Başvuru, arabulucular sicilinden silinme işleminin tesis edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, arabulucular sicilinden silinme işleminin tesis edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruya konu olayların meydana geldiği süreçteki olağanüstü hâl (OHAL) şartlarına, OHAL ilanına ve uygulanan tedbirlere ilişkin genel bilgiler için bkz. Şükran Dağ Cabir, B. No: 2019/19839, 15/3/2023, §§ 5- Van Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapan ve aynı zamanda arabuluculuk faaliyetinde bulunan başvurucunun arabulucular sicilindeki kaydı Adalet Bakanlığının (Bakanlık) 22/8/2017 tarihli işlemiyle silinmiştir. İşleme ilişkin olarak Bakanlık tarafından gönderilen bildirimde başvurucunun terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak şartını taşımadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu işlemin iptal edilmesi talebiyle 12/10/2017 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan terör örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçesiyle arabuluculuk sicilinden silinmesine ilişkin işlemin usule ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu; kendisine savunma imkânı verilmeden, hakkında hiçbir maddi veri olmadan uydurma bir iddia ile yaptırım uygulandığını, mevzuatta sonradan yapılan bir düzenlemenin geçmişe dönük uygulandığını, masumiyet karinesinin, hukuki güvenlik ilkesinin ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğini belirtmiştir. İdare tarafından Mahkemeye sunulan 27/11/2017 tarihli savunma dilekçede; başvurucunun 2017 yılında PKK/KCK terör örgütünün propagandasını yapma suçu, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçlarından hakkında soruşturma yürütüldüğü, akabinde görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme bunların hareketlerine katılma ve terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, söz konusu ceza yargılamasına Van Ağır Ceza Mahkemesince devam edildiği ifade edilmiştir. Mahkeme 17/4/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu hakkında PKK terör örgütü propagandası yapma ve bu örgütle ilgili olarak kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, bu yürüyüşlere katılma suçlarında çeşitli mahkemelerde kovuşturmaların devam ettiği, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu, İdare Mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf başvuru dilekçesinde; kararın masumiyet karinesine aykırı olduğunu, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, mevzuatta yapılan değişikliğin sonraki arabuluculuk siciline kabule ilişin uygulanması gerektiğini, kararın gerekçesiz olduğunu ve söz konusu davaların bir siyasi partinin Van örgütlenmesinde demokratik haklar kapsamında yaptığı siyasi faaliyetler sırasında geçen olaylar nedeniyle açıldığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, hakkında bir dava açılmış olmasının terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olarak kabul edilebilmek için yeterli görülmesinin hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 12/9/2019 tarihli kararıyla istinaf talebinin kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; İdare Mahkemesince verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 7/10/2019 tarihinde öğrendikten sonra 14/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Van Ağır Ceza Mahkemesinin 8/11/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütü propagandası yapma suçu ile görevli memura direnme suçu bakımından beraatine, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, suçtan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; kamera kayıtlarının incelenmesi, Görüntülü İnceleme ve Olay tutanakları ile tanık beyanları dikkate alındığında başvurucunun bir grupla hareket ederek 2911 sayılı Kanun'a aykırı olan bir gösteriye katıldığı, eylemci grup içinde bulunan başvurucunun gruba öncülük edip grubun dağılması yönünde yapılan anonslara rağmen grubun bir arada kalmasını sağladığı, grubun amaçladığı eylemlerini devam ettirmesi için çaba gösterdiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme ve terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı ifade edilmiştir. Beraat kararı, istinaf kanun yoluna başvurulmadığından 16/11/2019 tarihinde kesinleşmiştir. HAGB ve denetimli serbestlik kararına karşı başvurucunun yaptığı itiraz Van Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kararın usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, Anayasa Mahkemesine sunduğu 22/3/2021 havale tarihli dilekçesinde hakkındaki beraat kararının kesinleşmesi sonucu Arabuluculuk Daire Başkanlığına yeniden sicile kaydolmak için yaptığı başvuru olumlu sonuçlandığından arabulucu olarak sicile tekrar kaydedildiğini ifade edilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.