi suretiyle 5.238 prim gün sayısına ulaşıldığı anlaşılmakla; 154 günlük prim yönünden yeniden değerlendirme yapılarak ve şartları oluştuysa süre verilerek davacının prim ödemesinin sağlanması ve sonucuna göre talep edildiği üzere davacının, yaşlılık aylığı ya da şartlan oluşmadığı takdirde 5510 sayılı kanunun 28. md. yer alan özür ve sakatlıktan dolayı aylığa hak kazanıp kazanmadığı değerlendirilerek talepleri yönünden bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. Bozma ilamında, 154 günün mükerrer olarak prim gün sayısına eklenmesi suretiyle 5.238 prim gün sayısına ulaşıldığı tespiti yapılmış olup Mahkeme tarafından uyulan bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, aylık bağlanması için gereken 154 güne ilişkin prim borcunun tamamlatıl m ası gerektiği belirtildiği halde tamamlatılmadığı anlaşılmakla; davacıya süre verilerek davacının eksik ödenen prim ödemesinin sağlanması ve sonucuna göre bozma ilamında belirtildiği üzere aylık koşulları yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.04.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.