9. Ceza Dairesi 2022/16172 E. , 2023/4408 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu
**9. Ceza Dairesi 2022/16172 E. , 2023/4408 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2019 tarihli ve 2019/246 Esas, 2019/510 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2020/237 Esas, 2020/247 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.12.2021 tarihli ve 2021/15076 Esas, 2021/9614 Karar sayılı kararı ile soyut ve yetersiz gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin uygulanmaması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/293 Esas, 2022/201 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. kararı verilmiştir. 5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.12.2022 tarih ve 9-2022/111975 sayılı iade, temyiz ret ve onama görüşlü tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Suç tarihi net olarak belli olmadığına, cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. B.Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin uygulanması gerektiğine, teşdit uygulamayıp takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğuna, ilişkindir. C.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin uygulanması gerektiğine, teşdit uygulamayıp takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğuna, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece "Sanık hakkında çocuğun cinsel istimarı suçundan mahkememizce yapılan yargılama neticesinde sanığın 15 yaşını doldurmamış mağdureye karşı işlediği ve sübut bulan eylemi nedeniyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, verilen hükmün temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/15076-9614 E-K. sayılı ilamı ile sanık hakkında TCK 62. maddesinin uygulanmadığından bahisle bozularak mahkememize gönderilmiş olmakla yeniden yapılan yargılamasında, Sanık savunmasında; iddia edildiği gibi Kasım 2016 yılında İstanbul'da bulunmadığını, bu nedenle atılı suçu işlemediğini beyan ederek suçlamaları reddetmiş ise de, Mağdurun ve katılan annenin beyanlarında belirtildiği üzere, sanık ile mağdurun gezmek maksatlı olarak 2016 yılı yaz aylarında birlikte gittikleri ve mağdurun beyanları ile bu gezi sırasında sanığın, kızının evine mağduru götürdüğü, atılı eylemi işlediği yönündeki anlatımlarının, sanığın 2016 yılı Temmuz ayında geldiğinde mağdur ile birlikte gezmek maksatlı olarak çıktıklarını, Çekmeköy'deki kızının evine gittiklerini kabul ve beyan etmesi, mağdurun kendisine yönelik işlendiğini belirttiği eylemin sanık ile yemek yemek maksatlı olarak çıktıklarında gerçekleştiği yönündeki beyanları gözetildiğinde, olay tarihini olaydan çok sonra şikayete konu olmuş olması da göz önüne alındığında yanlışlıkla Kasım ayı olarak belirtmesinin kabul edilebilir olduğu, bu nedenle sanığın savunmasında Kasım ayında İstanbul'da olmadığı ve atılı suçu işlemediği yönündeki savunmalarının bu gerekçe ile yerinde olmadığı, Sanık 2016 yılı Temmuz ayında ailecek görüştüğü mağdure ile iki sefer mağdureyi gezdirmek amacıyla götürdüğünü, annesinin rızasının bulunduğunu, mağdurenin Çin lokantasına gitmek istemesi nedeni ile gitmek istediği yerin hoşuna gitmemesi üzerine götürmediğini, mağdure ile tartışma yaşadığını, bu sırada kızının kendisini arayarak Rize'ye gidecek eşyalar olduğunu söylemesi üzerine lokantaya gitmek amacıyla gittikleri Acıbadem mahallesinden kızının Çekmeköy'de ki evine mağdure ile birlikte gittiğini, mağdureyi araçta bırakarak eşyaları almak üzere eve çıktığında mağdurenin kendisine mesaj attığını ve lavaboya gitmek istediğini söylemesi üzerine eve gelebileceğini söylediğini, mağdurenin bunun üzerine eve geldiğini, evde iken mağdurenin kendisine istediğim yere götürmüyorsun beni dolaştırıyorsun deyip serzenişte bulunması üzerine iki kez tokatla vurduğunu ve mağdureyi alarak evine götürdüğünü, kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunmadığını beyan etmiş ise de, Sanık savunmasında mağdure ile birlikte 2016 yılı Temmuz ayı gibi kendi