6. Hukuk Dairesi 2011/6690 E. , 2011/11020 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının teslimi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; …
**6. Hukuk Dairesi 2011/6690 E. , 2011/11020 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının teslimi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların birlikte yaşadıkları dönemde yaşanan kavga sonucunda davacının terke zorlandığını, bu olaydan sonra davacının hiçbir ziynet veya kişisel eşyasını alamadan babasının evine gittiğini, ziynet eşyalarına el konulduğunu ileri sürerek ziynet eşyalarının taraflar arasında ortak paylaştırılmasına ve yarısının teslimine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, ziynetlerin iddia edilenden daha az olduğunu, davalının altınları sokağa attığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın 17 adet bilezik, 22 adet çeyrek, 2 adet yarım altın ile 1 adet takı seti ve 1 adet alyansın davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise miktara karşı çıktığı gibi davalının altınları sokağa attığını savunmuş, bu konuda dinlenen tanık ise davacının tartışma sırasında altınları sokağa attığını sokağa atılan altınların bir bilezik ve birkaç küçük altın olduğunu belirtmiştir. Mahkemece 20 gr ağırlığında 966 TL tutarlı 22 ayar altın bilezik ile 258 TL tutarlı üç adet çeyrek altının aynen iadesi olmadığında bedelinin tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Davacı, dava konusu ziynet eşyalarının varlığını ispat yükü altındadır. Dosya kapsamındaki toplanan deliller ile davacı, davanın reddedilen kısmı yönünden iddiasını kanıtlayabilmiş değil ise de, davacının yemin deliline de dayanmış olduğundan dava dilekçesinde belirtilen altınların davalıda kaldığının ispatına yönelik olarak davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de davacı taraf dilekçesinde harca konu ziynet alacağının yarısını talep etmiş olduğundan bu miktar esas alınarak kabul ve reddedilen kısma göre vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde davalı lehine fazla vekalet ücreti takdiri de doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.