(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/15065 E. , 2013/8603 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının mümkünse aynen iadesi, değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hü…
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/15065 E. , 2013/8603 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının mümkünse aynen iadesi, değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, Tarafların 38 yıldır evli olduklarını, davalının 18/10/2010 tarihinde davacıya şiddet uygulayarak ve darp ederek müşterek haneden kovduğunu, bu tarihten itibaren davacının annesinin ve çocuklarının yanında kaldığını, daha önce de sık sık davacıya hakaret ettiğini, ailesini ve davacıyı hırsızlıkla suçladığını, davacının evden ayrılması için baskı yaptığını, tarafların oturduğu 3 katlı müşterek haneyi birlikte yaptıklarını ancak tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, evin yapımı sırasında davalının, davacının altınlarını satarak evi yaptırdığını, evin yapımı sırasında davacıya ait tanesi 30 gr dan 7 adet bilezik ile 5 adet gremse altının satıldığını, belirterek 7 adet bilezik, 5 adet büyük gremse altının aynen davacıya iadesini ya da bedeli olan 20.130 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı duruşmalara gelmediği gibi cevap da vermemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı, davaya konu 7 adet bilezik, 5 adet büyük gremse altının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, davalı tarafından alınarak bozdurulduğunu ve iade edilmediğini ispat yükü altındadır. Olayımıza gelince, davacı kadın evi terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyalarının davalıda kaldığını, davalı tarafından satılarak evin yapımına harcandığını ve daha sonra kendisine iade edilmediğini, dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde "her tür yasal delil" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.