kızının evine gittiklerini kabul ettiği, yine sanığın kabul ettiği - her ne kadar tokatla vurmuş olmasını kastettiğini belirtmiş ise de - whatsap yazışmalarında mağdureye söylememesini istediği hususunda mesaj atmış olması, mağdureye internetten oyun alabilmesi için kredi kartını bir kez verdiğini savunmuş ise de sanığın kredi kartı ekstrelerinden kredi kartı ile mağdurun bir çok kez alışveriş yaptığının sabit olduğu, bu hususu sanığın bilmemesinin ve rızası dışında yapılan harcamaya müdahale etmemesinin olağan kabul edilemeyecek olması, yine sanığın yargılamaya konu olaydan sonraki dönemlerde İstanbul'a geldiğinde mağdurenin okumuş olduğu okula giderek okul çıkışı mağdureyi okuldan aldığı, mağdure ile sanığın whatsap üzerinden sürekli olarak görüşüyor oluşu, hususları birlikte değerlendirildiğinde mağdure ile sanık arasında yaşanan ilişkinin mağdurenin anlatımlarında belirttiği maddi olayla uyumlu olduğu, sanığın savunması ile tespit olunan hususların çelişkiler içerdiği, bu nedenle sanığın savunmalarına itibar edilmemiş olup, Mağdur beyanlarının maddi delillerle doğrulanmış olması, yaşı küçük mağdurenin soruşturma aşamasında olaya ilişkin uzman eşliğinde beyanlarının tespit edilmiş oluşu, mağdurenin yeniden beyanlarının yargılama safahatında alınması halinde örseleneceği ve psikolojisinin zarar görebileceği, ayrıca açıklattırılması gereken başkaca husus da bulunmadığından yargılama sırasında yeniden beyanı tespit yoluna gidilmemiş, görüntü kayıtları izlenmek suretiyle yetinilmiş olup, Yapılan değerlendirme neticesi; Mağdurenin beyanlarında belirttiği üzere korkması nedeni ile olayın hemen sonrası şikayette bulunamamasının sanığın mağdureye göndermiş olduğu mesajlarla baskısını devam ettirdiği de gözetildiğinde kabul edilebilir oluşu, Mağdurenin olaya ilişkin mesajlar, kredi kartı ekstreleri, sanığın çelişkili savunmaları, birlikte değerlendiriğinde; sanık ile mağdurenin ailecek görüştükleri, sanığın bu samimiyet çerçevesinde mağdure ile ilişki kurduğu, kurmuş olduğu bu ilişki sırasında günü tam olarak belirlenememekle birlikte 2016 yılı Temmuz ayı gibi İstanbul'a gelen sanığın gezdirmek ve yemek yedirmek amacıyla ailesinin de rızası dahilinde mağdure ile birlikte dışarı çıktığı, bu aşamada eşya alacağı bahanesi ile mağdureyi Çekmeköy ilçesinde bulunan kızının evine götürdüğü, evin içerisinde iken 14 yaşında bulunan mağdurenin kıyafetlerini çıkararak vücudunun çeşitli bölgelerine dokunup, mağdurenin istememesine rağmen sürtünmek suretiyle boşaldığı, cinsel amaçlı tatmin olduğu, sanığın bu eylemini para vererek ve istediklerini yaparak ... tesis etmiş olduğu ve yakınlık kurduğu mağdureyi kimsenin bulunmadığı ikamette iken aralarındaki yaş farkı da gözetildiğinde kurmuş olduğu baskı ve ortamdan kaynaklı mağdurenin korkması, dirençte bulunamamasını kullanan sanığın kızının evinde cinsel amaçlı olarak mağdureye yönelik sürtünmek ve vücudunun çeşitli bölgelerine dokunarak cinsel saldırıda bulunduğu şeklinde somut olayın sübut bulduğu, İddianamede her ne kadar zincirleme biçimde cinsel saldırıda bulunduğu sevk maddelerinde belirtilmiş ise de iddianamede anlatılan vakıanın tek bir olay olduğu, farklı tarihlerde cinsel saldırı oluşturacak herhangi bir eylemden bahsedilmediği de gözetildiğinde Yapılan yargılama, toplanan deliller bir arada değerlendirilmiş böylece sanığın Temmuz 2016 döneminde mağdureye karşı işlemiş olduğu sübut bulan cinsel saldırı eyleminin çocuğa karşı cinsel istismar suçunu oluşturduğundan sanığın cezalandırılmasına, bozma ilamı doğrultusunda cezasında TCK 62. Maddesinin uygulanmasına karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına ilişkin gösterdiği gerekçe yerinde, yeterli olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir 4. Onama sebebine uygun olarak Tebliğnamede iade ve temyiz ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/293 Esas, 2022/201 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2023 tarihinde karar verildi.